BM: 1 Ekim “Dünya yaşlılar günü”

Birleşmiş Milletlerin (BM) 1990'da aldığı kararla, her yıl 1 Ekim'de, bireylerin yaşlı sağlığı konusunda bilinçlendirilmesi ile yaşlıların sağlık ve sosyal açıdan yaşam standartlarının yükseltilmesine dikkati çekmek için “Dünya Yaşlılar Günü” kutlanıyor. BM 2050 yılı için yayınladığı "Dünya Nüfus Beklentileri" raporunda gelecekte dünya nüfusu içerisinde yaşlı nüfus oranlarına dair bir takım öngörülerde bulundu. TÜİK'te aynı şekilde Türkiye'nin gelecekteki yaşlı nüfus oranlarını paylaştı.

BM: 1 Ekim “Dünya yaşlılar günü”

Birleşmiş Milletlerin (BM) 1990'da aldığı kararla, her yıl 1 Ekim'de, bireylerin yaşlı sağlığı konusunda bilinçlendirilmesi ile yaşlıların sağlık ve sosyal açıdan yaşam standartlarının yükseltilmesine dikkati çekmek için “Dünya Yaşlılar Günü” kutlanıyor. Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan “Dünya Nüfus Beklentileri: 2019 Revizyonu” başlıklı raporuna göre günümüzdeki eğilimler dünya genelinde yaşlı nüfusunun her yıl arttığını ve 2050 yılında her 6 kişiden birinin 65 yaş ve üzeri olacağını gösteriyor. 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara yakın olacağını göz önüne alırsak dünya nüfusunun 1 milyar 400 milyonu 65 yaş ve üzeri olacak demektir.

Yayınlanan rapora göre günümüzde 143 milyon olan 80 yaş ve üzeri nüfusun 2050 yılında üçe katlanarak 426 milyona yükseleceği öngörülmekte. Rapor dünya genelindeki eğilimin Avrupa ve Kuzey Amerika’da daha fazla hissedileceğini ve 2050 yılında bu bölgelerde her 4 kişiden birinin 65 yaş ve üzeri olacağı belirtiliyor. Günümüzde ise 7,32 milyarlık dünya nüfusunun 680 milyonunun 65 yaş ve üzeri bireylerden oluştuğu düşünülmekte. Ayrıca erkek nüfusunun kadınlara oranla daha fazla olduğu dünyada, her 100 kadına karşılık 102 erkek yaşıyor. Dünyada ortalama yaşam süresi ise kadınlarda 74 yıl iken erkeklerde 70 yıldır.

Türkiye’de Yaşlı Nüfus Oranı

BM’nin raporunun dışında Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) geçen yıl yayımladığı verilere göre, dünyada yaşlı nüfusunun toplam nüfusa oranı bakımından 65 yaş ve üzeri nüfusta Monako (yüzde 33,2), Japonya (yüzde 28,4) ve Almaya (yüzde 22,4) başı çekiyor. Türkiye, dünyada yaşlı nüfus oranının yüzde 10’un altında olduğu ülkeler arasında yer alırken, 82 milyon nüfuslu ülkede yaklaşık 7 milyon (yüzde 8,8) 65 yaş ve üzeri vatandaş bulunuyor ve bu bireylerin iş gücüne katkısı yüzde 12,2.

Türkiye’de kadınlar daha uzun yaşıyor

TÜİK’in “Hayat Tabloları, 2016-2018” verilerine göre ise doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için toplamda ortalama 78,3 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, erkeklerde 75,6 iken kadınlarda 81 yıl olarak kaydedildi. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarken, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5-4 yıl oldu. Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki kişilerin ortalama kalan yaşam süresi 64,4 yıl olurken, bu süre erkekler için 61,7 yıl, kadınlar için 67,1 yıl olarak belirlendi. Türkiye'de 30 yaşındaki bir kişi için ortalama 49,8 yıl olan kalan yaşam süresi, erkeklerde 47,3 yıl, kadınlarda 52,3 yıl olarak tespit edildi. Bu yaş için kadın ve erkek arasındaki beklenen yaşam süresi farkı 5 yıl olarak hesaplandı.

Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı olarak tanımlanan "sağlıklı yaşam süresi", sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye'de toplamda 58,3 yıl, erkeklerde 59,9 yıl ve kadınlarda 56,8 yıl olarak hesaplandı. Buna göre, erkeklerin sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 3,1 yıl daha uzun olduğu görüldü.

Yaşlıların en büyük korkusu: Yalnızlık

 Türkiye’de ve dünyada genel olarak yaşlıların en büyük sorunu yalnızlık. Yalnızlık ise beraberinde çeşitli hastalıkları, bu da sosyal yaşamdan dışlanmayı beraberinde getirmekte. Euronews da yaşlılığa dair soruları yanıtlayan 65+ Yaşlı Hakları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Gülüstü Salur, yaşlılığın 65 yaşından 110 yaşına kadar da sürebileceğini ve yaşlılık döneminin "sonu bekler gibi" geçirilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Salur, yaşlılıkla ilgili toplumdaki olumsuz algı konusunda şunları dile getiriyor:

 "Yaşlılıkla ilgili algı bozukluğu bence topluma yaygınlaşmadan önce insanların içsel olarak yaşlanmaya gösterdikleri direnç. Bunun yaşlanmakla, yaşlanmanın getirdiği değişimle, bazı kayıplarla fazla savaşmaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Aslında bunu çözmenin de yolu yaşlılık döneminin sağlıklı olunduğu sürece diğer yaşam dönemlerinden çok farklı olmayan (...) bir yaşam dönemi olduğunu kabul etmekten geçiyor."