Türkiye İHA süper gücü olabilir!

Türkiye’nin üretmiş olduğu İHA ve SİHA’ların etkinliği tüm dünya tarafından kabul ediliyor. Özellikle Karabağ’da elde edilen başarılarla adını bir kez daha duyuran Türk İHA’ları, İsrail’in bu pazardaki payının giderek azalmasına yol açıyor.

Türkiye’deki savunma sanayisinde son yıllarda yapılan çalışmalar ile yerli ve milli üretimin gerçekleştirilmesi noktasında önemli adımlar atıldı. İnsansız Hava Aracı (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) üretiminde neredeyse 20 yıllık bir çabanın sonucu olarak Batı’ya olan bağımlılık azaltıldı ve Türkiye’nin savunma endüstrisindeki ihracatı artırıldı. 

Yerli savunma sanayisinde öne çıkan İHA ve SİHA’ların geliştirilmesi, Türkiye’nin bu alanda ABD, İsrail ve Çin’e rakip olarak ortaya çıkmasını sağladı. Suriye, Libya, Kuzey Irak ve Doğu Akdeniz’de kullanılan İHA’ların ardından Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da kullandığı Türk SİHA’larının başarısı tüm dünyada ses getirdi. Çok sayıda Ermeni mevzisi, hava savunma sistemi ve topçu birlikleri, Türk yapımı SİHA’larla havadan vurularak etkisiz hale getirildi.

TÜRKİYE’DE İHA ÜRETİMİ NASIL BAŞLADI?

1970’li yıllarda İsrail ve 1980’li yıllarda ABD İHA üretmeye başladı. Hâlihazırda ise en az 95 ülkenin askeri alanda İHA üretme çalışmalarının olduğu ve 60 ülkenin ise İHA’larını çalışır hale getirdiği kaydedildi.

Türkiye’nin terör örgütü PKK ile mücadelesinde İHA ve SİHA kullanımının büyük önemi bulunuyor. Bu kapsamda ilk İHA’lar, 1995 yılında ABD’den alındı. Ardından 2000’li yıllarda İsrail’den satın alınan Heron tipi İHA’larda birçok sorun yaşandı. Teknik arızalar nedeniyle kullanılamayan İsrail İHA’ları için iade kararı verildi.

İsrail ile Türkiye arasında 2010 yılında yaşanan Mavi Marmara krizi ve sonrasında ABD’nin Predator ve Reaper tipi İHA’ların Türkiye’ye satışına izin vermemesi ise Türkiye’de yerli İHA üretimini teşvik etti.

TUSAŞ’ın (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.) 2010 yılında öncülük ettiği İHA üretimi, BAYKAR ve diğer şirketlerin de dahil olmasıyla daha çok gelişti. Özellikle BAYKAR’ın ürettiği Bayraktar TB2 SİHA’ları, dünya çapında türünün en iyilerinden biri olarak öne çıktı.

Türk İHA’larının başarıları, birçok yabancı medya kuruluşunda yer aldı. Son olarak Charlie Gao, National Interest’te kaleme aldığı “Kenara Çekil İsrail, Türkiye Bir Sonraki İHA Süper Gücü Olabilir” başlıklı yazısında, Türkiye’nin bu alandaki çalışmalarıyla dünyada öne çıktığını anlattı.

Türkiye’nin sınırdaki askeri operasyonları, yerli İHA ve silah endüstrisine ışık tuttu. Gao, Rus kaynakların itiraz etmesine rağmen Türk yapımı İHA’ların çok sayıda Rus yapımı ve Suriye tarafından işletilen hava savunma aracını imha ettiğini belirtti. Bununla birlikte, Türk İHA’larının diğer hedefleri vurmadaki etkinliklerinin tartışılmayacağını da sözlerine ekledi.

TÜRK İHA’LARI ABD’Yİ GERİDE BIRAKTI

Dünyada silah endüstrisinde ilk sıralarda yer alan ülkelerden biri şüphesiz Amerika Birleşik Devletleri. Amerikan MQ-1 Predator ile Türk İHA’larını karşılaştıran Gao, Türkiye’deki tekniğin daha önde olduğunu açıklıyor.

