Avrupa’da bölünme riski taşıyan devletler

Avrupa’nın büyük ülkeleri de dahil olmak üzere pek çok devlet ‘bölünme’ riski taşıyor. Katalonya’nın İspanya’dan ayrılma mücadelesi ise diğer Avrupa ülkelerini tedirgin ediyor.

Avrupa’da bölünme riski taşıyan devletler

İspanya’da Katalonya bölgesinin bağımsızlık mücadelesine girişmesi, Avrupa’daki diğer devletleri endişelendiriyor. Pek çok Avrupa ülkesinde bağımsızlığını ilan etmeye hazır olan bölgeler bulunuyor. Katalonya’nın bağımsızlığını ilan etmesi durumunda, diğer ayrılıkçı bölgelere örnek olabileceği ihtimali endişenin temelini oluşturuyor. Bölünme tehlikesi bulunan ülkeler arasında ise Almanya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa’nın lokomotif ülkeleri de yer alıyor.

İtalya’dan Padanya devleti çıkabilir

İtalya’da ayrılmayı isteyen birden fazla böyle bulunuyor. Bunlar Lombardiya, Veneto ve Alto Adige olarak sıralanıyor. 

Halihazırda özerk olan Lombardiya ve Veneto, Ekim 2017’de ‘daha fazla özerklik’ için referanduma gitti. Referanduma Lombardiya halıkının katılımı yüzde 40 olurken, yüzde 95 oranında ‘evet’ oyu çıktı. Veneto’da seçime katılın oranı yüzde 57 oldu. ‘Evet’ diyenlerin oranı ise yüzde 98 olarak kayda geçti.

Gelirlerini diğer bölgelerle ile paylaşmak istemeyen ve bu amaçla referanduma giden Lombardiya ile Veneto İtalya’nın en zengin bölgeleri arasında yer alıyor. Lombardiya’nın başkenti Milano, Veneto’nun başkenti ise Venedik olarak dikkat çekiyor. Her iki bölgenin toplam nüfusu 15 milyon ile İtalya nüfusunun 4’te 1’ine denk geliyor. Ayrıca, ülkedeki gayrisafi yurtiçi hasılatın yaklaşık yüzde 30’u bu bölgelerden elde ediliyor. Dolayısıyla Lombardiya ve Veneto’yu kaybetmek, İtalya için büyük bir risk olarak öne çıkıyor.

Öte yandan, söz konusu referandumun resmiyette bir bağlayıcılığı bulunmuyor, ancak halkın özerkliğe verdiği desteği göstermesi açısından bölgesel yönetimlerin elini güçlendiriyor. Bununla birlikte hem Veneto’nun hem de Lombardiya’nın ‘bağımsızlık’ hayali bulunuyor. Lombardiya’yı referanduma götüren Kuzey Ligi Partisi de, her ne kadar referandum bağımsızlık anlamı çıkarılmaması gerektiğini söylese de, partinin kuruluş amacının altında ‘Padanya' devletini kurmak yatıyor.

Kuzey Ligi Partisi, 1991 yılında, bağımsız bir Padanya devleti amacıyla kuruldu. Son yıllarda ise bağımsızlık yerine özerklik konusuna daha fazla yöneldi. Öte yandan, İtalya’da devletle özerklik müzakeresi başlatmak için referanduma gitmek gerekmiyor. Kuzey Ligi’nin ise referandumu ‘gövde gösterisi’ yapmak için düzenlediği iddia ediliyor. Bu da, Kuzey Ligi’nin bağımsızlık hevesinden vazgeçmediği şeklinde yorumlanıyor.

 

İtalya’da bağımsızlık isteyen bir diğer özerk bölge ise Alto Adige. İtalya’dan ayrılmak isteyen Alto Adige bölgesi Güney Tirol olarak da biliniyor. Güney Tirol, Almanca konuşan bir bölge olarak öne çıkıyor. Eskiden Avusturya’ya bağlı olan bölge halkı, bağımsızlık olmasa bile yeniden Avusturya’ya dahil olmak istiyor.

