Biden dönemi: ABD-Avrupa ilişkileri nasıl olacak?

Önceki ABD Başkanı Donald Trump döneminde ABD-Avrupa ilişkileri ciddi sorunlar yaşamıştı. Peki Joe Biden dönemi ile birlikte yeni bir sayfa açılır mı? Trump döneminde neler yaşanmıştı? Avrupa’nın ABD’den beklentileri neler?

Donald Trump Başkan olarak seçilmesinin ardından birçok konuda farklı politikalar izlemeye başladı. Bu politikalar sebebiyle ABD’nin birçok ülke ile arasındaki ilişkiler bozuldu. Trump’ın politikası “Önce Amerika” sloganı üzerine şekillendi. Amerika’nın dış dünyada oldukça maliyetli harcamalar yaptığını ve artık daha çok kendi içine yoğunlaşması gerektiğini savundu. Trump’ın bu söylemleri milliyetçi Amerikalılar tarafından olumlu karşılansa da özellikle Avrupa’daki müttefikleri tarafından olumsuz tepki gördü.

Avrupa Trump döneminde ABD ile arasında birtakım krizler yaşadı. Trump’ın söylemlerine, politikalarına, birbirinden farklı tutum ve tavırlarına birçok defa tepki göstermek zorunda kaldı. Avrupa-ABD ilişkileri Trump döneminde çok ciddi şekilde sarsıntı yaşadı.

TRUMP DÖNEMİNDE NELER OLMUŞTU?

Önceki Başkan Donald Trump döneminde iki taraf arasında birtakım sorunlar yaşandı. Bunların başında gelen olaylardan biri ise Trump’ın İran ile yapılan Nükleer Anlaşmadan tek taraflı olarak ayrılması oldu. İran ile sert ve gergin ilişkiler yaşayan ABD; Obama döneminde yapılan ve BMGK üyelerinin de imzasının bulunduğu anlaşmadan tek taraflı olarak çekildi. Trump anlaşmadan ayrılırken, İran’ın bölgedeki birtakım yayılmacı politikalarını ve yapılan anlaşmaya tam anlamıyla bağlı kalmadığını mazeret gösterdi. nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak ayrıldıktan sonra İran’a ağır ambargo ve yaptırımlar uygulamaya başladı.

Trump’ın tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesine Avrupa destek vermedi. Trump, anlaşmaya imza atan diğer ülkelerin de anlaşmadan geri çekilmesi yönünde baskı yaptı. Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler ise imzalarını geri çekmedi. Trump’ın anlaşmadan çekilmesine karşı çıkan Avrupa, İran ile olan ilişkilerini sürdürdü. Ayrıca nükleer anlaşmada imzalanan maddelere bağlı kaldıklarını açıkladı. Bu durum Avrupa-ABD ilişkilerini de olumsuz olarak etkiledi.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI KRİZİ

ABD-Avrupa ilişkilerini derinden sarsan bir diğer gelişme ise Trump döneminde ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi oldu. Dünyada sayılı ülkenin olmadığı bu anlaşmadan Trump birtakım mazeretler ileri sürerek ayrıldı. Küresel ısınmanın yoğunlaştığı, buzulların erimeye başladığı, iklimlerin değiştiği ve dünyanın geleceğinin tehlikeye girdiği bir dönemde ABD’nin bu anlaşmadan çıkması büyük tepki çekti.

Avrupa ülkeleri Trump’ın bu anlaşmadan çekilerek insanlığın geleceğini tehlikeye attığını ileri sürdü. 4 Kasım 2019 yılında anlaşmadan çekilen Amerika’ya Almanya, Fransa gibi ülkelerin yanı sıra Birleşmiş Milletler’den de tepki geldi.

ENERJİ VE DOĞALGAZ KRİZİ

ABD-Avrupa ilişkilerini olumsuz olarak etkileyen bir diğer olay ise Avrupa’nın Rusya’dan aldığı doğalgaz konusu oldu. Trump göreve gelmesinin ardından Avrupa’ya birtakım suçlamalar yöneltti. Bunların başında ise Avrupa’nın Rusya’ya bağımlı olduğu suçlaması geliyordu. Trump başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerini enerji ve doğalgaz alanında Rusya’ya bağımlı olmakla suçladı.

Bir miting konuşmasında Merkel’i hedef alan Trump, “Gidip Rusya ile gaz ve petrol anlaşmaları yapıyorlar, Rusya’ya milyarlarca dolar ödüyorlar. Rusya’ya karşı kendilerini korumak istiyorlar ama gidip Rusya’ya milyarlarca dolarlık ödeme yapıyorlar” şeklinde konuştu. Ayrıca iki liderin yüz yüze görüşmesinde de Trump bu konuyu dile getirmiş ve Almanya’yı suçlamıştı. Trump bir konuşmasında ise Almanya’yı “Rusya’nın esiri” olarak tanımladı.

Almanya Başbakanı Merkel ise Trump’ın bu suçlama ve sözlerine Almanya’nın bağımsız bir ülke olduğunu vurgulayarak yanıt verdi. Almanya’nın kararlarını bağımsız bir şekilde aldığını söyleyen Merkel, Trump’ın suçlamalarını reddetti.

