Baş aktörler kimler?

İran’da benzin fiyatlarının artmasıyla başlayan protestoların üzerinden iki hafta geçti. Binlerce tutuklu ve yüzlerce ölüme mal olan eylemlerin, ülkenin içinde bulunduğu mevcut durumun devam etmesi halinde yeni protestoların başlayacağı tahmin ediliyor.

Baş aktörler kimler?

İran’da 15 Kasım tarihinde başlayan yaklaşık 100 şehre yayılan protestolar, mevcut hükümetin benzin fiyatlarına yüzde 50 oranında zam yapmasıyla başladı.

İran Ulusal Petrol Ürünleri Dağıtım Şirketinden yapılan açıklamaya göre, devlet tarafından sübvanse edilen benzinin litresi, aylık 60 litreye kadar bin tümenden (50 kuruş) bin 500 tümene (75 kuruş) yükseltildi. Araç başına bir ay içinde 60 litreden fazla benzin alınması halinde benzinin litre fiyatı 3 bin tümen (1,5 TL) olacak.

Ucuz benzin tüketim alışkanlığının olduğu İran’da, benzine yapılan bu zam yerel halk tarafından tepkiyle karşılandı. Çünkü İran dünyanın dördüncü büyük petrol üreticisi konumunda bulunuyor. İslam Devrimi’nin gerçekleştiği 1979 yılından bu yana ambargolar ve ekonomik sıkıntılar yaşamaya alışkın olan İran’da, iş bulamayan çoğunluğun taksicilik yapmasından dolayı benzin fiyatları düşük tutuluyordu.

GÖSTERİLEN BAŞ AKTÖRLERİ KİMLER?

Genelde özgürlüklerle ilgili gerçekleşen İran’daki protestolar, orta sınıf vatandaşların katılımıyla gerçekleşirdi. Ancak bu seferki eylemler, alt sınıfın temel ekonomik ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle başladı.

İran İstatistik Merkezi tarafından yayımlanan raporda, 2019’da yıllı enflasyon oranının yüzde 51,4 olduğu açıklandı. Kırsal alanlarda ise enflasyon şehirlerden daha yüksek. Kırsal alan enflasyon oranı ise yüzde 59,4.

Merkezin İran’daki istihdam durumunu inceleyen raporunda ise genel işsizlik oranı 10,8, genç işsizlik oranı ise yüzde 23,7 olarak belirtildi. İşsizlerin ise yüzde 43’ünü üniversite mezunları oluşturuyor. Bağımsız ekonomistler ise bu oranın daha yüksek olduğu görüşünde.

“GÖSTERİLER KOMPLOYDU”

İran lideri Ali Hamaney, ülkedeki benzin zammının ardından yaşanan gösterileri “geniş kapsamlı ve tehlikeli bir komplo” olarak niteledi. İran medyasında ise gösteriler, “benzin zammı bahane edilerek ölüm ve yıkımı hedefleyen geniş kapsamlı, derin ve çok tehlikeli bir komplo” olarak tanımlandı.

RUHANİ: “HABERİM YOKTU”

Ruhani benzin zammının yapıldığı zamandan haberi olmadığını belirtti. Ruhani açıklamasında, “Benzin zammının açıklandığı zamandan benim de haberim yoktu. Artış ile ilgili talimatı İçişleri Bakanı'na verdim ve zamanı Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ile belirlemelerini istedim. Hatta bana da haber vermeyin dedim. Devlet televizyonu ve diğer mecralardan gerekli propaganda faaliyetlerinin ardından münasip zamanda bunu ilan edin dedim” ifadelerini kullandı.

Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Muhammed Ali Caferi ise Ruhani hükümetiyle yargı düzeyinde bir yüzleşmenin yapılması çağrısında bulunarak protestoların temel nedeninin hükümet yetkililerinin halkın taleplerini görmezden gelmesi olduğunu belirtti.

