AB bütçe konusunda anlaşamıyor

İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa kıtasının karşı karşıya kaldığı yıkımı hafifletmek ve ‘Avrupa Refahı’nı sağlamak için kurulan AB, bugün pek çok kriz boğuşuyor. Bunların başında ise Brexit ile birlikten ayrılan İngiltere’nin ardından ortaya çıkan ekonomik sorunlar geliyor. Peki ‘Avrupa Refahı’ sona mı eriyor? AB’nin karşı karşıya kaldı bütçe sorunu. Brexit’in AB ekonomisine etkisi nedir?  

En küçük 19 AB ülkesinin ekonomilerinin toplamına eşit bir büyüklüğe sahip olan İngiltere birliğin Almanya'dan sonra ikinci en büyük ekonomik gücüydü. Brexit süreci ile Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılan İngiltere’nin ekonomisinin bu denli büyük olması şimdiden birlik içerisinde hissedilmeye başlandı. AB ekonomisinin küçülmesi, ticaret açığı vermesi ve işsizlik oranlarının artmasının dışında, İngiltere’nin AB Ortak Bütçesi’ne sağladığı katkının eksikliği de şimdiden birlik içinde hissediliyor.

2016 yılından beri ve öncesinde İngiltere, AB’nin politikalarını, programlarını ve yönetimini finanse eden uzun zamanlı bütçe 'Çok Yıllı Mali Çerçeve'ye (MFF) önemli katkılar sağladı. Mevcut MFF 2021 yılı itibariyle sona erecek, hizmetlerin sürekliliğinin sağlanabilmesi için yerine derhal bir yenisinin hazırlanması gerekiyor. Fakat eski AB Bütçe Komiseri Günther Oettinger'a göre, AB yeni döneme müthiş bir bütçe boşluğuyla giriyor. Oettinger, İngiltere’nin birlikten ayrılmasını AB bütçesinde yıllık 12 ila 15 milyar Euroluk boşluk bırakacağını söylüyor. 

AB İÇİNDEKİ BÜTÇE TARTIŞMALARI

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yönetiminin Avrupa Yeşil Anlaşması gibi bazı hedeflerin başarıya ulaşması için güçlü ve sürekli bir bütçe son derece önemli. Dolayısıyla birlik içinde bütçe tartışmaları giderek kızışıyor. Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Halk Partisi grubundan Siegfried Mureșan, bütçenin küçültülmesini isteyen üye ülkelere yönelik "AB bütçesinin küçülmesi gerektiğini söyleyen üye devletler var, ancak AB'den daha fazlasını yapmasını bekliyorlar, bu ciddi bir duruş değil" ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan AP üyelerinin çoğunluğu, tüm Avrupa Birliği gayri safi milli gelirinin yüzde 1,3’üne denk bir bütçe talep ediyor. Fakat "tutumlu beşli" olarak adlandırılan Avusturya, Danimarka, Almanya, Hollanda ve İsveç, Brexit sonrası AB'nin küçülen boyutunu yansıtmak için bütçeyi yüzde 1 oranında sınırlamak istiyor. ’Tutumlu beşli’ olarak adlandırılan ülkeler bütçeyi yüzde 1 oranında sınırlamak isterken, "Uyum Dostları" olarak adlandırılan ve uyum fonlarından en çok yararlanan 15 diğer ülkeyse bu önemli kesintileri reddediyor.

BREXİT’İN AB EKONOMİSİNE ETKİSİ

Dünya’nın beşinci ve Avrupa’nın ikinci büyük ekonomisi olan İngiltere, Brexit ile birlikte elbette sancılı bir süreç geçirebilir. Fakat yaşanacak ekonomik kriz tek taraflı değil. İngiltere’nin etkileyeceği kadar AB üyesi ülkeler de ekonomik sıkıntılar ile karşı karşıya. Hatta AB ekonomisi, İngiltere’den daha fazla etkilenebilir. Nitekim Uluslararası Para Fonu (IMF) yaptığı ön görüsünde, İngiltere’nin birlikten ayrılması 27 üye ülkenin yıllık büyüme oranlarında ortalama yüzde 1,5'luk kayıp yaşanacağına ve işsizliğin de yüzde 0,7 oranında artacağına yer verilmişti. Zira İngiltere tek başına AB ticaretinin yüzde 13’ünü gerçekleştiriyordu.

İngiltere’nin ayrılmasından sırayla en fazla Hollanda, Danimarka, Belçika ve Çekya olumsuz etkilenecek olan ülkeler. Bununla birlikte Alman otomotiv sektörü de ciddi bir darbe alacak çünkü İngiltere Avrupa'da en çok Alman aracı satın alan ülke konumunda. DTÖ koşulları işlediğinde Alman otomobillerine yüzde 10'a varan vergiler uygulanacak. Otomobil sektöründe olduğu gibi pek çok alanda hem İngiltere hem de AB üyesi ülkeler için sancılı süreç başladı. İngiltere bir taraftan ikili ticaret anlaşmaları imzalamak için çaba gösterirken, diğer taraftan da pazar rekabetini kaybetmemek için uğraşacak. AB üyesi ülkeler de İngiltere’nin ayrılışından kaynaklanan zarları az hasarla atlatmak için yeni bir formül arayışında olacak.

SONUÇ: AVRUPA BÜTÜNLEŞMESİ TERSİNE DÖNÜYOR

Brexit ile birlikte AB’den ayrılan İngiltere’nin ayrılışı geride derin hasarlar bıraktı. Hem İngiliz ekonomisi hem de AB ekonomisi büyük hasarlarla karşıya. İngiltere ekonomik krizleri aşabilecek potansiyele sahip fakat aynı durum AB üyesi ülkeler için geçerli değil. Nitekim pek çok AB üyesi ülkeler ekonomik krizlerle boğuşuyor. Dolayısıyla İngiltere’nin ardından artan bütçe katkı oranları ekonomik krizler ile boğuşan ülkelerin tepkisiyle karşılaşıyor. Bu da AB içerisindeki anlaşmazlığın artmasına neden oluyor.

Avrupa Parlamentosu üyeleri dijitalleşme, göç politikaları ve iklim tarafsızlığına geçiş de dahil olmak üzere gelecek yıllardaki önceliklerini finanse edebilecek bir bütçeyi desteklemeye hazır. Sonuçta, üye devletlerin er ya da geç hazırlaması gereken anlaşmayı salt çoğunlukla kabul edecek ya da reddedecek olan AP üyeleri. Dolayısıyla belirlenen bütçenin ülke yönetimleri tarafından kabul edilmemesi AB ayrışmasını hızlandırabilir. Bütüncül bir bakış açısına sahip olan AB, İngiltere’nin ardından bölünmeyle karşı karşıya kalabilir. Nitekim birlik, bütçe konusunun dışında mülteci akını, ekonomi, işsizlik gibi pek çok kriz ile karşı karşıya.