Avrupa - Çin anlaşması ABD'ye nasıl yansıyacak?

Dünya, ABD - Çin ekonomik savaşının gölgesinde 2019 yılını tamamlamaya hazırlanırken, Wuhan'dan yayılan yeni tip koronavirüs (Covid-19) beklentileri ve ekonomik göstergeleri bir anda negatif yöne çevirdi. Trump'ın 'Çin virüsü' ısrarı siyasette karşılık bulamazken, koronavirüs sonrası dünyada uluslararası ilişkiler nasıl olacak?

Çin’in Wuhan kentinde 2019’un Aralık ayında tespit edilmesinin ardından dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüsün (Covid-19) ABD’de yayılmaya başlamasının ardından ölüm sayıları da her geçen gün artmaya devam ediyor.

Virüsün ABD’de görüldüğü ilk günlerde Covid-19’un gripten farkı olmadığını söylemiş, ardından el yıkama şekli öğretmiş, hemen arkasından dezenfektan enjekte edilmesini salık vermişti. Fakat Trump’ın en çok eleştirdiği nokta ise bütün süre boyunca Covid-19’a ‘Çin virüsü’ demesi oldu.

Trump’ın bu tanımı üzerine komplo teorileri üretenlerin hevesleri kursağında kalırken, dünya genelinde de kabul görmeyen bu söylemler istihbarat servislerinin gündeminde de yer almış olsa da yapılan araştırmalar sonuç vermedi.

Dünya genelinde ekonominin küçülmesiyle birlikte ülkeler arasındaki rekabet de kızışırken, planları kendi müttefikleri dışında pek de karşılık bulmaması nedeniyle ABD Başkanı zor günler geçiriyor.

Koronavirüs sonrası dünyada uluslararası ilişkileri kaleme alan Yücel Özdemir, makalesinde önemli detaylara değindi.

Evrensel’de yer alan habere göre, ABD Başkanı’na destek açıklamalarında bulunan Avusturalya,2nin Çin ile bozulan ilişkileri et ticaretini doğrudan vurdu.

ABD, Avrupa’dan beklediği desteği bulamazken, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin Trump’a destek vermemesinin arkasında elbette Çin ile olan ticari ilişkileri geliyor.

Alman istihabaratı bir yandan Trump’ın sözlerini gündemine alarak yaptığı araştırmaların sonucuna göre “Trump’un laboratuvar teziyle kendi hatalarının üzerini gizlemeye ve öfkeyi Çin’e yönetmeye çalıştığı”ndan söz ediliyor.

Alman Haberalma Teşkilatı’nın (BND) yayınladığı araştırmada ise, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 21 Ocak günü DSÖ Başkanı Ghebryesus ile yaptığı telefon görüşmesinde pandeminin insandan insana bulaştığını söylememesini istediği ileri sürülüyor. Araştırmanın sonucuna göre, Çin’in bu tutumu nedeniyle virüsle mücadelede 4-6 hafta kaybedildiği ileri sürülüyor.

Rapordan da anlaşılacağı üzere Almanya, ticari ilişkileri ile siyaset arasındaki tercihini yapmış görünüyor.

AB İLE ÇİN ARASINDA BÜYÜK ANLAŞMA HAZIRLIĞI

Avrupa, tutum alma bir yana Çin ile büyük bir anlaşmanın hazırlıklarını yapıyor. Anlaşmanın merkezinde ise AB’nin en güçlü ekonomisine sahip Almanya bulunuyor. 1 Temmuz’dan itibaren AB Dönem Başkanlığını devralacak Almanya, bu dönemi eylül ayında Leipzig’de düzenlemeyi planladığı AB-Çin Zirvesi’yle taçlandırmayı hedefliyor. Handelsblatt gazetesinde yer alan bir habere göre 15 yıldır başbakanlık koltuğunda oturan Angela Merkel, 13. Çin ziyaretini temmuzda yapmayı öngörüyordu. Ancak pandemi şimdilik bütün planları belirsiz hale getirmiş. Buna rağmen alt düzeyde heyetler arası görüşmeler devam ediyor.

Handelsblatt’ın “Yatırım Anlaşması” olarak adlandırdığı AB-Çin arasındaki görüşmelerin ilk sırasında, Çin’in yatırım için Avrupalı tekellere sınırlandırmaları kaldırması, dolayısıyla yeni pazarlar açması yer alıyor. Bu talep edilirken Çin’in devlet olarak tekellerinden çekilmesi, dolayısıyla özelleştirmelerin önünün açılması isteniyor. Başka bir ifadeyle, AB’nin hedefinde Çin’in şirketler üzerindeki devlet korumacılığının kaldırılarak, klasik kapitalist sürece girmesi, böylece rekabet edebilmenin koşullarının yaratılması bulunuyor.

Handelsblatt’un “AB’den Çin’in devlet ekonomisine müdahale” başlığıyla verilen haber-yorumda, Çin’in buna yanaşacağına pek ihtimal verilmiyor. Zira, aynı gazetenin kaynak gösterdiği Dünya Bankası verilerine göre kamu şirketleri 2017’de Çin’in GSYİMH’sının yüzde 23-28’ni teşkil ediyor. Başka kaynaklar ise Çin’ndeki kamu şirketleriyle özel şirketlerin sayısının aynı olduğunu ileri sürüyor. Çin özellikle elinde tuttuğu büyük devlet şirketleriyle yurtdışında önemli yatırımlar yaparak, başka yabancı şirketleri yutmanın planlarını yapıyor.

AB ÇİN İLE İLİŞKİLERİ DENGEDE TUTMAYA DEVAM EDECEK

Koronavirüsle birlikte ekonomi ve siyaset alanında yaşanan gelişmelere bakıldığında Trump’un başında olduğu ABD’nin Çin ile ilişkileri gererek yoluna devam etmesi beklenirken, Almanya öncülüğündeki AB ise daha dengeli bir yol izleyecek gibi görünüyor. Trump, en son Fox TV’ye yaptığı açıklamada işi Çin ile bazı alanlarda ilişkileri kesmeye kadar götürebileceklerini ifade ederek, “Örneğin, Çinli öğrencilerin bazı bölümleri ABD’de okumasını engellemek için vize vermeyebiliriz” dedi. Özellikle Çinli şirketlerin ABD’deki yatırımları ve faaliyetlerine önemli sınırlamalar da getirilebilir.

ABD karşısında bugüne kadar fazla geri adım atmayan Çin’in de önümüzdeki dönem AB ile ticari ve siyasi ilişkilere önem vereceği anlaşılıyor. Ancak bunun AB sermayesinin dayattığı özelleştirme planlarının ne kadarını kabul edip etmeyeceği ise ancak ileride görülebilecek. Ekonomilerdeki küçülme bir taraftan daha fazla birlikte çalışmayı dayatırken diğer taraftan pazar için rekabetin daha da kızışmasının koşullarını yaratıyor. Bu nedenle emperyalist devletler arasındaki çelişkilerdeki derinlik de hız kazanacak.