BAE ve Suudi Arabistan gerçekten ortak mı?

Suudi ve Emiri koalisyon müdahalesinin beşinci yılının şafağında Yemen’deki barış ihtimali hiç olmadığı kadar uzak. İki ülke arasındaki ilişki ise iki insan arasındaki ilişki kadar kırılgan bir zeminde seyrediyor. BAE ve Suudi Arabistan arasındaki ilişki gerçekten göründüğü gibi mi?

Ayşe el-Temimi Yemen’in çöl şehri Mağrib’in toz ve sıcağına asla alışamadı. O ve ailesi ülkenin kuzeyindeki bereketli Hac topraklarından İran destekli Husilerle hükümet güçlerinin kasabalarına ulaşmaları ve çatışmaların şiddetlenmesi nedeniyle 2 yıl önce göç etmek zorunda kaldılar.

Halihazırda petrol ve gaz rezervleri bakımından zengin olan Mağrib, ülkenin başka yerlerinde şiddet nedeniyle yerlerinden edilenlerin göreceli güvenli buldukları bir yer olmasına rağmen Yemen savaşının başlamasından bu yana bir patlama kasabası haline geldi. Ancak, Mağrib’in istikrarı da şehrin kuzeyindeki ve batısındaki şiddetli yeni savaşlardan sonra kırılgan hale geldi.

Yemen’in iç savaşı, Cumhurbaşkanı Abd Rabbu Mansour Hadi'nin komşu Suudi Arabistan'a kaçmasının ardından 26 Mart 2015'te tırmandı ve İran destekli Husileri başkent Sanaa’dan çıkarmak için 20 Arap ülkesinden oluşan bir koalisyon çatışmaya müdahil oldu.

O zamandan beri çatışma, dünyanın en kötü insani krizine dönüştü ve tahmini 100.000 kişiyi öldürdü ve nüfusun% 80'ini - yaklaşık 24 milyon insan - hayatta kalmak için yardıma muhtaç hale getirdi.

İngiltere, ABD ve diğer batı ülkeleri tarafından desteklenen koalisyon, Husi topraklarına toplam sivil nüfusun yarısını açlık sınırına iten ve kolera ve difteri salgınlarına yol açan bir abluka uyguladı. Yemen şimdi Covid-19 salgını karşısında potansiyel olarak yıkıcı yeni bir krizle karşı karşıya.

Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, Yemen'in güneyinde, BAE'nin Güney Yemen için bağımsızlığını yenilemek istediğini söyleyen ayrılıkçı bir hareketi desteklediği için halihazırda rekabet içindeler.

Sınırlı askeri yetenekleri ve beş yıllık savaşın mali yük ile mücadele eden Suudiler, geçtiğimiz birkaç ay içinde Umman'ın aracılığıyla kapalı kapılar ardında Husilerle görüşmeler gerçekleştirdi.

Bunun yerine, BAE’ye inanan Yemen’in yeni Genel Kurmay Başkanı General Sagheer bin Aziz, Suudi destekli Mağrib’de güçlü olan Islah Partisi’nin önünü kesmek için saldırı başlattı.

Sana’a Center düşünce kuruluşu analisti Abdulgani al-İryani konuyla ilgil olarak, “Yemen’de bu noktada Suudi Arabistan’ın önemsediği tek şeyin kendi sınır güvenliği olduğu ve Husileri İran’dan ayırmak istedikleri sır değil” tespitinde bulundu.

Al-İryani açıklamalarının devamında, “Hafife alınan şey, özellikle Islah Partisi’ne destek söz konusu olduğunda Riyad ve Abu Dabi arasındaki düşmanlık seviyesinin ne kadar yüksek olduğudur. [Suudi Veliaht Prensi] Muhammed bin Salman ve [Abu Dabi hükümdarı] Muhammed bin Zayed arasındaki kişisel ilişki, ilişkiyi bir arada tutan şeydir. Kurumsal kanallara bırakılsaydı koalisyon çökecekti.” dedi.

Yaklaşan coronavirüs tehdidi nedeniyle üniversite dersleri iptal edildiğinde, el-Temmimi son çatışmalar ve Yemen'in geleceği için düşünmek için bolca zamanı olduğunu söylüyor.

El-Temimi, “Eğer Houthiler ve Suudiler konuşuyorlarsa, barış görüşmelerine geri dönebileceğimizi düşünürdünüz,” ifadelerini kullandı. “Bunun yerine daha çok kavga ediyoruz. Dünyanın geri kalanı savaş hakkında tartışıyor ve sıradan Yemenlerin istedikleri artık önemli görünmüyor. ” dedi.

***The Guardian'dan intell4 tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.