Birleşik Krallık bölünür mü?

Muhafazakar Parti’nin mecliste çoğunluğu tek başına elde etmesinden sonra kesinleşen Brexit’e Birleşik Krallık içinden itirazlar gelmeye başladı. 23 Haziran 2016 yılında yapılan referandumda Brexit’e hayır diyen İskoçlar yeniden referandum talep etti.

Ufuk Keküllüoğlu - İntell4

İskoçya Başbakanı ve İskoçya Ulusal Parti Lideri Nicola Sturgeon, Brexit’in kesinleşmesinin ardından İskoçya’nın kendi kaderini belirlemesi için yeniden referandum düzenlemesi talep edeceklerini belirtti.

Avam kamarasında İskoçya’yı temsil eden 59 sandalyenin 48’ini elinde bulunduran Sturgeon, cuma günü yaptığı açıklamada, bağımsızlık referandumunu yeniden gündeme getirdi.

“DEMOKRATİK HAKKIN TEYİDİ”

Seçimi zaferle tamamlayan İskoçya Ulusal Parti Lideri Nicola Strugeon konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu, Boris Johnson veya parlamentodaki herhangi bir siyasetçiden izin istemekle ilgili bir mesele değil. Bu, İskoçya halkının kendi geleceklerini tayin edebilmeleri için demokratik hakkın teyidi. İskoçya Boris Johnson'ı ve Muhafazakarları reddetti. Biz Brexit'e hayır dedik. İskoçya çok açık bir mesaj verdi. Boris Johnson hükümeti istemiyoruz, AB'den ayrılmak istemiyoruz. Boris Johnson'ın İngiltere'yi AB'den çıkarma yetkisi var ama benim de İskoçya'ya alternatif bir gelecek için yetki verme hakkım olduğunu da bilmeli.” ifadelerini kullandı.

“TERCİHİMİZ ÇOK FARKLI”

Açıklamalarının devamında İskoç halkının AB’den yana tercih yaptığını ifade eden Sturgeon, “İskoçya'da çoğunluğun arzuladığı geleceğin Birleşik Krallık'ın geri kalanının tercih ettiğinden çok farklı olduğu açık ve nettir. İskoçya'nın Boris Johnson hükümeti angaryasını yüklenmemesi ve kendi iradesinin hilafına Avrupa'dan koparılmaması gerektiğine dair net arzu ve onay vardır.” tespitinde bulundu.

BİR DARBE DE KUZEY İRLANDA’DAN

Britanya parlamentosunda Kuzey İrlanda’ya ayrılan 18 koltuğa son seçimin sonuçlarına göre Birleşik Krallık’tan ziyade İrlanda Cumhuriyeti ile birleşme yanlıların çoğunlukta olması dikkat çekti. Cumhuriyetçiler, seçim sonuçlarını, “Birleşik İrlanda için referandum düzenlenmesinin yolu açıldı” şeklinde yorumladı.

LONDRA’NIN BİRİNCİ ÖNCELİĞİ: BREXİT

Son yapılan seçimde parlamentoda çoğunluğu sağlayan Muhafazakar Parti’nin Devlet Bakanı Michael Gove, Başbakan Boris Johnson’ın ve hükümetin birinci önceliğinin 31 Ocak’ta Avrupa Birliği’nden çıkmak ve 2020 yılı sonuna kadar AB ile bir ticaret anlaşması imzalamak olduğunu belirtti.

SONUÇ: BİRLEŞİK KRALLIK BÖLÜNÜR MÜ?

Birleşik Krallık’ta yapılan son seçimde kazanan milliyetçiler oldu. İskoçyalı milliyetçiler İngiltere’deki parlamentoda ezici üstünlük sağladı. Kuzey İrlanda’da, İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmek isteyen Cumhuriyetçiler parlamentoda çoğunluğu elde etti. İngiltere’de ise muhafazakar milliyetçi Boris Johnson mecliste çoğunluğu sağladı. Bu durum, Birleşik Krallık açısından önemli bir sıkıntı kaynağı durumunda.

Asıl tehdit ise Avrupa Birliği’nin sağladığı serbest ticaret ve serbest dolaşımın artık ortadan kalkacak olması. Özellikle AB’de kalmak istediğini 2016 yılında yaptığı referandumla açıkça ifade eden İskoçlar’ın, nasıl ikna edileceği merak konusu. Kuzey İrlanda ise AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti ile birleşip Brexit’in getireceği izolasyondan kendini korumak istiyor.

Avrupa Birliği’nin sağladığı serbest dolaşım ve ticaret kolaylığı, yıllardır Birleşik Krallık vatandaşları tarafından özümsenmiş ve bir alışkanlık haline gelmiş durumda. Bu işin en zor yanı Birleşik Krallık’taki vatandaşların bu alışkanlıklarından ve kolaylıktan vazgeçecek olmaları; bir bakıma dünyalarının küçülmeleri. Eskiden rahatça ticaret yapıp çalışmaya gittikleri yerlere vize şartı gelmesi ve gümrük vergileriyle ticaretlerinin zarara uğraması insanların temelde şikayet ettiği konu olarak öne çıkıyor.

ABD ile yapılan 100 milyar dolarlık ticaret anlaşası bu zararı bir nebze karşılasa da serbest dolaşımın getirdiği genişlik ve rahatlık ortadan kalkacak. İnsanların rahatlarından ve alışkanlıklarından ne kadar zor vazgeçtiklerini, yükselen milliyetçiliği ve korumacı politikaları birlikte düşündüğümüzde bu konunun Birleşik Krallık’ın orta vadede geleceğini ipotek altına alacak bir konu olduğu gözlerden kaçmamalıdır.