Ayrılık fikirlerinin temeli ise 1. Dünya Devleti’ne dayanıyor. Tirol, savaştan önce Avusturya’ya bağlı bir eyaletti. İtilaf Devletleri’nin savaşı kaybetmesinin ardından Tirol ikiye bölündü ve güney kısmı İtalya’ya bağlandı.

Brexit, Birleşik Krallık’ı Bölüyor

İngiltere’nin yürüttüğü Avrupa Birliği’nden ayrılma (Brexit) süreci, adadaki siyasi durumu direkt olarak ilgilendiriyor. Brexit süreciyle birlikte Birleşik Krallık’ın parçalanması gündeme geldi. Birleşik Krallık Galler, İskoçya, İngiltere ve Kuzey İrlanda’dan oluşuyor. Bu ülkeler arasında özellikle İskoçya’nın ayrılık çabaları dikkat çekiyor.

İskoçya, 1707 yılında yapılan Birlik Antlaşması sonucu İngiltere ile birleşme kararı aldı. O tarihten bugüne kadar İngiltere ile birlikte olan İskoçya, 2014 yılında ayrılık referandumuna gitti, referandum sonucundan ‘hayır’ kararı çıktı. Oylamada ayrılık kararı çıkmamasında Avrupa Birliği faktörü etkili oldu. İskoçlar, İngiltere’den ayrılmaları halinde Avrupa Birliği’nden de ayrılacakları düşüncesiyle daha çok ‘hayır’ oyu kullandı. İngiltere’nin AB’den çıkması gündeme gelince de ayrılık hareketleri yine alevlendi. Ülkedeki ayrılma yanlıları referandum için yürüyüş düzenlerken, İskoçya Özerk Yönetim Başbakanı Nicola Sturgeon, İngiltere’nin AB’den ayrılması halinde 2021 yılına kadar referanduma yapılması talebini açıkladı.

Kuzey İrlanda’da ise iki farklı görüş öne çıkıyor. Ülkede bazı çevreler İrlanda ile birleşmeyi savunurken, bazıları ise Birleşik Krallık’ta kalmayı istiyor. Brexit ve Katalonya bölgesindeki gelişmeler ise İrlanda’nın Birleşik Krallık’tan çıkmasını isteyenlerin elini güçlendiriyor.

İspanya'da Tek Sıcak Bölge Katalonya Değil

İspanya, son yıllarda Katalonya bölgesinde ayrılıkçı hareketlerle mücadele ediyor. Bu kapsamda bölgeye kolluk güçleri ile müdahale ediyor. Ancak İspanya’da bağımsızlık sesleri sadece Katalonya’da yükselmiyor. Bask bölgesi de bağımsızlık için fırsat kolluyor.

Katalonya’da ayrılık hareketleri özellikle 2010 yılından sonra hız kazandı. İspanya yönetiminin itirazlarına rağmen Ekim 2017’de yapılan referandum ise gerginliği tırmandırdı. İspanya polisi, referanduma direkt olarak müdahale etti. Bu müdahale sonucu yüzbinlerce oyun ele geçirildiği belirtildi. Buna rağmen Katalonya Özerk Yönetimi Sözcüsü Jordi Turull tarafından dikkat çeken bir rakam açıklandı. Tulla, referandumda 2.3 milyon geçerli oy kullanıldığını ve halkın yüzde 90,09 oranında bağımsızlığa destek verdiği açıklandı.

Katalanlar, Ekim 2017’de düzenlenen referandumda, İspanya yönetiminin itirazına rağmen  okullara sandık kurdu. Seçim günü harekete geçen polis ise sandıklara müdahale etti. Müdahale sonucu polisin 770 bin oyu ele geçirdiği açıklandı. Çıkan olaylarda 900’e yakın kişi yaralandı.