SORUMLULAR DIŞARIDA DEĞİL İÇERİDE

İran’da yaklaşık 9 yıldır ev hapsinde tutulan muhalif lider Mehdi Kerrubi, protestoların dışarıda aranmaması, aksine ülkedeki yolsuzluk, aşağılama, ayrımcılık ve adaletsizlik gibi unsurlar nedeniyle içeride aranması gerektiğini belirtti. Kerrubi, siyasetçilerin yaşanan bu felaket karşısında sessiz kalmasını da eleştirerek protestoların sesinin şiddetle bastırılması nedeniyle derin bir üzüntü duyduğunu ifade etti.

ABD’DEN İRAN’DAKİ PROTESTOLARA DESTEK

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda İran’daki gösterilere destek verdi.

Pence yaptığı açıklamda, “İranlılar protestolar için sokağa çıkarken Tahran'daki Ayetullahlar şiddet kullanmayı ve kendi halkını ezmeyi sürdürüyor. Birleşik Devletler'in mesajı açık: Amerikan halkı İran halkının yanındadır.” ifadelerini kullandı.

SONUÇ: PROTESTOLAR İRAN’I NEREYE GÖTÜRÜR?

Protestolar temel ihtiyaçların karşılanamaması nedeniyle başlasa da sonradan “kahrolsun Ruhani! kahrolsun rejim!” sloganlarının atıldığı şiddet eylemlerine dönüştü. İran güvenlik kuvvetlerinin sert müdahalesiyle gerginlik daha da arttı.

ABD’nin İran’daki protestolara direk dahli bulunuyor. Yaklaşık iki yıl önce gerçekleşen ülke geneli protestolara da ABD’den destek açıklamaları gelmişti.

Obama döneminde yumuşayan ABD-İran ilişkileri, Trump’ın gelmesiyle birlikte yeniden gergin bir seyre girdi. ABD’nin P5+1 nükleer anlaşmasından çekilmesiyle birlikte İran, yeniden uranyum zenginleştirme faaliyetlerine başladığını duyurmuştu.

ABD’nin İran motivasyonunun temelinde en büyük rakibi olarak gördüğü Çin bulunuyor. İran, Çin’in en büyük enerji tedarikçilerinden biri konumunda. Enerji arzı noktasında dışarıya bağımlı olan Çin için, enerjiye ulaşmak hayati öneme sahip. Büyümeye devam edebilmesi için enerjiye ulaşması şart. Bunu bilen ABD yönetimi Çin’e giden enerji vanalarını kendi eline almayı planlıyor. Suudi Arabistan’da bunu başaran ABD, son olarak Suriye’deki petrol kuyularını korumak için asker göndereceklerini açıklamıştı.

İran’ı hedef haline getiren bir diğer neden de İran’dan ve Körfez ülkelerinden çıkan petrolün dünyaya açıldığı Hürmüz Boğazı. İranla yaşanan gerilimi bahane eden ABD, bölgeye savaş gemilerini gönderdi. Gerilimi artırma hamlelerine İran’dan cevap gelmesi, ABD’nin bu noktada elini kuvvetlendiren bir başka nokta oldu. Enerji kontrolünü elinde bulundurmak isteyen ABD, İran’da yaşanacak bir rejim değişikliğini memnuniyetle karşılayacaktır. Buna ek olarak, Suriye’de konuşlu PYD/PKK güçlerini İran sınırına taşıma imkanı olan ABD, gerginliğin devam etmesi durumunda Şii Hilali’nin kuzey kanadını kapatabilir ve Kürt kartı üzerinden İran’a baskı uygulayabilir.

Çin’in enerji vanalarını elinde tutarak kontrol etmeyi planlayan Washington yönetimi, DEAŞ’ı Çin’in burnunun dibine kadar taşımış ve kararlılığını ortaya koymuştur. İran’da gerçekleşen son protestolar, İran’ın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar ve uygulanan ambargolar da düşünüldüğünde son olacak gibi gözükmemektedir. İran, bu sıkıntılardan ancak bölge ülkeleri ile daha iyi ekonomik ve siyasi ilişkiler kurarak ya da ABD’nin şartlarına uygun bir anlaşmayla kurtulabilir. Her ikisinin de bir bedeli vardır. İran ise şu an birinci tercihi seçmenin bedelini ödemektedir.