Beynin yaşlanması yavaşlatılabilir mi?

ABD ve İngiliz bilim insanları tarafından yapılan iki ayrı çalışmada, yaşlanan beyinde biriken ve etkinleşmesi durumunda bilişsel düşüşünü hafifleten bir tür bağışıklık hücresi bulunurken, insan beyninden bedenin geri kalanına elektrik sinyalleri ileten nöronların çalışma şeklini taklit edebilen elektronik çip geliştirildi. Peki umut verici bu iki gelişme Alzheimer ve diğer nörolojik hastalıkların gelecekte tedavi edilebilmesinde yardımcı olabilecek mi?

Yaşlanma beyin yapısında ve işlevinde pek çok değişikliği beraberinde getirir. İnsanlar 65 yaş ve üzerine çıktıkta normal yaşlanma sürecine girmeye başlıyor. Yaşlanma sürecindeki pek çok birey, bilgi işleme hızı ve yürütsel işlevlerde düşüş yaşar, bunlar günlük yaşamda beynin etki ve kontrolünü tarif eden iki önemli bilişsel becerilerdir. Yaşlanma pek çok patolojik sıkıntıyı da beraberinde getirir. Örneğin, hepsi nörodejeneratif ve önemli sinir sistemi fonksiyonlarını yok edici özelliğe sahip hastalıklar olan ALS, Parkinson ve Alzheimer riski oldukça yüksek. Demans, bunlar içinde en ağır olanı. Normal yaşlanma sürecinde, hafıza düşüşlerini beraberinde getirirken örneğin bir şeyleri veya olayları sıklıkla unutma veya yıllar önce yapılmış konuşmaların detaylarını anımsayamama gibi yaşanıyor. Demans da ise daha belirgin bir hafıza düşüşüyle göze çarpıyor, değer verilen insanları, yakın zamanda gerçekleşen olayları unutma ve hafızada sık yaşanan sapmalar.

ALZHEİMER HASTALIĞINDA NE OLUR?

Hastalıklı bir beyindeki yapısal değişimler normal yaşlılıktan çok daha belirgindir. İleri seviye Alzheimer hastalığına sahip bir beyinde, kortekste incelme, sıvıyla dolmuş ventriküller ve hipokampüste şiddetli küçülme görülür. Amyloid plakları denilen beyindeki birikmelerin demans ve Alzheimer için büyük rol oynadığı açığa çıkmıştı. Bu plaklar Alzheimer’ı önlemeye ve tedaviye yönelik pek çok araştırma için en büyük hedeflerden biri haline geldi.

Yapılan araştırmalar, yaşlanmanın bilişsel düşüşü ertelemek veya geciktirmek için kontrol edebileceğimiz çevresel yönleri de olduğunu gösteriyor. Sağlıklı yaşlanma ile ilgili özellikle önemli olan bir faktör fiziksel egzersizdir, ki kardiyovasküler sağlığı ve nörotrofik faktörleri arttırır, dolayısıyla beyin sağlığını destekler. Egzersiz nörogenez, yani yeni nöronların büyümesiyle bile ilişkilendirilmiştir. Son yıllarda 60 yaş ve üstü toplumlarda en hızlı büyüyen yaş grubuyken, başta  Avrupa ve Rusya olmak üzere birçok ülkede yaşlı nüfus sorunu ile karşıyadır.

Dünyanın birçok ülkesinde bilim insanları tarafından beyinle ilgili sorunlarla bu hastalıkları çözüm yolları bulmak için çeşitle bilim insanları ve araştırmacılar çeşitli çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalarla ilgili geçtiğimiz günlerde iki yeni gelişme yaşandı. ABD ve İngiliz bilim insanları tarafından yapılan iki ayrı çalışmada, yaşlanan beyinde biriken ve etkinleşmesi durumunda bilişsel düşüşünü hafifleten bir tür bağışıklık hücresi bulunurken, insan beyninden bedenin geri kalanına elektrik sinyalleri ileten nöronların çalışma şeklini taklit edebilen elektronik çip geliştirildi.

BAĞIŞIKLIK HÜCRESİ BULDULAR

Albany Medical College’den bilim insanlarının imza attığı çalışmanın sonuçları Journal of Experimental Medicine dergisinde yayımlandı. Yazıda, ikinci grubun konjenital lenfoid hücrelerinin (ILC2s) beyin yaşlanmasına karşı mücadeleye yardımcı olabileceği vurgulandı.

Bilim insanlarına göre, bu hücrelerin, vücudun belirli dokularında bulunduğu ve yenileme süreçlerine katıldığı daha önce ILC2s hücrelerinin merkezi sinir sistemindeki yaygınlığı ve yaşlanma üzerindeki etkisi bilinmiyordu. Kaybolan beyin hücreleri yerine geçebilen 'yapay nöronlar' Alzheimer'la mücadelede kullanılabileceği düşünülüyor.

