BAE'nin Türkiye karşıtlığı

Türkiye, son 15 yıllık süreçte Arap ülkeleriyle dengeli ve tutarlı diplomatik ilişkiler kurarak, ticari ve askeri alanlarda yeni işbirlikleri tesis etmeyi amaçlamıştır.

BAE'nin Türkiye karşıtlığı

AK Parti hükümeti döneminde yeniden hatırlanan Körfez ülkeleri, dış politikamızda önemli bir yer edinmiş ve Türkiye’ye yaptıkları yatırımlarla ekonomik ilişkilere büyük katkı sağlamışlardır. Ancak Trump yönetiminin 2016 yılında iktidara gelmesi sonrası petrol tedarikçisi Suudi Arabistan, Mısır ve BAE ile kurduğu yeni ilişkiler, Türkiye’nin başta BAE olmak üzere bu üç ülkeyle sürdürülen dostane ilişkilerini ciddi oranda tahrip etti.

Türkiye’nin Suudi Arabistan, BAE ve Mısır’la arasını bozan bir diğer mesele ise Ankara’nın Mısır’da kurulan Müslüman Kardeşler’e verdiği destek olmuştur. Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’e verdiği destekten oldukça rahatsız olan Körfez ülkeleri, Türkiye karşıtı diplomasilerini son dönemde ayyuka çıkarmış durumdalar. Ortadoğu’daki projelerini gerçekleştirmek için ABD açısından son derece kilit rolleri olan BAE, Suudi Arabistan ve Mısır, Müslüman Kardeşler’in ABD tarafından terör örgütü listesine alınması yönünde baskı yapıyor. Trump yönetiminin bu hususta müttefiklerini karşısına alması pek muhtemel görünmüyor ancak alınan karar Türkiye ile halihazırda bozuk olan ilişkileri daha da gerginleştirebilir.

Ortadoğu’nun bu üç ülkesi arasında Türkiye aleyhtarı profiliyle en fazla ön plana çıkan taraf BAE’dir. Özellikle BAE’li uluslarası medya kuruluşları, Türkiye aleyhinde yaptıkları haberlerle Ankara’dan büyük tepki alıyor.

Türkiye ile BAE ilişkilerini kesilme noktasına getiren mesele ise Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilişiği bulunan BAE’li iki ajanın "askeri, siyasi ve uluslararası casusluk" suçlarından İstanbul’da tutuklanması ve zanlılardan Zeki Hasan’ın hapishanede intihar etmesi oldu. Casuslukla suçlanan BAE tarafı konuyla ilgili sessizliğini sürdürürken, Zeki Hasan’ın ailesi intihar olayının gerçek olmadığını, Hasan’ın Türk yetkililerce uygulanan işkenceler nedeniyle öldüğünü iddia ediyor.

Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’le yürütülen olumlu ilişkilerine gelirsek, bu desteğe Katar hariç tüm Körfez ülkelerinin tepki gösterdiğini söyleyebiliriz. Rahatsızlığını en net belli eden ülke BAE olurken, diplomatik ilişkilerde bu tavrını göstermeyip, daha çok medya üzerinden karşıt haberlerle niyetlerini belli etmişlerdi. Türkiye’de aynı şekilde ikili ilişkilerin olumsuz etkilenmemesi için diplomatik açıdan herhangi bir hamlede bulunmamıştı.

İki ülke dış politikada da zaman zaman karşı karşıya gelmiş fakat gerginliği tırmandırıcı hamlelerde bulunmaktan kaçınmıştı. Örneğin, Filistin konusunda geçmiş dönemde İsrail karşıtlığını net şekilde ortaya koyan ve Türkiye ile Filistin’e insani yardım göndermek için beraber hareket eden BAE, daha sonra ABD’yle kurulan müttefiklik çerçevesinde İsrail’e karşı olan net tavrını ortadan kaldırmıştı. Hatta Filistin’de strateji değiştiren BAE, Türkiye’nin Hamas’a verdiği desteğe karşı, Hamasın darbe sonucu Gazze’den gönderdiği El Fetih’ten Muhammed Dahlan’a destek vermişti.

BAE’nin Müslüman Kardeşler rahatsızlığı

Müslüman Kardeşler 1970’li yıllarda BAE’nin eğitimli kadrolarını oluşturmaktaydı. Zamanla ülke içinde nüfuz sahibi olmaya başlayan Müslüman Kardeşler’den rahatsız olan BAE yönetimi, 1979 İran İslam Devrimi sonrası yeni taleplerde bulunan örgütün fişini çekme kararı almıştı. Arap Baharı sürecine kadar geçen 30 yıllık dönemde Müslüman Kardeşler’le adeta kültürel bir savaş yaşayan BAE yönetimi, 2014 yılında darbe girişimiyle suçladığı örgütü “terörist grup” ilan ediyordu.

