Barış Pınarı Harekâtı Doğu Akdeniz’de hissedildi

Bilindiği üzere Türkiye uzun süredir bölgesel ve küresel çapta uluslararası hukuka aykırı olan durumlarla yüzleşiyor. Güney sınırında yaşanan terör olayları, Doğu Akdeniz’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını ihlale varan uygulamalar Türkiye’yi kesin uygulamalar yürütmesine yönlendirmişti. Bu çerçevede Türkiye yürütmüş olduğu politikalardaki kararlığını gerçekleştirmiş olduğu hamlelerle tüm dünyaya göstermiş oldu.

Barış Pınarı Harekâtı Doğu Akdeniz’de hissedildi

Türkiye uzun süredir süregelen ve uluslararası hukuka aykırı birçok durumla karşılaşmaktadır. Suriye’de varlık gösteren ve Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden terör oluşumları, Doğu Akdeniz’de yaşanan yasa dışı parselleme ve ruhsatlandırma uygulamaları Türkiye’yi haklarını uluslararası anlaşmalar çerçevesinde korumaya yönlendirmiştir. Bu bağlamda başlanan Barış Pınarı Harekâtı ile Türkiye bütün dünyaya uluslararası hukukun gerektirdiği haklar doğrultusunda kendi sınırlarının ötesinde herhangi bir şekilde terör yapılanmasına müsaade etmeyeceğini ve bu mücadelesinin de gereğini yapacağını ifade etmiştir. 

Türkiye sınır güvenliğini sağlamak ve kalıcı barışı getirmek için 9 Ekim 2019’da Suriye’nin kuzey doğusuna cumhuriyet tarihinin en büyük ve kapsamlı askeri harekatlarından birini gerçekleştirmeye başladı. Barış Pınarı Harekâtı ile Türkiye uzun süredir uluslararası kamuoyunda dile getirdiği terör tehdidine karşı mücadeleye başlamış oldu. Tüm dünyada yankı uyandıran Türkiye’nin bu hamlesi yürütülen politikalardaki kararlığı gösteren önemli bir unsurdur. Nitekim Barış Pınarı Harekâtı’nın etkileri tüm alanlarda hissedilmiştir, özellikle Doğu Akdeniz’de hissedilmiştir.

Bilindiği üzere Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), KKTC bölge üzerindeki haklarını hiçe sayarak ve Türkiye’nin kıta sahanlığını ihlal ederek Doğu Akdeniz’i 13 parsele ayırmış ve yabancı ülkelerin hidrokarbon arama şirketlerine ruhsatlandırmıştı. Türkiye’nin itirazlarına rağmen bölge üzerindeki ihlallerine devam eden GKRM karşı Türkiye bölgeye Fatih ve Yavuz adında iki sondaj gemisi ile iki de sismik araştırma gemisini göndermişti. Hidrokarbon aramalarının dışında Türkiye’ye, bölgede yasa dışı şekilde ruhsatlandırılmış alanlarda arama yapan gemilerin engellenmesi için ve Türk gemilerinin korunması için bölgede askeri donanma da bulunduruyor.

Bölge dışı devletlerin uygulamış olduğu politikalara karşı Türkiye kararlığını uluslararası kamuoyunda net bir şekilde göstermiştir. Bu bağlamda Suriye’nin kuzey doğusuna düzenlenen Barış Pınarı Harekâtı da bunun bir göstergesidir. Suriye’nin kuzey doğusunda düzenlenen askeri harekâtın etkisi Doğu Akdeniz’de de hissedildi. Nitekim Güney Kıbrıs’ın daha önce 3. ve 9. Parsellerde doğalgaz araması için ruhsat verdiği İtalyan Eni firması, bölgedeki Türk donanmaları nedeniyle sondaj faaliyetlerinden vazgeçme kararı aldı. Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki askeri harekâtı İtalyanların bölgeyi terk etmesinde çok önemli bir rol oynadı. İtalyan firması Türkiye'nin kararlı duruşuna karşı bir geri adım atmıştır.

Böylelikle Türkiye’nin bölgedeki haklı ve menfaatleri için sergilediği kararlı duruşu hem Suriye’de hem de Doğu Akdeniz’de sonuç vermeye başladı. Türkiye’nin başarılı bir şekilde yürüttüğü diplomatik gelişmeler sonucunda bölgeden ABD askerlerinin çekilmesinin sonucunda Türkiye, Suriye’nin kuzey doğusunda Barış Pınarı Harekâtı’nı başlattı. Harekâtın üzerinden henüz 24 saat geçmemişken, Doğu Akdeniz'de 3. ve 9. parsellerde arama yapan İtalyan Eni firması sondaj faaliyetlerini durdurma kararı aldı.

Yeni Şafak gazetesi için İtalyan Eni şirketinin bu kararını değerlendiren Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Emete Gözügüzelli, Türkiye'nin Suriye'deki askeri harekâtının Doğu Akdeniz'de yeni bir süreç başlatabileceğini vurguladı. Yeni Şafak için bulunduğu değerlendirmede, Gözügüzelli, ”Türkiye'nin Suriye'ye olan müdahalesi İtalyanların çekilmesinde önemli bir etken oldu çünkü Türkiye bütün dünyaya uluslararası hukukun gerektirdiği haklar doğrultusunda kendi sınırlarının ötesinde herhangi bir şekilde terör yapılanmasına müsaade etmeyeceğini ve bu mücadelesinin de gereğini yapacağını ifade etmiştir. İtalyan Eni firmasının bölgeden uzaklaşması ve ayrılması Türkiye'nin kararlı duruşunun bir neticesidir. Türkiye bölgede donanmasıyla ve sondaj gemileriyle uluslararası hukuktan kaynaklı haklarını icra ederken, diğer yandan da diplomatik olarak uluslararası alanda mevcut haklılığına dair girişimlerde bulunmuştur. Yine bu dönemde bölgede gerçekleşen diğer olaylarda adeta kararlı bir duruş sergilemiştir." ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Gözügüzelli, "Bu kararlı duruşun yansıması Doğu Akdeniz'de olmuştur. Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs tarafından görevlendirilen şirketler Türkiye'nin söylemlerini hayata geçirdiğini görmüştür. Türkiye sürecin en başından beri hidrokarbon şirketlerine ve ülkelerine Kıbrıs Türklerinin haklarına saygı duymaları gerektiği ve Güney Kıbrıs'ın yaptığı eylemlerin hukuka aykırı olduğunu ve yok hükmünde olduğunu bildirmiştir. Bu konuda gereken ikazlarını yapmıştır, taraflara bu konuda duyarlı davranmaları çağrısında bulunmuştur" ifadeleriyle, bölgeye sondaj için gelen şirketlerin alacağı dersler olduğunu vurgulamıştır.