 

Referandumdan çıkan sonucun ardından 27 Ekim 2017 tarihinde Katalonya parlamentosunda tek taraflı bağımsızlık deklarasyonu kabul edildi. Bu durumun ardından İspanya Anayasa Mahkemesi, Katalan Lider Carles Puigdemont dahil bazı siyasetçiler hakkında dava açtı. Katalan siyasetçiler ise Belçika’ya iltica etti. İspanya’nın Puigdemont hakkında Avrupa çapında yakalama kararı çıkarması üzerine Katalan lider Belçika polisine teslim oldu.

Katalonya, parlamentoda aldığı karara rağmen bağımsızlık hedefine ulaşamasa da, İspanya kitlesel eylemler devam ediyor.

İspanya, Katalanlar’ın dışında Bask bölgesinde de sorun yaşıyor. Katalonya’ya oranla ekonomik faaliyetlerin daha az olduğu Bask bölgesinde, İspanya yönetiminden bağımsız bir vergi sistemi işliyor.

Geçmişte İspanya yönetimi tarafından ezildiklerini iddia eden Bask bölgesindeki insanların ayaklanması durumunda, İspanya’nın oldukça zor bir durumda kalabileceği belirtiliyor. Bask bölgesinin geçmişinde silahlı mücadele de yatıyor. Bu sebeple dünya Bask bölgesini daha çok ETA örgütü ile biliyor.

Marsist - Leninist temellere dayanan ETA, 1959 yılında kuruldu. Bağımsız bir devlet kurma amacı güden ETA, siyasi parti olarak tanımlasa da geçmişte silahlı mücadele de yürüttü. ETA, 2011 yılında silahlı mücadeleye son verdiğini açıkladı.

 

Fransa’da Korsika Endişesi

Fransa’da ayrılmaya müsait lan pek çok bölge bulunuyor. Bunların başında Korsika geliyor. Korsiak aslında bir ada ve Napolyon’un doğduğu topraklar olarak biliniyor. 1735 yılında bağımsızlığını kazanan Korsika, 1768’de Fransa’ya bağlandı. Uzun yıllardır bağımsızlık mücadelesi veren Korsika’da örgütler geçtiğimiz yüzyılın ortasında birleşmeye başladı. Birleşmeler tamamlanınca 1976 yılında Korsika Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLCN) kuruldu. FLCN, uzun yıllar silahlı mücadele yürüttü. Çeşitli eylemlere imza atan FLCN, 2014 yılında silahlı faaliyetlerini durdurduğunu açıklasa da, hala çatışma potansiyeli bulunuyor.

Korsikalılar, kendilerini Fransız olarak tanımlamıyor ve hatta başka bir dil konuşuyor. Kendi anadillerinin de resmi dil olarak kabul edilmesini istiyor.

 

Öte yandan, 2000 Lionel Jospin başkanlığını yaptığı sosyalist yönetim Korsika’ya temkinli özerklik vermeyi teklif etmişti. Teklife, meclisteki muhalefet kanadında yer alan muhafazakarlar sert bir şekilde tepki göstermişti. Tepkinin nedeni, Korsika’ya böyle bir statünün verilmesi halinde Bretonya ve Alsas bölgelerinin de Korsika’yı takip etmesi endişesiydi.

Bu bölgelerin dışında, Fransa sınırları içerisinde kalan Kuzey Katalonya ile Fransız Bask Bölgesi’nde de ayrılıklı hareketler için uygun zemin bulunuyor.

Almanya En Zengin Bölgesini Kaybedebilir

Almanya’da ayrılıkçı hareketlerin görülebileceği bölge Bavyera olarak öne çıkıyor. Bavyera, Almanya’nın en zengin eyaleti konumunda olduğu için ayrılması ihtimali ülkeyi ciddi derecede tehdit ediyor. Bavyera’nın resmi adı Freistaat Bayern olarak geçiyor. Freistaat kelimesi ‘özgür devlet’ anlamına geliyor. 

