Batı’dan Doğu’ya kayan güç merkezinin çatırtıları “Hong Kong”

Küresel siyasette güç merkezleri yer değiştiriyor. Batıdan (Atlantik) doğuya (Pasifik) doğru kaymaya başlayan güç merkezlerinin bu kayışı devasa çatırtıları da beraberinde getiriyor. Atlantik düşerken pasifik yükseliyor fakat bu yükselişte sessiz sedasız olmuyor. En son Hong Kong’da yaşananlar da bu durumun en belirgin örneğidir.

Küresel siyasette güç mücadelesinin yansımaları pek çok coğrafyada yaşanıyor. Latin Amerika’dan Afrika’ya oradan Güney Asya’ya ve Asya Pasifik’e kadar ayaklanmalar, askeri çatışmalar ve farklı güçler arası mücadeleler gün geçtikçe şiddetli bir şekilde artıyor. Bu bağlamda küresel siyasete aralarında güç çekişmesi bulunan Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’in mücadelesi bir üst boyutta yani Hong Kong ayaklanmalarında kitlenmiş durumda.

Hong Kongluların sokakları abluka altına almasını özerk yönetim genelinde sokakların karışmasına sadece bir yasa tasarı yetti. Hong Kong’da haziran ayında şüphelilerin Çin’e iadesi yasa tasarısına karşı başlayan demokrasi yanlısı protestolarda, son haftalarda göstericiler ile polis arasındaki temasın artması ve polisin aşırı güç kullanması şiddet olaylarının artmasına sebebiyet verdi.

Suçluların Çin’e iadesini öngören yasa tasarısının 23 Ekim’de geri çekilmesine rağmen şiddet olaylarında düşüşler yaşanmadı. Sokakları bırakmayan protestocular, “demokratik reform” talepleriyle eylemleri sürdürme kararı aldı. Bu süreç içerisinde protestocular, hükümete protestoları sonlandırmak için bazı taleplerde bulundular.

Talepler,

Tasarının çekilmesiyle protestoların "ayaklanma" olarak adlandırılmasına son verilmesini,

Polis şiddetinin soruşturulması için bağımsız komisyon kurulmasını,

Tutuklanan protestoculara af çıkarılmasını

Kentte siyasi reform sürecinin yeniden başlatılması ve tutuklananların serbest bırakılması.

Pekin yönetiminin Hong Kong’daki gösterilere eleştirel yaklaşması uluslararası kamuoyu tarafından tepkiyle karşılamıştı. Bu bağlamda 2 gün önce ABD Senatosu, Çin'in Özel İdari Bölgesi Hong Kong'daki protestoculara karşı uyguladığı sert müdahaleden dolayı Çin yönetimini sorumlu tutan bir tasarı geçirdi.

Hong Kong'un özerklik statüsüne destek vermek amacıyla sunulan "Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası" adlı tasarıda, Hong Kong ve ABD arasında özel ticaret ilişkisi kurulması ve devam eden "demokrasi yanlısı protesto gösterilerine şiddet karıştıran" Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını öngörülüyor.

Cumhuriyetçi ve Demokrat partililerden tam destek alan tasarının senatodan geçmesinin akabinde ABD Başkanı Donald Trump’tan da açıklama geldi.

Fox News kanalında yayımlanan “Fox & Friends” adlı programa telefonla bağlanarak Hong Kong’daki protestolara ilişkin açıklamalarda bulunan Trump, Çin’e karşı Hong Kong’u koruduğunu belirtti. Trump, "Ben olmasaydım, Hong Kong 14 dakikada yeryüzünden silinmiş olurdu. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Hong Kong'un dışında bir milyon asker tutuyor ve sırf ben istedim diye bu askerler içeri girmiyor. Ben Şi'ye 'Lütfen bunu yapma, bunun ticaret anlaşmasına çok büyük olumsuz etkisi olur' dedim" ifadelerini kullandı.

Hong Kong’un yanında durulması gerektiğini belirten Trump, hem Hong Kongluların hem de Çin lideri Şi'nin yanında durduğunu belirtti.

Son 4 yılda Pekin ve Washington arasında yaşanan güç çekişmesi göz önüne alınırsa ABD’nin Hong Kong üzerinden Çin’i sınırlandırmaya çalıştığı gün yüzüne çıkıyor. Nitekim ABD’nin küresel siyasetteki etkinliği giderek azaldı ve güç merkezi giderek Atlantik merkezli olmaktan çıkıp Asya Pasifik merkezli olmaya başladı.