ABD AVRUPA’YI KORUMAK ZORUNDA DEĞİL

ABD-Avrupa ilişkileri Trump dönemine kadar olumlu bir şekilde seyrediyordu. İki taraf da birbirlerini en büyük müttefik olarak görüyordu. Özellikle Rusya ve Çin gibi ülkelere karşı iki ülke arasında derin siyasi ve askeri birliktelik söz konusuydu. ABD’nin Avrupa’yı Rusya tehdidinden korumak için verdiği destek her geçen gün artıyordu. Trump’ın Başkan olması ile birlikte bu durum farklılık gösterdi.

Donald Trump siyasete daha çok ticari gözle bakmaya başladı. ABD’nin Ortadoğu’daki harcamalarını ve yüksek maliyetli faaliyetlerini eleştirdi. Bununla birlikte eleştirdiği bir diğer husus ise Avrupa’ya yapılan askeri ve ekonomik yardımlardı. Maliyetlerin yüksekliğinden yakınan Trump, ABD’nin Avrupa’ya bekçi olmayacağını dile getirdi. Aynı zamanda Avrupa’yı Rusya’ya karşı korumak zorunda olmadıklarını belirtti. Bu politikalar iki taraf arasındaki ilişkilerin bozulmasına sebep oldu.

Trump’ın Avrupa ve NATO hakkında yaptığı olumsuz açıklamalar taraflar arasındaki krizin artmasına yol açtı. Avrupa Trump’ın açıklamaları sonrasında bir Avrupa Ordusu kavramını gündeme getirdi. Almanya ve Fransa tarafından dile getirilen bu konuda, Avrupa’nın hiçbir ülkenin yardımına ihtiyacı olmadığına dikkat çekildi. ABD’ye bağlı olmayan ve bağımsızlık niteliğini tam olarak kazanmış bir Avrupa oluşturulması hedeflendi.

BİDEN DÖNEMİNDE YENİ BİR SAYFA

Joe Biden Başkan Adayı olduğu süreç içerisinde Trump politikaları ile ilgili birçok konuya değindi. Trump’ın geri çekildiği Paris İklim Anlaşması’na Başkan seçilmesi halinde geri döneceğini açıkladı. Başkan seçilmesinin ardından ise ilk iş olarak Paris İklim Konferansı’na geri dönüleceğini duyurdu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres yaptığı açıklama ile bu karardan memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

Bu karar Avrupa ülkeleri tarafından da olumlu karşılandı. Trump’ın sert politikalarına karşılık Joe Biden döneminde Avrupa ile daha ılımlı ve pozitif ilişkilerin yaşanacağı öngörüldü. Joe Biden döneminde ABD’nin iklim değişikliklerine ve küresel ısınmaya karşı Paris İklim Anlaşması’nı imzalayan ülkeler ile birlikte mücadele vermesi bekleniyor.

İRAN İLE NÜKLEER ANLAŞMAYA GERİ DÖNÜLÜR MÜ?

Başkan olmadan önce Joe Biden’ın seçilmesi halinde İran ile yapılan nükleer anlaşmaya geri dönmesi öngörülüyordu. nükleer anlaşma Barack Obama döneminde imzalanmış ve Joe Biden ise Obama’nın Başkan Yardımcılığını yapmıştı. Bu durum Biden döneminde İran ile yeniden görüşmelerin başlayacağı ihtimalini güçlendiriyordu. Anlaşmanın diğer unsurları olan Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler de ABD’nin bu anlaşmaya geri dönmesinden yana taraftı.

Başkan seçildikten sonra İran’dan “Ambargoları kaldırın, görüşmelere başlayalım” gibi açıklamalar geldi. Fakat iki ülke Suriye ve Irak gibi ülkeler üzerinden birbirlerini hedef almaya başladı. Biden’ın talimatı ile Suriye’deki İran destekli gruplar vurulurken, İran da bu saldırılara ABD’nin Irak’taki üssüne saldırılar gerçekleştirerek yanıt verdi. İki ülke arasında yaşanan gelişmelerden dolayı ABD’nin, erken dönem içerisinde nükleer anlaşmaya geri dönmesi beklenmiyor.  

BİDEN DÖNEMİ DAHA FARKLI OLACAK

Joe Biden döneminde ABD-Avrupa ilişkilerinin yeniden güçlenmesi bekleniyor. Biden’ın Trump’ın aksine Avrupa ile imzalanan anlaşmalara geri dönmesi ve taraflar arasındaki siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik ilişkileri daha da ileri noktalara götürmesi bekleniyor.

Geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Rusya ve Çin’i hedef alan Biden, önümüzdeki dönem içerisinde ABD’nin daha çok hangi alanda ve hangi ülkelerle mücadele içerisinde olacağının sinyallerini verdi. ABD’nin önümüzdeki 4 yıl boyunca Avrupa ile ilişkilerini yeniden güçlendirerek, Asya’ya karşı ekonomik, siyasi, ticari, askeri olarak mücadele etmesi öngörülüyor.

Avrupa ABD’den Trump zamanında çıkılan anlaşmalara geri dönülmesini ve her alanda iş birliğini daha da ileri noktalara taşımasını bekliyor. Özellikle Rusya ve Çin’in ekonomik ve askeri olarak her geçen gün güç kazanması ABD’nin Avrupa üzerindeki rolünü ciddi bir şekilde etkiliyor.