Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline Asya ülkeleri nasıl tepki gösterdi?

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Asya'nın en büyük ülkelerinden Hindistan, Çin ve Pakistan üçgeninde dengeler değişti. Ülkeler, çıkarları doğrultusunda pozisyon alırken Putin'in başarısız olması halinde Asya-Pasifik ülkelerinin tepkisi ne olur?

Hindistan Başbakanı Narenda Modi’nin “Sevgili dostum” hitabını bir adım öteye taşıyan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in “En iyi ve candan dostum” sözleri kamuoyunda geniş yer bulmuştu. Fakat Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Asya ülkelerinin ilişkileri de yeniden gündemde.

Hem Çin hem de Hindistan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini doğrudan kınamayı reddederek “çekimser” oy kullandı.

Batı’nın ve özellikle de ABD Başkanı Joe Biden’ın iddiası, Rusya’yı doğrudan kınamayı reddetmelerine rağmen Asya ülkelerinin ittifakı her geçen gün artarak devam ediyor. Bu çok da haksız bir gözlem sayılmaz zira yaptırım kararlarının ardından Moskova yönetiminin Pekin ile ortak ekonomik bir ekosisteme kısa sürede entegre edildi. Rusya’nın en büyük bankalarının UnionPay’a dahil edilmesi, bunun en bariz örneği.

ABD ve Avrupa'da liderler, Rusya ile doğrudan savaşmaktan kaçınmalarına rağmen geniş bir ideolojik çerçeveden Moskova yönetimini durdurabileceğini umuyor. Buna karşın dünyanın en kalabalık iki ülkesi Çin ve Hindistan’ın üzerindeki baskı artarken “suç ortağı görülme” riski de her geçen gün artıyor.

RUSYA ve ÇİN İLİŞKİLERİ

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin öncesinde ve sonrasında da en çok konuşulan konu Moskova yönetiminin askeri operasyon için Pekin Olimpiyatları’nın bitimini beklemesiydi. Pekin Kış Olimpiyatları’nın açılış konuşmasında Putin ve Xi, Rusya ve Çin'in ilişkilerinin "sınırları olmadığını" vurgulamıştı.

İki ülke geçtiğimiz yıl 146 milyar dolarlık ticaret hacmi ile rekor kırmış, büyük ölçekli askeri tatbikatlar ile ortaklıklarını güçlendirmişti. 4 bin kilometrelik kara sınırı olan Rusya ve Çin, en çok Washington karşıtlığında birleşiyor.

Sözde “sınırsız” olan ilişkileri test eden iki ülkeye ilişkin bir Barılı istihbarat raporunda yer verilen bilgiye göre, Çin, Rus saldırısını kınamayı veya buna "istila" demeyi reddetti ve Moskova'nın "meşru güvenlik endişelerini" anladığını söyledi. Fakat CNN’de yer alan habere göre, Xi’nin Putin’in planlarının ne kadarından haberdar olabileceği bilinmiyor.

Öte yandan Pekin yönetimi, Çin'i en büyük ticaret ortağı sayan Ukrayna ile de ticari ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor. Bir Kuşak Bir Yol projesine 2017 yılında katılan Ukrayna’da hâlihazırda projeler devam ediyor. Avrupa'ya giden yük trenleri Ukrayna'dan geçiyor ve Çin’in mısır ve arpa ithalatı da devam ediyor. Rusya’nın Ukrayna’da yönetim değişikliğine gitmesi halinde ticari ilişkilerin hangi noktaya taşınacağı ise tartışmaların başında geliyor.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi geçen hafta Ukraynalı mevkidaşı ile yaptığı telefon görüşmesinde Çin'in çatışmadan "derin üzüntü duyduğunu" söylemişti. Rusya’nın dünyadan izole edilmesi Pekin yönetiminin ekonomik beklentilerinde de farklılıklara neden olurken Çin’in önümüzdeki günlerde Moskova ile kuracağı ticari ilişkilerin yanı sıra Tayvan’a yönelik adımları da dikkatle izleniyor.

Londra Üniversitesi SOAS Çin Enstitüsü direktörü Steve Tsang, CNN’e yaptığı açıklamada Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Çin’in Tayvan’a karşı alacağı tavrı “Ukrayna, Avrupa, Kuzey Amerika ve diğer demokrasiler için bir uyandırma çağrısıdır” sözleri ile değerlendirdi. Steve Tsang, "Bu bağlamda, Çin'in Tayvan'a yönelik iddialı adımları, çok daha fazla ülkeyi daha fazla endişelendirecek" dedi.

HİNDİSTAN ve RUSYA İLİŞKİLERİ

Hindistan ve Rusya ilişkilerinde ise yine belirleyici rolü oynayacak olan Pekin yönetimi. Dünyanın en büyük nüfusa sahip olan ülkelerinden Hindistan, Çin'in Asya-Pasifik bölgesinde artan etkisine karşı koymaya çalışmıştı. Bu noktada ABD, Japonya ve Avustralya ile ilişkilerini güçlendiren Modi hükümeti, Rusya ile de savunma sanayi desteği alıyor.

