Hindistan’da Müslümanların geleceği

Uzun süredir Müslümanlara yönelik ayrımcılıkla gündeme gelen Hindistan’da yeni bir krize imza atıldı. Hindu milliyetçisi Modi yönetimi, adını Babür Şah’tan alan Babri camiinin bulunduğu alana yeni bir tapınak inşa edileceğini duyurdu. Müslümanlar için travma etkisi oluşturan bu karar, Hindistan’daki azınlıkların geleceğine ilişkin ip uçları barındırıyor.

Uzun süredir Müslümanlara yönelik uygulanan acımasız, şiddetli, kutuplaştırıcı uygulamalarla gündeme gelen Hindistan’da yeni bir çarpıcı karar alındı. Yeni bir tapınak inşa etmeyi planlayan Narendra Modi hükümeti, Ram Tapınağı’nın, adını Babür Şah’tan alan “Güney Asya’nın Ayasofya’sı” olarak nitelendirilebilecek Babri camiinin bulunduğu yere yeniden inşa edilme kararının alınması ülkedeki Müslümanlar için seçilmiş bir travma etkisi doğurdu.

Narendra Modi yönetimi Babri Camii’nin yerine inşa edilecek Ram Tapınağı’nın geçtiğimiz ağustos ayının 5’inde attı. Büyük bir gösteriye dönüştürülen temel atma töreni, kamuoyunun geneline göre “Yeni Hindistan” için tarihin yeniden başlangıcına tekabül ediyor. Modi yönetiminin Hindutva gündeminin en önemli parçalarından biri olan tapınak, Ulusal Gönüllüler Organizasyonu (RSS) ve Hindistan Halk Partisi (BJP) gibi Hindu milliyetçisi ailenin önemli bileşenlerinin vermiş oldukları fotoğraflarla, ülkenin kime ait olduğuna dair önemli bir mesaja karşılık geldi.

Modi yönetimi Hindu Milliyetçisi bir görünüme bir anda bürünmedi. 2019 seçimlerinden sonra Keşmir’in statüsünü değiştiren Modi, ardından ülke genelinde geniş çaplı ayaklanmalara neden olan Vatandaşlık Yasası’nda değişikliğe gitti. Bu durum ülke genelinde büyük bir muhalif dalganın doğmasına neden olurken, muhalefet protestolarını kabul etmeyen Hindu milliyetçileri ise 2020’nin ocak ayında Delhi’de Müslümanlara karşı kitlesel bir şiddet kampanyası başlattı. Sürecin bu denli karmaşıklaşmasıyla, temeli atılan Ram Tapınağı, yeniden kurulması planlanan Hindu devletinin kurucu mitinin senaryosuna dönüştürüldü.

Hindistan’da başta Müslümanlar olmak üzere azınlık durumunda olan hiçbir kesimin hakkı anayasal düzlemde korunamadığından, uzun süredir büyüyen bir kriz mevcuttu. Son olarak Ram Tapınağı’nın Babri camiinin bulunduğu yere inşaa edilmesi, Müslümanlara için yeni bir psikolojik bir kriz oldu ve birlikte yaşama kültürüne olan inançlarını yıktı. Ayrıca tapınağı açılışı, geçtiğimiz yıl Keşmir’in statüsünün değiştirildiği tarihle aynı güne denk getirilmişti. Dolayısıyla Hindular dışında hiçbir sosyal kimliğin kendini güvende hissetmediği ülkede, Müslümanlar da geleceğinden büyük bir kaygı duyuyor.

PSİKOLOJİK KRİZ

Sosyal bilimciler Hindistan’daki Müslümanların uzun bir süredir travma haline olduğunu belirtiyor. Bu kitlenin sosyo-duygusal bir patlama yaşayabileceğini her fırsatta dile getiriliyor. Öyle ki Modi yönetimi gerek açıklamalarıyla gerekse de eylemleriyle, sosyal davranışta büyük önem arz eden toplumun duygularını altüst etmeyi başardı. 2014 öncesinde Müslümanların yönetimi ele geçirip Hinduları bu topraklardan atacaklarını sürekli dile getirerek Hinduların içindeki korkuyu harekete geçiren BJP, iktidarı ele geçirdikten sonra ise en önemli hedeflerinden biri olan devletin yeniden inşasını, Müslümanlara yönelik öfkeyi körükleyerek gerçekleştirmeye çalıştı. Müslümanlara yönelik her fırsatta hakaret eden BJP’li yöneticiler, özellikle 2019 sonrasında iyice radikalleşerek nefret ve linç kültürünü teşvik etmeye başladılar.

Hinduların içindeki korku ve öfkeyi harekete geçiren Modi yönetimi, Müslümanlar arasında ise korku ve kaygının artmasına yol açmış bulunuyor. Tamamen belirsizlik, bilinmezlik ve gelecek endişesiyle yaşayan Müslümanlar, her bir toplumsal olayın ardından kendilerine fatura çıkarılabileceğinden endişe duyuyor. Örneğin Kovid-19 sürecinde, “Korona cihadı” söylemiyle, virüs bulaşmış Müslümanların kasten taşıyıcılık yaptığını iddia etmiş olan Hindu milliyetçileri “İslami virüs” gibi kabul edilemeyecek terimleri kullanabildiler. Yine Ram Tapınağı inşası sonrasında, kendilerine artık her türlü şiddetin uygulanabileceğini düşünen Müslümanlar, Hindu milliyetçilerinin kendilerine uyguladığı sosyal Darwinci politikaların en üst seviyeye ulaştığını düşünüyorlar.

Büyük olanın küçük olanı yuttuğu bu oyunun son örneği ise geçtiğimiz hafta Bangaluru’da yaşandı. Hz. Peygamber’i (SAV) hedef alan bir sosyal medya paylaşımının ardından, Müslümanların verdiği haklı tepkiye Hindu milliyetçileri tarafından yoğun bir şiddetle cevap verildi. Olaylar sırasında 3 kişi hayatını kaybederken 50’den fazla kişi de yaralandı. Olayın sıcaklığı devam ederken, Hindu milliyetçisi sosyal medya hesaplarından, Müslümanların Kongre Partili ve Dalit, yani kast sisteminin en alt katmanından bir kişiye saldırdığı iddia edildi. Bu da Hindu milliyetçilerine karşı oluşan sosyal ittifakları dağıtma hamlesi olarak yorumlandı.