Almanya için şu an Bavyera bölgesinde ciddi bir tehdit bulunmuyor. Ancak ayrılmayı düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bavyera’nın ekonomik zenginliği, bölgenin bağımsız bir devlet olarak faaliyet yürütmesine uygun bir zemin sağlıyor. Ayrıca Bavyera’da 13 milyonluk nüfus bulunuyor. Bu sayı, Yunanistan, Avusturya Danimarka’nın nüfusundan daha fazla…

Bavyera’daki en büyük şikayetlerden biri ekonomik nedenlerden kaynaklanıyor. Almanya’da yoksul ve zemin eyaletlerdeki ekonomik farkı dengeleyen bir sistem bulunuyor. Bavyera’nın bu sisteme yüksek ödeme yapması şikayetlere neden oluyor. Şu an ciddi bir hareket olmasa da, Wilfried Schargel’in 20012 yılında yayımladığı ‘Bavyera Yalnız da Yapabilir’’ adlı kitabı, ayrılık fikirlerinin yüksek sesle dillendirildiğini gösteriyor. Ayrıca Almanya Anayasa Mahkemesi, Bavyera’da olası bir referandumu yasaklıyor. Bu da, bölgede ayrılıkçı bir hareket ihtimalinin bulunduğunu ve Alman devletinin bu durumdan endişe ettiğini kanıtlıyor.

Danimarka Adalarla Uğraşıyor

Danimarka’da bağımsızlık isteyen iki bölge bulunuyor. Bunlar Faroe Adaları ve Grönland olarak öne çıkıyor.

Grönland, Atlas Okyası’nda bulunan bir ada ve topraklarının çoğunu buzullar oluşturuyor. Trump’ın satın almayı verdiği Grönland, Danimarka Krallığı’na bağlı olarak özerk bir şekilde yönetiliyor. Gröndland’daki pek çok siyasi parti, seçmenlerine bağımsızlık vadediyor. 

Grönland’da 2018 yılında yapılan seçimleri, diğer partilere göre Danimarka’dan daha yavaş kopmayı öneren Sosyal Demokrat Partisi kazandı. Grönland, Danimarka’dan yıllık yardım alıyor. Bu sebeble Sosyal Demokratlar’ın sunduğu ‘dava yavaş ayrılık’ teklifi, bağımsızlığın finansal yük getirebileceği endişesiyle halka daha cazip geliyor.

 

Faroe Adaları da tıpkı Grönland gibi özerk statüye sahip. Takım adalardan oluşan bölgede 50 bin kişi yatıyor. Adadakilerin dili Danca’dan farklı ve Vikingler’e dayanıyor. Adadaki koyun sayısı insan sayısından daha fazla. Faroe Adaları’nın Danimarka’dan ayrılma sebebinin altında çıkar çatışması yatıyor. Faroe Adaları ve Danimarka Krallığı arasındaki çıkar çatışmasını ortaya çıkaran ise Avrupa Birliği’nin (AB) boykot çalışması oldu. AB, Danimarka’yı Faroe Adaları’nda tutulan balıklar karşı boykota zorlamıştı. Faroe Adaları’nda bu boykot hala hatırlanıyor.

Belçika Flaman Tehlikesi

Belçika; Brüksel, Valon bölgesi ve Flaman bölgesi olmak üzere üç bölgeden oluşuyor. Bu üç bölge arasında Flamanlar bağımsızlık hayali kuruyor. Flaman bölgesi, ülke ekonomisine en çok katkıda bulunan bölge olarak dikkat çekiyor. Flamanlar bu zenginliği paylaşmak istemiyor. Dolayısıyla Belçika yönetimi için Flaman bölgesini kaybetmek bir toprak parçasını kaybetmekten çok daha fazlasını ifade ediyor. 

Belçika’da Bart De Wever’in başında olduğu Yeni Flaman İttifakı, bağımsızlık için siyasi olarak faaliyet yürütüyor. Yeni Flaman İttifakı, 2010 genel seçimlerinden en yüksek oyu almıştı. Parti, koalisyon ittifakına girmek istemeyince ülke 541 gün yönetimsiz kalmıştı. 

Belçika’da siyasi denklem oldukça hassas dengeler üzerine kuruluyor.