Hindistan, 2018’de hava savunma füze sistemi için Rusya ile 5 milyar dolarlık anlaşma imzalamış ve ABD’nin CAATSA yaptırımları listesine girmişti.

Hindistan - Çin sınırında artan gerilime karşı Rusya savunma sistemleri önemli rol oynarken 2019 yılında Keşmir sınır bölgesinde krize dönüşen Pakistan - Hindistan ilişkileri de Modi hükümetini savunma anlaşmaları imzalamaya itiyor.

Jawaharlal Nehru Üniversitesi'nde Diplomasi ve Silahsızlanma Doçenti Happymon Jacob, Hindistan’ın Ukrayna politikasını, "Bu, Batı'ya karşı çıkmak veya Rusya'yı desteklemekle ilgili değil" ifadeleri ile değerlendiriyor. Hindistan’ın kendi sınırlarındaki sorunları öncelik gördüğünü vurgulayan Jacob, “Hindistan hükümeti Rusya'yı açıkça desteklemedi ancak daha dikkatli ve incelikli bir yaklaşım benimsemeleri gerekiyor” dedi.

Rusya işgalinin 13’üncü gününe kadar iki ülke arasında bir denge politikası uygulamaya çalışan Modi hem Purin hem de Zelenski ile görüşerek, savaşın derhal durdurulması ve müzakere için her iki tarafın da çaba sarf etmesi gerektiğini vurguladı.

Rusya ve Hindistan ilişkileri, 1971 savaşında SSCB’den aldıkları yardım dönemine kadar uzanıyor. King's College London’da Uluslararası İlişkiler Profesörü ve Yeni Delhi'deki Observer Research Foundation'da Stratejik Çalışmalar Programı Başkanı olan Harsh V. Pant, "Hindistan'ın Çin'e karşı durması için Rusya'ya ihtiyacı var” ifadelerini kullanarak Modi hükümetinin Rusya ile olan tarihi bağları ve Batı ile geliştirmek istediği bağlar arasında bir denge kurmak zorunda kalacağına dikkat çekti.

Zira ABD’nin Hindistan ile savunma anlaşmaları 2008 yılında neredeyse sıfır iken 2020 yılında 20 milyar doların üzerine çıktı. Ülkede hem toplumun baskısı hem de Doğu ile Batı arasında kurulmak istenen denge politikası Modi hükümetinin Ukrayna savaşındaki tavrı ile birlikte Putin’e olan desteğinde de belirleyici bir rol oynayacak.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin öncesinde de Asya ülkeleri arasında sağlanmak istenen dengelerde birden fazla etken rol oynarken savaşın başlamasının ardından hem Çin’in hem de Hindistan’ın yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda aldıkları kararların Asya-Pasifik coğrafyasını yeniden şekillendirmesi bekleniyor.

Putin’in yönetimde kalmasının da ülkelerin çıkarlarına hizmet ettiğini vurgulayan uzmanlar, Pekin hükümetinin Rusya’ya şartlı desteğinin çıkarlara ters düştüğü anda yeniden değişeceğine de dikkat çekiyor.

Hindistan’ın ise güvenlik endişeleri ile destek verdiği Moskova yönetimine tavrını etkileyecek en önemli unsurun Asya’da yükselen Çin gücü olacağı öngörülüyor.

RUSYA ve PAKİSTAN İLİŞKİLERİ

Son olarak 1999 yılında Pakistan lideri Navaz Şerif’in ardından ilk kez Şubat 2022’de Pakistan Başbakanı İmran Han Rusya’yı ziyaret etmişti.

İmran Han, 23 yıl sonra Rusya’ya ziyaret gerçekleştiren ülkenin ilk başbakanı olurken iki ülke arasında savunma sistemleri, Afganistan ve Pakistan Akımı doğalgaz projeleri görüşülmüştü. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daveti üzerine Moskova ziyaretini gerçekleştiren Pakistan yönetimi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da çekimser oy kullanan ülkeler arasında yer almıştı.

Genel Kurul oylamasının ardından Pakistan’da bulunan 20’nin üzerindeki yabancı büyükelçiye Rusya’nın kınanması yönündeki talebi ileten mektuba sert tepki gösterdi.

Pencap eyaletinin Vehari bölgesinde halka seslenen İmran Han, “Aynı mektubu Hindistan'a yazdınız mı?” ifadelerini kullanarak, “Bizim ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği ile dostluğumuz var. Biz hiçbir kampta yer almıyoruz. Tarafsızız ve Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek için bu ülkelerle iş birliği yapmaya çalışacağız” dedi.

Hindistan'ın, Cammu Keşmir'de uluslararası hukuku ihlal ettiğini hatırlatan İmran Han, “Herhangi biriniz Hindistan ile bağını kopardı mı veya ticareti kesti mi?” ifadelerini kullanarak, "Bizi ne sanıyorsunuz? Biz sizin köleniz miyiz? Ne söylerseniz onu mu yapacağız?” sözleri ile tepkisini dile getirdi.

Rusya- Ukrayna savaşında tarafsız bir politika izleyeceklerini her fırsatta dile getiren İmran Han’ın mektup tepkisi Batı kamuoyunda da geniş yer buldu.