Genç ve yaşlı farelerin beyinlerini inceleyen araştırmacılar, ILC2s hücrelerinin yaş ilerledikçe beyin omurilik sıvısı üreten vasküler pleksusta biriktiğini tespit ettiler. Bu plekus, bilişsel süreçlerde kilit rol oynayan hipokampüsün yanında bulunuyor. Yaşlı farelerde, vasküler pleksustaki ILC2s hücre sayısının gençlere oranla 5 kat daha fazla olduğu ortaya çıktı. Yaşlı insanlarda da aynı bölgede çok sayıda ILC2s hücresi bulundu.

Yaşlı farelerde ILC2s hücreleri “uyku” halindeydi, ama bilim insanları Interleukin 33 (IL-33) sitokini sayesinde onları etkin hale getirmeyi başardı. Bunun üzerine hücreler nöron oluşumunu uyaran ve ömrünü uzatan proteinler üretmeye başladı. Sonuç olarak, yaşlı farelerin bir dizi bilişsel test sonuçlarında iyileşme kaydedildi.

ALZHEİMER’LA MÜCADELEDE KULLANILABİLİR

İngiltere’de Bath Üniversitesi'nde görev yapan bir ekip tarafından geliştirilen başka bir çalışmada ise elektronik çip, insan beyninden bedenin geri kalanına elektrik sinyalleri ileten nöronların çalışma şeklini taklit edebildiği, bu sayede nöronların bozulması veya ölmesiyle oluşan hastalıkların tedavi edilebileceği belirtildi.

Nöronlar aynı zamanda insan kalbinde bulunuyor, ancak beyindekilere kıyasla sayıları bir hayli az kalıyor. BBC Türkçe’nin yer alan bilgilere göre, buluşlarını Nature Communications dergisinde yayınlayan araştırmacılar, beynin hafızada önemli rol oynayan kısmı olan hipokampus ve nefes almayı kontrol eden kısmındaki hücreleri taklit etmeyi başardıklarını bildirdiler. Bu da beyne yerleştirilecek çiplerle kalp yetmezliği ve Alzheimer hastalığı gibi sorunların giderilmesine kapı aralıyor.

NÖRONLARI AÇIP İÇİNE BAKMAYI BAŞARDIK

Bath Üniversitesi Fizik Profesörü Alain Nogaret, "Bugüne kadar nöronlar kara kutular gibiydi ama kara kutuyu açıp içine bakmayı başardık. Buluşumuz çığır açıcı çünkü gerçek nöronların elektriksel özelliklerini çok detaylı bir şekilde taklit edebiliyor” ifadelerini kullandı. Aynı araştırmada yer alan profesörlerden Julian Paton ise "Solunum sistemini kontrol eden nöronları taklit edebilecek minyatür çiplerin geliştirilmesi ve insan beynine yerleştirilmesi biyoelektronik için son derece heyecan verici” diye konuştu.

Sinir sisteminin elektrik sinyallerine tepki verebilecek nöronlar geliştirme konusundaki araştırmaları uzun süredir devam ediyordu.  Ancak devreleri tasarlamak ve bu devrelerin gerçek nöronlar gibi tepki vermesini sağlayacak parametreleri tespit etmek araştırmacıları zorluyordu. Bath Üniversitesi uzmanları, bu parametreleri bulup, geliştirilen devrelere aktarmayı başardı.

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, beş yıl önce "Beyin Haftası" dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, her biyolojik yapı gibi beyinin de yaşlandığını ancak bazı önleyici tedbirlerle yaşlanmanın hızınının yavaşlatabildiğini bildirmişti.

BEYNİN YAŞLANMASI YAVAŞLATILABİLİR

Tanrıdağ, yaptığı yazılı açıklamada, dünyada 65 ülkede mart ayında kutlanan haftayla, beyin gücüne dikkat çekmeyi, farkındalık oluşturmayı ve kamuoyunu beyni etkin kullanma hakkında bilinçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Her kişide beyin yaşlanmasının farklı olduğuna ifade eden Tanrıdağ, beyin yaşlanmasının biyolojik yaşlanmadan çok daha önce başladığını vurgulayarak, "İnsanların bir bölümünde biyolojik yaşlanma, beyin işlevlerine erken yansıdığı halde diğer bölümünde geç yansır. Beyin yaşlanmasına katkıda bulunan diğer unsurlar arasında yaşam tarzı, beslenme tarzı ve hastalıklar yer alır" diye konuştu.

YENİ ŞEYLER ÖĞRENİN VE DENEYİN

Beyin yaşlanmasının yavaşlatılmasının mümkün olduğuna işaret eden Tanrıdağ, "Her biyolojik yapı gibi beyin de yaşlanır ancak bazı önleyici tedbirlerle yaşlanmanın hızını yavaşlatabiliriz. Düşünen, yeni şeyler öğrenen ve deneyen kişiler beyinlerine iyilik yaparlar. Statüko, eski adetler ve fikirler, eleştiri yokluğu beyin sağlığına iyi gelmez. Beyni genç tutan ve besleyen diye bir yiyecek kategorisi yoktur. Üstelik bu konuda kişileri yanlış yönlendiren bir piyasa vardır. Beslenmede damar hastalıklarına karşı tedbir alınması, örneğin Akdeniz Diyeti denilen sebze, meyve, beyaz et ağırlıklı diyet önemlidir. Ayrıca, beyin her koşulda 7-24 çalışan bir organdır. Sağlıklı ve normal uyku, beyni dinlendiren en önemli etkendir. Bunun dışında müzik, yürüyüş, diğer sanat dallarıyla uğraşma beyni dinlendirir.”

