Atom bombası ne kadar tehlikeli?

Atom bombası, gelmiş geçmiş en güçlü ve büyük fiziki imha silahıdır. Saniyeler içerisinde en büyük kentleri bile harebeye çevirebilir. Saniyenin 4’te biri kadar maruz kalındığında ölümcül sonuçlar doğurabilir. Atom bombası aslında her şeyden önce bir psikolojik terör silahıdır.

Atom bombası ne kadar tehlikeli?

Nükleer silahlar, genel patlayıcılardan farklı olarak, çok daha fazla zarar verme amacı güder. Sadece bir nükleer silah nedeniyle tüm kentte hatta tüm ülkede canlı cansız ne varsa yok olabilir.  Atom bombası tahrip edici gücünü, nükleer reaksiyon, füzyon ya da termonükleer sayesinde gerçekleştirir. Atom bombası çok küçük miktarda bir maddenin devasa boyutta enerji açığa çıkarmasına neden olur. Buna örnek vermek gerekirse, ilk atom bombası denemesinde 20 bin ton TNT patlayıcıya eş değer enerji ortaya çıkmıştır.

 Atom bombası kullanıldı mı?

Savaşlar tarihine bakıldığında, nükleer silah ABD tarafından II. Dünya Savaşı’nın son günlerinde toplamda iki kez kullanılmıştır. Her iki kullanım da, II. Dünya Savaşı sırasında ve ABD- Japonya mücadelesi sırasında yaşanmıştır.

 İlk olarak 6 Ağustos 1945 sabahında ‘Little Boy’ kod adlı uranyum tipli silah, Japonya’nın Hiroşima kentine atıldı. Üç gün sonra ise ‘Fat Man’ kod adlı plütonyum tipi silah, yine Japonya’nın Nagazaki kentine atılmıştır. Bu silahların kullanımı sonucu 200 bin sivil ve asker yaşamını yitirmiştir. Bu kullanımların ardından ise atom bombası konusundaki tartışmalar güç kazanmıştır.

Uzmanlara göre; Soğuk Savaş sırasında, ABD askeri üstünlüğünü göstermek için Ay’a atom bombası atmayı da düşünmüştür.

Etkileri sürüyor mu?

1945 yılında atılan iki atom bombası Hiroşima ve Nagasaki artık radyoaktif özellikler barındırmamaktadır. Bunun nedeni ise, iki bombanın da yere değmeden havada patlamasıdır.

Rusya’nın halihazırda 8 bin 400’den fazla olduğu tahmin edilen nükleer silahı bulunmaktadır ve bu rakam herhangi bir ülkenin silah sayısından daha fazladır.

Atom bombaların atılmasının ardından önlemler

Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarının ardından bu yana, bu tip bombalar yaklaşık 2 bin kadar teste tabidir. Dünya üzerinde her ülke, atom bombası gibi nükleer bombalara sahip değildir. Atom bombasına sahip ülkeler; ABD, Rusya, Birleşik Krallık, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail’dir. Kasım 2009 itibariyle Almanya, İtalya, Türkiye, Belçika ve Hollanda NATO’nun nükleer cayrıdırıcılık politikası konsepti olan nükleer paylaşım ülkelerini oluşturur. Nükleer paylaşım için yalnızca ABD silah sağlamaktadır ve nükleer paylaşımın tarafı olan ülkeler de ABD tarafından verilen nükleer silahların muhafazasından sorumlu durumdadır.

Atom bombası nasıl çalışır?

Atom bombası, füzyon tipi bomba olarak geçmektedir ve bu bomba gücünü nükleer füzyon reaksiyonlardan almaktadır. Bu gibi füzyon silahlarında, zenginleştirilmiş uranyum ya da plütonyum kritik kütleye zorlanmaktadır ve bu durum sonucunda da nükleer zincir reaksiyonunun üstel büyümesinin önünü açmaktadır.

Atom bombasının açığa çıkardığı enerji 500 bin ton TNT’ye eş değer nitelikler taşıyabilir. Atom bombasında en çok kullanılan parçalanabilir madde Uranyum-235 ve Uranyum-239’dur.

Test aşaması

1945- 1980 yılları arasında dünya üzerinde 500 kadar atmosferik atom bombası testleri yapılmıştır. Kamuoyunda yüksek miktarda ilgi gösterilen ilk nükleer bomba testi 1954’te ABD’nin Marshall Adaları’nda yapılmıştır. Dünya üzerinde test yapılan 12’den fazla alan mevcuttur ve bu alanlarda önemsenen kriterlerin başında yerleşim olmaması veya az yerleşim olması şartı aranmaktadır. Ancak alınan önlemlere karşın, bu testler sağlık açısından olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Olumsuz etkilerin ortaya çıkmasının ardından dünya genelinde test ve kullanıma karşıt kampanyalar başlatılmıştır.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu

29 Temmuz 1957 yılında kurulan bu kurum, nükller bilim ve teknolojinin faydacı ve barışçıl amaçlarla kullanılmasını destekler ve bu anlamda üye ülkelere destek olur. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun amacı, ülkelerin nükleer silah ve enerji taahhütlerini yerine getirip getirmediğini denetlemektir.

ABD’nin stratejik silah gücü, ona küresel düzeyde muazzam bir güç sağlıyor. Bu da şu anlama geliyor; nükleer silahların yaygınlaşmasının kaçınılmaz olduğuna inanılıyorsa, nükleer silahların kullanımın kaçınılmaz olduğu da kabulleniliyordur. Bir ülkede nükleer silah denemeleri yapılıyor veya nükleer silahla saldırı planları yapılıyorsa, diğer bütün ülkelerin de güvenliği için nükleer denemeler yapması gerekmektedir. Sadece bir ülke bile bütün dünyayı etkileyebilir.

Atom bombası gibi tehlike arz eden silahların kullanımını kısıtlayan ‘Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ bulunmaktadır ancak bu anlaşmanın etkisi de dünya genelinde tartışılan bir konudur. Monte edilmiş, kullanıma hazır binlerce nükleer silah şu an infilak için uygun sinyali bekliyor. Bu silahlar şimdiye kadarki en tehlikeli maddeler ve insanları öldürmek için ustalıkla ve kasten yaratılmışlardır. Ancak, tüm makineler gibi bu silahlar da hata yapabilir. Dünyanın bir köşesindeki nükleer savaş, herkesi etkileyecektir. Bu nedenle bu silahlar insanların varoluşu için büyük bir tehlike anlamına geliyor. Toplumun bu konuda az bilgi sahibi olması, kamusal tartışmalarda bu konuların ele alınmaması tehlikeyi daha da büyütüyor.  İnsanların bu konuda sessiz kalması ise bunların hepsini kabul ettiği anlamını taşıyor.