Balkanlar’da da Durum Karışık

Avrupa’nın dört bir yanında olduğu gibi Balkanlar’da hareketlenme riski bulunuyor. Kosova, Sırbistan ve Makedonya’da ayrılık hareketlere uygun zeminler görülüyor.

Sırbistan’dan 2008 yılında ayrılan Kosova’da, Arnavutlar ve Sırplar arasında sorunlar yaşanıyor. Bu sorunlar özellikle Mitrovitsa kentinde gündeme geliyor. Kuzey Mitrovitsa nüfusunun çoğu Sırplar’dan oluşuyor ve bölgedeki yetkililer Sırbistan’a başlanmak istediklerini söylüyor.

Sırbistan ise başka sorunlarla boğuşuyor. Ülkenin üç ayrı bölgesinden ayrılıkçı söylemler yükseliyor. Bu bölgeler Voyvodina Özerk Bölgesi, Sancak bölgesi ve Preşeva bölgesi olarak öne çıkıyor. Voyvodina’da yetkililer otonom yağının genişletilmesini isterken, Sancak’taki liderler tam bir otonom yapı talep ediyor. Preşeva bölgesinin liderleri ise Kosova’ya bağlanmak istiyor.

Sırbistan’daki Voydodina bölgesinde Macarlar, Sancak’ta Boşnaklar, Preşeva’da ise Arnavutlar yoğun olarak yaşıyor.

 

Makedonya’da Arnavutlar yeni bir devlet kurmayı hayal ediyor. Arnavutlar ülke nüfusunun yüzde 25’ini oluşturuyor. Makedonya’da bazı Arnavut siyasetçiler İlirida Cumhuriyeti’ni kurmak istiyor. Daha önce iki kez İrilida Cumhuriyeti ilan edildi, ancak söz konusu devlet faaliyete geçirilemedi.

Kimsenin Tanımadığı De Facto Ükle: Transdinyester

Moldova sınırları içerisinde özerk bir bölge olan Transdinyester, Birleşmiş Milletler’e üye olan hiçbir devlet tarafından tanınmıyor. Transdinyester’in kendine ait meclisi, ordusu, polisi ve posta sistemi bulunuyor. Ülkenin özerklik yolculuğu ise 199o yılına uzanıyor.

 Moldova, 1989 yılında Romence’yi devlet dili kabul etti ve Kril alfabesinden vazgeçerek Latin alfabesine döndü. Bu kararlar, çoğunluğu Ruslar’dan oluşan Transdinyester bölgesinde tepki ile karşılandı. Bölgede 1990 yılında referandum düzenlendi ve bağımsızlık ilan edildi. Daha sonra Moldova ve Transdinyester arasında silahlı çatışmalar başladı. Çatışmalar 22 Temmuz 1992’de imzalanan ateşkes ile sona erdi.

Görüşmeler sonucu, Moldova 1994 yılında Transdinyester’e özerklik tanıdı. Transdinyester ise bağımsızlık istiyor.Bununla birlikte, Rusya’ya bağlanmak isteyenler de bulunuyor.

SONUÇ

Avrupa’nın lokomotif devletleri de dahil olmak üzere pek çok ülkede ayrılıkçı hareketler görülüyor. Özellikle İspanya’nın Katalonya bölgesinde devam eden mücadele kritik öneme sahip. 

Katalonya’nın bağımsızlığını kazanması halinde, etkisinin diğer ülkelere sıçraması ihtimali bulunuyor. Pek çok Avrupa devleti, Katalonya’daki durumun kendi ülkelerindeki ayrılıkçıları cesaretlendirmesinden endişe duyuyor.

Öte yandan, Avrupa devletlerindeki ayrılıkçı fikirler toplumda kendine zemin bulunuyor. Dolayısıyla merkezi otoritelerin zayıflaması durumunda pek çok ülkede bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Merkezi otoriteler güçlü olsa bile, bu ayrılıkçı hareketler ülke dışından destek bularak devlet yönetimini zor duruma sokabilir.