Avustralya'nın mülteci politikası: Pasifik Çözümü ülkeye yerleşime izin vermiyor

Avustralya'nın "Pasifik Çözümü", Papua Yeni Gine'deki Manus Adası ve Nauru Cumhuriyeti'ndeki merkezleriyle dünyanın en zorlu mülteci politikalarından biri olarak öne çıkıyor. Son yıllarda farklı ülkelerle anlaşmalar yapılsa da mültecilerin Avustralya'yay yerleşimini engellemek için politikalar da daha katı hale getiriliyor.

İngiltere’nin ülkeye gelen mültecileri Ruanda’daki bir merkeze göndermesine ilişkin yasal düzenlemesi tepkilere yol açtı. Ancak bu düzenleme dünyada ilk kez uygulanan bir sistem değil. Avustralya, 2001 yılında mültecileri Papua Yeni Gine ve Nauru Cumhuriyeti'ndeki merkezlere gönderileceğini duyurmuş ve denizaşırı gözaltı merkezlerini kullanan ilk ülkelerden biri olmuştu.

Ülkenin aşırı sağcı ve mülteci karşıtı hükümet, söz konusu gözaltı sürelerini yıllara yayarak kasten uzun tutmakla eleştiriliyor. Bazı mültecilerin bu kamplarda bunalıma girerek intihar girişiminde bulunduğuna ilişkin haberler basına yansıyor.

Diğer yandan, ülkede yaklaşan seçimler nedeniyle gözaltı kamplarından mültecilerin bırakıldığına ilişkin haberler de medyada yer aldı. 21 Mayıs’taki seçim öncesi en az 18 mültecinin Melbourne’da bulunan gözaltı merkezinden serbest bırakıldığı açıklandı. Geçen ay da 13 mülteci serbest bırakılmış, ancak Avustralya’ya yerleşmelerine izin verilmeyeceği belirtilmişti.

AVUSTRALYA’NIN “PASİFİK ÇÖZÜMÜ” NASIL İŞLİYOR?

2001 yılında, bir Norveçli yük gemisinin denizdeki 433 mülteciyi kurtarmasının ardından Avustralya'nın mülteci politikası sert bir şekilde değişti. Avustralya hükümeti geminin sularına girmesine izin vermeyi reddetti. Bunun yerine, mülteciler için açık deniz gözaltı merkezlerinin oluşturulduğu “Pasifik Çözümü”nü sundu.

Pasifik Çözümü, Papua Yeni Gine'deki Manus Adası ve Nauru Cumhuriyeti'ndeki merkezleriyle dünyanın en zorlu mülteci politikalarından biri haline geldi. Mülteci yasaları, tekneyle gelen mültecilerin yeniden yerleşim vizelerini reddetmek için 2013 yılında sertleştirildi. Temelde ise hükümetin mülteci politikası, bu kamplardan hiç kimsenin Avustralya'ya yerleştirilmemesi yönünde düzenlendi.

Avustralya hükümeti, kamplardaki koşulların iyi olduğunu ve mültecilere insanca muamele edildiğini savundu. Ancak muhbirler ve mülteci savunucuları farklı görüşler açıkladı. İnsan hakları grupları, 13 kişinin şiddet, tıbbi dikkatsizlik veya intihar nedeniyle öldüğü merkezlerin koşullarını eleştirdi.

Avustralyalı bir doktor olan Nick Martin, 16 yıl Birleşik Krallık Kraliyet Donanması'nda görev yaptıktan sonra mültecileri tedavi etmek için Nauru adasında sekiz ay geçirdi. Kampın "hapishane" gibi olduğunu söyleyen Martin, "Yapabileceğin tek şey insanların kendilerini öldürmelerini engellemek" dedi.

Ünlü tenis yıldızı Novak Djokovic’in Avustralya’daki gözaltı merkezinde tutulmasının ardından gözaltı süreleri de gündeme geldi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), ülkede ortalama alıkoyma süresinin 689 gün olduğunu açıkladı. Bunun şimdiye kadar kaydedilen en uzun süre olduğunu belirten HRW yetkilileri, “Bu, ABD’deki 55 günlük ve Kanada'daki 14 günlük ortalamalarla karşılaştırıldı. Avustralya makamları ayrıca 117 kişiyi beş yıl veya daha fazla süreyle alıkoydu ve 8 kişiyi 10 yıldan fazla alıkoydu” açıklamasını yaptı.

HÜKÜMET MÜLTECİ KARŞITI POLİTİKADAN VAZGEÇMİYOR

Nauru hâlihazırda 112 mülteciye ev sahipliği yapıyor. 120 kişinin gözaltına alındığı Manus Adası'ndaki merkezler ise Avustralya Yüksek Mahkemesi'nin merkezlerin "yasadışı" olduğunu söylemesinin ardından kapatıldı. Mülteciler ya Nauru'ya transfer edildi ya da daimi vatandaş olma sürecini başlatmak için Papua Yeni Gine'de kaldı.

2016 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama, gözaltı merkezlerinden 1250 sığınmacı almayı kabul etti. Karşılığında Avustralya’nın Orta Amerika'dan gelen mültecileri kabul etmesi konusunda anlaşıldı.

Geçen ay ise Yeni Zelanda'nın 450 mülteciyi kabul etme yönündeki teklifi Avustralya hükümeti tarafından kabul edildi. Önümüzdeki üç yıl boyunca her yıl Nauru Adası’ndan çıkarılan 150 kişinin yeniden yerleşmesine izin verilecek.

Diğer yandan, Nauru'daki kampın süresiz olarak faaliyete devam edeceği belirtildi.

Avustralya, mülteci politikasının denizdeki ölümlerin önlenmesi anlamına geldiğini savundu. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Avustralya'nın tekne dönüşleri, bölgesel işlemler ve ülkeye yerleşim olmaması da dahil olmak üzere denizdeki kaçakçılığa yönelik çok katmanlı yaklaşımı başarılı. Avustralya'nın politikaları, ülkeye yasadışı geliş akışını başarıyla engelledi, bölge içindeki insan kaçakçılığını bozdu ve denizdeki can kaybını önledi" ifadeleri kullanıldı.

Hükümet, politika kapsamındaki faaliyetler için 2023 yılına kadar 260 milyon Avustralya doları harcanacağını tahmin ediyor.