Unutkanlık, Demans ve Alzheimer’ın toplumumuzda sıklıkla karıştırıldığını, oysa bu üç terimin aynı şey olmadığını belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, unutkanlık ile ilgili doğru bilinen 7 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

UNUTKANLIK HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN 7 YANLIŞ

1. Her unutkanlık; demans ve Alzheimer belirtisidir: YANLIŞ

DOĞRUSU: Demansın (bunama) en önemli belirtisini unutkanlık oluştursa da, her unutkanlık demans ve Alzheimer anlamına gelmiyor. Teknolojik aletlere uzun süre maruz kalmaktan tiroit hormonu bozukluğuna, B12 ve D vitaminleri eksikliğinden stres, şişmanlık, yanlış beslenme ve uyku bozukluklarına, bazı ilaçların kullanımından beyin tümörüne dek unutkanlığın birçok nedeni olabiliyor. Bunların yanı sıra kitap okuma alışkanlığı edinmeyen kişilerde de unutkanlık yakınması sıklıkla gözleniyor.

2. Her demans, Alzheimer hastalığıdır: YANLIŞ

DOĞRUSU: Demans; tek bir hastalık adı değil. Hafızayı, düşünmeyi ve sosyal becerileri etkileyen, bellek ve benzeri bilişsel işlevlerin bozukluğu ile giden hastalıkların hepsine verilen genel isim. Demans ile Alzheimer sıklıkla karıştırılıyor. Ancak aynı şeyler değil. Demansın yaklaşık yüzde 60- 70 ile en sık görülen çeşidi Alzheimer. Yani her Alzheimer hastası aynı zamanda demans hastası, ama her demans hastası Alzheimer hastası olmayabiliyor.

3. Her yaşlı, unutkan olur: YANLIŞ

DOĞRUSU: Hastalık olarak görülen unutkanlığın yaşla ilgisi bulunmuyor. Demans tanısını koyabilmek için kişinin hafıza ve diğer bilişsel işlevlerin kaybının yaşla açıklanamayacak derecede ilerleyici özellikte olması; dil (lisan), tanıma, dikkat, soyutlama, yargılama sorunları yaşaması ve kişilik değişikliklerinin olması gerekiyor.

4. Demans sadece ileri yaşta görülür: YANLIŞ

DOĞRUSU: Yaşla birlikte görülme sıklığı artsa da demans, yaşlılığın değil, bir hastalığın sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu nedenle genç yaşlarda da demansa rastlanabiliyor. 

5. Alzheimer genetik değildir: YANLIŞ

DOĞRUSU: Geç başlangıçlı Alzheimer hastalığında genetiğin katkısı nadir olup daha çok travmalar, radyasyona maruz kalma, enfeksiyon ajanları, ağır metallere maruziyet, yapay katkılı besinler gibi çevresel faktörlerle diğer hastalıklar risk oluşturuyor. Ancak ailede Alzheimer tanısı alan kişi sayısı arttıkça veya tanı alma yaşı gençleştikçe genetik risk de artıyor.

6. Demans, olacaksa olur: YANLIŞ

DOĞRUSU: Demansı tamamen önlemek mümkün olmasa da geciktirmek mümkün. Başarılı ve kaliteli bir yaşlanma için; çinko, potasyum, B grubu vitaminleri, selenyum, E vitamini, C vitamini, beta karoten gibi antioksidan alımının ve doğru beslenme önemli. Okuma, bulmaca çözme ve kelime oyunu oynama gibi zihinsel aktiviteler, fiziksel hareketlilik ve sosyal etkileşim, demans başlangıcını geciktirebilir ve semptomlarını azaltabilir. Sigaranın bırakılması, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği gibi damarsal risk faktörlerinin kontrol edilmesi de önemli. Unutkanlığa neden olabilecek diğer tıbbi hastalıkların kontrolü ve uyku bozukluklarının tedavisi, birçok hastalığın önlenmesi ve hayat kalitesini yükseltmek için de aklımızda tutmamız gereken noktalar arasında.

7. Demans tedavi edilemez: YANLIŞ

DOĞRUSU: Demans hastalıkları arasında bulunan birçok rahatsızlık ve Alzheimer’ın tedavisi henüz bulunamadı; var olan tedaviler ise bu hastalıkların sürecini yavaşlatmaya yönelik. Ancak birtakım hormon fonksiyonlardaki bozukluklar, bazı vitamin eksiklikleri, beyin damar hastalıkları veya beyin kanamaları ile beyindeki su miktarının artmasına bağlı olarak oluşan demanslar tedavi edilebiliyor. Bu grup demanslarda erken tanı çok önemli zira tedaviye bir an önce başlanması demans tablosunun kalıcı olmasını önlüyor.