Mülteciler, Avrupa Birliği'nin geleceğinde nasıl bir etkiye sahip olabilir?

Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, olası bir yeni mülteci akınına karşı uyarılarda bulundu. Avrupa’nın gündeminden bir türlü düşmeyen mülteci konusu Avrupa Birliği projesinin sonu olabilir mi?

Horst Seehofer’in yerel bir gazeteye yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği’nin çevresinde yeni göçlere neden olacak çatışmaların yaşandığını bu nedenle birliği dış sınırlarında göç baskısını çok yüksek olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği’nin sığınmacı politikasını da eleştiren Seehofer, son yıllardaki AB’nin göç siyasetindeki durgunluğa son verilmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa'ya yoğun sığınmacı akınının başladığı 2015'te yaklaşık 500 bin, 2016'da da yaklaşık 750 bin sığınmacının Almanya'ya ulaştığı kayıtlara geçerken bu sayı 2017'de 220 bine, 2018'de 185 bine ve 2019'da 165 bine kadar gerilemişti. Bu noktada ise en kilit rolü Türkiye oynamaktadır.

MÜLTECİLER AVRUPA BİRLİĞİ PROJESİNİN SONU MU?

Dünya genelinde devam eden ekonomik problemler ve göç sorunları, bilhassa Avrupa’nın ağır bir şekilde yaşadığı 2008 ekonomik krizi, Avrupa Birliği üyesi olsun olmasın bölgedeki tüm ülkelerin birbirine karşı olan tutumlarını değiştirdi.

Ekonomik krizin etkilediği ve işsizliğin artış gösterdiği Avrupa’da özellikle Almanya ve Fransa gibi ekonomik yönden güçlü olan ülkelerin vatandaşları, sığınmacıları eskisi kadar hoş karşılamıyor çünkü, bu durum onlar için daha fazla işsizlik demek. Diğer yandan kaçınılmaz göçle karşı karşıya kalması muhtemel AB ülkeleri, mülteci yükünü paylaşmak istiyor ancak buna Almanya’dan başka sıcak bakan ülke de bulunmuyor. Almanya’nın da tek başına tüm mülteci yükünü taşıyamayacak olması birliğin ortak irade noktasındaki tutumunu tehlikeye atıyor.

Suriye’deki savaşın sonuçlarını yeni yeni yaşamaya başlayan birlik ülkeleri, temel değerlerinden gittikçe uzaklaşarak daha korumacı bir hale evriliyor. Avrupa Birliği, Avrupa tarihinde en uzun barışın yaşandığı dönem olarak tarihe geçerken kıtanın geçmişte sürekli birbirine karşı savaşan toplulukların yaşadığı bir yer olduğu unutulmamlı. Macaristan gibi birlik üyesi ülkeler mülteci kabul etmeyeceğini ve sınırlarını kapatacağını daha önce belirtmişti. Bu durum AB’yi AB yapan Schengen serbest dolaşım anlaşmasını devre dışı bırakmaktadır. Birlik üyesi ülkelerde yükselen sağcı partilerin oylarının da arttığı düşünüldüğünde, Afrika ve Ortadoğu'daki sömürü politikalarının geri dönüşünün birliği vurması ihtimali çok da uzak gözükmemektedir.