Libya'daki savaş suçları BM raporuna yansıdı

İç savaş ile birlikte tüm kaynaklarından mahrum kalan, istikrarsız yapısı ile Körfez’in en fakir ülkeleri arasındaki yerini hızla alan, insan hakları ihlalleri ile sürekli olan gündeme gelen Libya’da düzen sağlanabilir mi?

Akdeniz’in kıyısında, Mısır, Cezayir, Nijer ve Çad ile komşu olan Libya’nın parçalanmasına neden olan olaylar silsilesi ilk olarak 2011 yılı başlarında görünür hale gelmişti.

Müdahaleler savaşın bitmesini önlerken kitlesel yıkımın adım adım ülke geneline yayılmasında da rol oynadı. ABD ve Birleşmiş Milletler tarafından ağır yaptırımlar Kaddafi Libya’sını ezerken, İngiltere, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’dan oluşan koalisyonun ülkeye son darbeyi vurması elbette bugünlerin habercisi olmuştu.

ABD’nin isyancılara yardımı, NATO’nun kara ve hava saldırıları düzenlemesine ortam hazırlayan elbette CIA ve MI6’nın bölgedeki çalışmaları olmuştu. İsyancıların eğitilmesi, lojistiği, iletişim ve planlamanın yapılması ülkenin adım adım parçalanmasını kolaylaştırdı.

Muammer Kaddafi 42 yıllık diktatörlüğünün Ekim 2011’de devrilmesi, modern Libya’ya uzanan yolun ilk adımı olacaktı. 2012 yılında seçimler, umutlu bir havada geçti fakat 2014 yılına gelindiğinde ülke içerisindeki durum hiç çizilmek istenen tabloya benzemiyordu.

Biri doğuda diğeri batıda kurulan iki hükümetin çok sayıda milis grup tarafından desteklenmesi iç savaşın da kapısını araladı. Ülke içerisinde bir güç dengesi oluşturulamaması rejimin kolayca devrildiği Libya’da IŞİD, El-Kaide ve Ensar El Şeriat gibi unsurların da varlık göstermesine zemin hazırladı.

ABD ülkeye müdahalelerini IŞİD’in varlığı nedeniyle meşru kılarken Müslüman Kardeşler, Medhalistler, Selefiler vb. grupları da denkleme dahil etmekte bir sakınca görmedi.

“Haysiyet Operasyonu” hâlihazırda devam eden iç savaşın başlangıcını oluşturdu. Hafter’in dahil olduğu ve Libya’da ayrışmayı hızlandıran savaş, bir dizi insan hakları ihlallerinin de temel nedeni.

BM RAPORUNA GÖRE LİBYA’DA İŞLENEN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ NELER?

Libya iç savaşı, uluslararası düzeyde çözümlenememiş en önemli çatışmalardan birisi. Ülkedeki çatışmalar, suç ağlarını geliştirmekle birlikte aşırılık yanlısı grupları da cesaretlendirdi. Güvenliğin en büyük problemlerden biri olduğu ülkede binlerce insan yerlerinden ayrılmak zorunda kaldı.

Birbirini tanımayan rakip yönetimler arasında bölünmüş olan Libya’da bombardımanlar nedeniyle hayatını kaybedenler, fidye için kaçırılarak öldürülenler, çocuk askerler, seks köleleri, cinsel şiddet, toplu katliamların ardından defnedilenler ve insan ticareti raporlar ile gün yüzüne çıktı.

2021 İnsan Ticareti Raporu’nda yer alan verilere göre, Libya’da iç savaşın etkisiyle birden fazla suç unsuru ülkede en fazla karşılaşılan problemler arasında. Ayrıca Libya Bağımsız Gerçek Bulma Misyonu’nun Ekim 2021’de yayınladığı rapora göre, Libya'da hapishanelerde ve göçmenlere karşı muamele, insan hakları ihlali suçları arasında yer alıyor.

Başkan Mohamed Auajjar rapora ilişkin açıklamasında, “Soruşturmalarımız, üçüncü devletler, yabancı savaşçılar ve paralı askerler de dahil olmak üzere, çatışmaların tüm taraflarının, uluslararası insan hukuku, özellikle orantılılık ve ayrım ilkelerini ihlal ettiğini ve bazılarının da savaş suçları işlediğini ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

Milisler ve silahlı gruplar tarafından işlenen suçların büyük oranda artış gösterdiği ülkede evlere hastanelere ve sivil altyapıya verilen zarar, tıbbi tesislere düzenlenen saldırılar ve sağlık çalışanlarının kaçırılması koronavirüs (Covid-19) pandemisini de ağırlaştırdı.

Kara mayınlar ve Ruslar tarafından tedarik edilen bubi tuzakları ile hayatını kaybedenlerin sayısının bilinmediği Libya’da, LAAF'a bağlı el-Kaniat güçleri tarafından yasadışı bir şekilde öldürüldüğünden şüphelenilen kadın, çocuk ve erkeklerin cesetleri bulundu.

Birleşik Arap Emirlikleri, LAAF’a Çin yapımı Wing Loong adı verilen İHA’lar sağladı. Bu İHA’lar ile gerçekleştirilen saldırılara ilişkin veriler ise hiç açıklanmadı. BM’nin 2011 yılından bu yana uyguladığı silah ambargosunu delen ülkeler Wagner gibi özel güçlerin ülkede faaliyet göstermesine de sessiz kaldı.

Tutukluların gördüğü işkenceler, keyfi gözaltılar, dayanılmaz gözaltı koşulları, ailelerin ziyaretlerinin engellenmesi rapora giren önemli detaylardan birisi oldu.

Raporda komisyonunda yer alan Tracy Robinson, ülkedeki hapishane koşullarını “Gizli hapishanelerde keyfi gözaltı ve dayanılmaz gözaltı koşulları, Devlet ve milisler tarafından çıkarlarına veya görüşlerine tehdit olarak algılanan herkese karşı yaygın olarak kullanılmaktadır” sözleri ile ifade etti.

Tüm saldırılar Libya halkının ekonomik, sosyal ve kültürel hakları üzerinde büyük etki yaratırken çatışmaların bedelini en ağır ödeyen ise yine siviller oldu. ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin yanı sıra göçmenlerin, mültecilerin ve sığınmacıların durumuna dair detaylar Tawerghas, Tebus ve Alahali gibi bazı etnik grupların sistematik olarak suiistimal edildiği gerçeğini ortaya çıkardı.

Tüm insan hakları ihallerinin yaşandığı Libya’da geleceğe dair beklentileri Başkan Auajjar şu sözlerle ifade etti; “Libyalılar barışı sağlamak için çabalarken, ülkede işlenen ağır insan hakları ihlalleri ve uluslararası suçlar için hesap verebilirliğin sağlanması, daha fazla ihlalleri caydırmak ve uzun vadeli barış ve uzlaşmayı teşvik etmek için her zamankinden daha gerekli.”