Türkiye ile BAE arasındaki gerilimin somutlaştığı mesele ise Mısır’da Muhammed Mursi’ye yapılan darbe oldu. Türkiye, Mursi yönetiminin uğradığı haksızlığı uluslararası topluma anlatmaya çalışırken, BAE darbeci Abdulfettah el Sisi’nin en büyük destekçisi olarak görülüyordu. Ayrıca 15 Temmuz 2016 yılında gerçekleşen darbe girişimini finanse ettiği düşünülen BAE, Türkiye’nin resmen hasmı oluyordu. Darbe sürecinde FETÖ’yü destekleyen yayınlar yapan BAE’li medya kuruluşları Türkiye’den çok sert tepki almıştı. Karşılıklı atışmalar sonrası daha da ileri giden Al Arabiya kanalı, Türkiye’nin Suriye’de gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı Harekatı’nı işgal ve sömürge başlıkları altında servis ediyordu.

BAE ile Türkiye’nin karşı karşıya geldiği bir diğer bölge de Libya oldu. Ankara ,Trablus merkezli güçlere destek verirken, BAE düzenli ordu kurmasına da yardımcı olduğu Halife Hafter’e yardımda bulundu ve bölgedeki ateşe adeta benzin dökmüş oldu.

2017 yılında Körfez ülkeleri tarafından dışlanan Katar, bunun yanı sıra bir takım yaptırımlara maruz bırakılmıştı. Türkiye bu dönemde Katar’ın yanında olduğunu belirterek iki ülke arasında askeri ortaklıkları geliştirmeye çalıştı. Katar’da bir askeri üs açan Türkiye, aynı zamanda Katar ordusuna Türk Savunma Sanayisi’nin ürünlerini satmaya başladı. Durumdan büyük rahatsızlık duyan BAE kanadı, Katar’a yönelik yaptırımların kaldırılması için sunduğu 13 maddelik talep listesinde, Türkiye’nin Katar topraklarındaki askeri varlığının sona ermesini talep etti.

Diplomasi’de ilk atışmalar geldi

Yaşanan tüm anlaşmazlıklara rağmen iki tarafın yöneticileri de birbirlerini doğrudan muhatap alan söylemlerden uzak durmaya çalışıyorladı. Ancak 2017 yılında Türkiye’nin geçmişine dair çirkin iddialarda bulunan BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid, ilk ateşi eden taraf olmuştu. Yaptığı açıklamada, "1916'da Fahri Paşa'nın Medine halkının mallarını ve el yazması eserlerini çaldığını biliyor muydunuz? İşte Erdoğan'ın dedelerinin Araplarla ilişkisi buydu" ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklamalara çok sert cevap veren Erdoğan, BAE’li bakanı "Petrol şımarığı" ve "Terbiyesiz adam” şeklinde nitelendirdi. Ayrıca Türkiye, Ankara’daki BAE Büyükelçiliğinin bulunduğu sokağın adını “Fahreddin Paşa” diye değiştirdi.



Atışmalar bununla da sınırlı kalmadı. BAE Dışişleri Bakanı Enver Gargaş, Türkiye’yi Arap ülkelerinin egemenliklerine saygı duymamakla suçladı. İran ve Türkiye’nin Arap coğrafyasında bir nüfuz mücadelesinde olduğunu ve bu iki ülkeye karşı Arap dünyasının birleşmesi gerektiğini söyledi.

Ticari ve askeri ilişkiler sürüyor

Türkiye ve BAE birçok bölgede her ne kadar fikir ayrılıkları yaşasa da, ticari ilişkilerine bu durumu yansıtmamaya çalışmaktadır. Türk Savunma Sanayisi’nin ürünlerine hala büyük bir ilgi gösteren BAE yönetimi, 2017 yılında Türkiye’den 661 milyon dolarlık zırhlı araç alımı gerçekleştirdi. Ayrıca BAE, Irak’tan sonra Türkiye’nin askeri alanda en fazla ihracat yaptığı ikinci Ortadoğu ülkesi konumunda bulunuyor. İki ülkenin ekonomik ilişkileri geliştirmek için yaptıkları anlaşmalar da hala devam ediyor.

Sonuç olarak İki ülke arasındaki ilişkilerin gerilmesinin temelinde, Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’e verdiği desteğin doğurduğu rahatsızlık yatmaktadır. Abu Dabi Eğitim Konseyi Genel Direktörü Ali Raşid el Nuaymi yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’e verdiği destek nedeniyle ilişkilerin bozulduğunu ve kendilerinin de bu durumdan çok memnun olmadıklarını dile getirmişti. Ancak gelinen noktada BAE’li medya kuruluşlarının yaptığı haberlerle ilişkilerin ağır şekilde tahrip edildiği ortadadır. İki devlet arasında resmi ilişkiler devam etse de, dostane ilişkilerin kurulması son derece yoğun uğraşlar gerektirecektir.