Bir harp sanatçısı ve Plevne savunması

Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme döneminde sıcak denizlere inmek isteyen Rusya’ya karşı Plevne’de müthiş zekasıyla bir müdafaa örneği gösteren Osman Nuri Paşa, tarih sayfalarına altın harflerle geçerken tarihçiler de onu bir harp sanatçısı olarak tanımladı.

Tokat’ta 1833 yılında dünyaya gelen Osman Nuri Paşa, en çok bilinen askeri başarılarından birini Sırbistan Prensi Milan'ın 1876'da Osmanlı İmparatorluğu’na karşı savaşması sırasında Rus generallerinin kumanda ettiği orduyu bozguna uğratmasıyla elde etti.

Tarihte “93 Harbi” olarak bilinen 1877-78 Osmanlı Rus savaşları sırasında da Plevne şehrini askeri dehasının öngördüğü şekilde savunan Osman Paşa’ya bu savaş sonunda 2. Abdülhamit Han tarafından “gazilik" unvanı verildi.

Osman Nuri Paşa Plevne'de, Rus ordusunun 50 bin asker ve 184 topuna karşı, sadece 23 bin yorgun ve teçhizatı zayıf olan Mehmetçik ile müdafaada bulundu. 

Rusya, Balkan cephesindeki ilk hücumunda Osmanlı ordusunu mağlup edip İstanbul önlerine varmayı planlamıştı. Çar'ın kardeşi Nikola Nikolayeviç'in komutasındaki Rus ordusu, 20 Temmuz'da Plevne'ye yaptıkları ilk saldırıda üç bin kayıp vererek geri çekildi. 30 Temmuz?da, 184 top ve 50 bin askerle birlikte yeniden saldırdan Rus ordusu bu ukez, 20 binden fazla kayıp verdi.

Bundan sonra Ruslar bütün kuvvetlerini Plevne önlerine yığmaya başlarken, Romanya'dan yardım istediler. Plevne'yi her yönden kuşatarak, erzak ve mühimmat yardımını kesmek isteyen Ruslar, Osman Paşa'nın teslim olmasını sağlamak istiyorlardı. Üçüncü bir saldırı gerçekleştiren Rus burada da çokbüyük kayıplarv erdi.

Plevne'yi 145 gün savunan Osman Paşa, düşman hattını yarıp geçmekten başka çare kalmayınca, 10 Aralık gecesi kaleden çıkıp vuruşmaya başladı. Ancak, atını da deviren bir kurşun sebebiyle dizinden yaralandı. 

Bir akarsu kenarında yarası tedavi edildiği sırada esir düşen Osman Paşa’ya, Rus Ordusu Komutanı Nikola askeri tören yaptırdı. Nikola, Osman Paşa’nın savaştaki başarısı ve komutasına hayran kalmasından dolayı askerlik ve esirlik kurallarına aykırı bir uygulamayla kılıcını almadı.

Plevne savunması sırasında Osman Paşa, bir mühendisine siperleri toprağın içerisine kazılması talimatı vermiş, bu siperler yer altından da birbirlerine tüneller ile bağlanmıştı. Osman Paşa'nın zekasının ürünü olan bu sahra tahkimatı, aha sonraki birçok savaşlarda komutanlara örnek olacaktı. 

DÜŞMAN KOMUTANINDAN METHİYE

Rus ordusu komutanı Nikola, Osman Paşa’ya hitaben, “Yeryüzünde bu kılıcı şerefle taşımaya hakkı olan tek insan sizsiniz” sözleriyle övgüde bulundu. Daha sonra Rusya’ya götürülen Osman Paşa, Rus Çarı 2. Aleksandır’ın karşısına çıkarıldı.

Rus Çarı’nın, aradaki güç farkını da gözeterek Plevne savunması öncesi için “Niçin silah bırakmadınız?” şeklindeki sorusuna, Osman Paşa, “Devletim bana düşmanı gördüğünde silahını bırak demedi. Bazen düşman sayısı fazla olduğu hallerde de savaş kazanılır. Tıpkı bu savaşta olduğu gibi” diyerek, savaşın galibinin aslında büyük bir savunma örneği gösteren Türk ordusunun olduğunu büyük bir gururla ilan etti.  

Osman Paşa’nın Rus Çarı karşısındaki cesur sözleri, takdirle karşılanırken adeta bir mareşal gibi de hizmet görmesini sağladı.  

ASKERLİK İLMİNDEKİ BÜYÜK BECERİSİ

Osman Paşa’nın Plevne’deki askeri başarı ve savunması, Avrupa’da da o dönemde büyük yankı uyandırdı. İngiliz Mareşal John French, daha önce birçok savaş idaresi ve yeteneğine sahip Skobelev karşısında Osman Paşa’nın yaptığı savunmanın, O’nun zekasını, askerlik sanatındaki büyük yeteneğini ortaya koyduğunu yazdı.

Plevne’de yapılan savunma, Osmanlı Devleti’nin en zayıf olduğu dönemlerden birinde milli haysiyeti yeniden yükseltirken, Gazi Osman Paşa’nın adı 150 yılı aşkın bir süredir dillere destan olarak yaşatılıyor ve yaşatılacak.

Rusya’da yaklaşık 2 ay kalan Osman Paşa, yurda döndükten sonra törenlerle karşılandı ve kendisine 2. Abdülhamit Han tarafından gazilik unvanı verildi. Gazi Osman Paşa, 1900 yılı 5 Nisan’da hayatını kaybetii.