Amerikan MQ-1 Predator

 

MQ-1 Predator İHA’larının karakteristik silahı AGM-114 Hellfire füzesi olduğu gibi, Türkiye de İHA’lara uygun MAM-L füzesi geliştirdi. MAM-L Mini Akıllı Mühimmat adı verilen füzeler, düşük ağırlığı sayesinde İHA’larda kullanılabiliyor. Öte yandan, sabit ve hareketli hedeflere karşı da yüksek vuruş hassasiyetiyle ön plana çıkıyor.

Amerikan yapımı MQ-1 Predator İHA’larında kullanılan Hellfire füzelerinin, İHA ve helikopter varyantları oldukça benzer özellikler taşıyor. Ancak Türk yapımı MAM-L füzeleri, İHA’lara özgü bir silah olarak önemli ölçüde yeniden tasarlandı. Bu açıdan ABD’nin Hellfire füzelerine kıyasla çok daha kullanışlı ve etkili bir füze.

MAM-L, yine Türk yapımı L-UMTAS Lazer Güdümlü Uzun Menzilli Tanksavar Füze Sisteminden türetildi. Ancak MAM-L füzeleri, İHA’lara uygun olarak tasarlandığı için L-UMTAS'ın roket motorunun yaklaşık yarısı uzunluğunda ve L-UMTAS'tan daha hafif. Bununla birlikte, MAM-L’nin kontrol yüzeyi ve savaş başlığı teknolojisi de L-UMTAS'tan uyarlandı.

Ayrıca MAM-L füzelerinin, yalnızca tandem HEAT savaş başlığına sahip olan L-UMTAS'tan daha fazla savaş başlığı türüne sahip versiyonu da bulunuyor. Bu füzeler, muhtemelen daha çeşitli hedeflere karşı kullanılabileceği beklentisiyle yüksek patlayıcı parçalanma, termobalik ve tandem HEAT savaş başlıkları ile sunuluyor. Bu hem parçalanma hem de HEAT savaş başlıklarının etkisinde iyi olabilen daha büyük savaş başlıklarının aksine, belirli hedef türleri için optimize edilmiş özel varyantlar sunar ve savaş başlığının küçük boyutunu oluşturan diğer mikro İHA mühimmatlarıyla uyumlu hale gelir.

Gao’nun yazısında belirttiğine göre, MAM-L füzelerinin bazı dezavantajları da bulunuyor. Genel itibariyle MAM-L füzeleri, 25 kilogramdan daha hafif ve yaklaşık 1 metre uzunluğunda olan Amerikan AGM-176 Griffin ile karşılaştırılabilir. Ancak MAM-L'nin sabit yüzgeçleri, onu yalnızca bir İHA silahı olarak kullanmakla sınırlıyor. Griffin ise tüplerle taşınmasına ve fırlatılmasına izin veren jack-knife yüzgeçlerine sahip. Bu, belirli bir birimde daha fazla Griffin'in taşınmasına ve kargo uçaklarının rampalarından ateşlemeye izin veren yenilikçi montajlara izin verebilecek özellikte olmasını sağlıyor.

SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ YATIRIMLAR MEYVELERİNİ VERİYOR

Gao, Amerikan Griffin füzelerindeki bu özelliklerin zamanla Türk MAM-L füzelerine de eklenmesinin mümkün olduğunu belirtiyor. Öte yandan, yazıda, MAM-L füzelerinin üreticisi Roketsan’ın sabit yüzgeçleri koruyan daha ince ve daha uzun bir mühimmat olan MAM-C'ye daha fazla odaklandığını ifade ediliyor. 

Türk İHA’larını teknik olarak değerlendiren Gao, yazısını “MAM-L füzeleri, Türkiye'nin silah sanayisini geliştirmeye yönelik yatırımlarının meyvelerini verdiğini kanıtlıyor. Mevcut teknolojiyi ve önceki tasarımları uyarlayarak modern sistemlere hızlı ve etkili bir şekilde üretim yapılabildiği kanıtlandı” sözleriyle sonlandırıyor.

Türkiye’de savunma sanayisine ayrılan bütçe ve yapılan çalışmalar doğrultusunda her geçen yıl yükselen bir ivme yakalandı. Geçtiğimiz yıl Türkiye, diğer ülkelere tank, uçak parçaları, zırhlı araç ve mühimmatlardan oluşan 3 milyar dolarlık ekipman sattı. 2002 yılında 248 milyon dolar olan askeri mühimmat satışının, 2023'te 10 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.