Yılda ne kadar kazanıyorlar?

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), geçtiğimiz günlerde Ay ve Mars görevlerinde yer alacak yeni astronotlar için ilan verdi. Peki bir astronotun eğitim süresi ve ilk göreve gitmesi ne kadar sürüyor? Astronot olmak için hangi özelliklerin bulunması gerekiyor?

NASA'nın yayınladığı ilanda, ajansın bu yıl Amerikan topraklarından Uluslararası Uzay İstasyonu'na astronot göndermeye hazırlandığı, bununla birlikte Ay ve Mars misyonları için 2-31 Mart tarihleri arasında başvuruları kabul edeceklerini açıkladı. Şuan bulunan 48 aktif personelin bulunduğu astronot birliklerini güçlendirmek istediklerini kaydeden NASA, önümüzdeki yıllarda mürettebatlı uzay görevlerini artırma planı dahilinde müstakbel Artemis Jenerasyonu astronotlarını eğiteceklerini bildirdi.

NASA Yöneticisi Jim Bridenstine sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Farklı astronot birliklerinde görevlendirmek üzere yetenekli kadın ve erkekler alacağız. NASA 2 Mart'tan itibaren astronot başvurularını almaya başlayacak. Yeni astronotlarımız yıldızları keşfetmek için gerekli özelliklere sahip olmalı.” ifadelerini kullandı.

MAAŞ 160 BİN DOLAR CİVARINDA

Astronotluk başvuruları için gerekli temel koşullar bazıları şöyle; ABD vatandaşı olmak, Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından herhangi birinde yüksek lisans derecesine sahip olmak ya da ilgili bir bilim dalındaki doktora programının en az iki senesini tamamlamak, Osteopatik tıp doktoru olmak, Ulusal çapta tanınan bir okulda test pilotluğu programı bitirmek. Astronotların yıllık kazançları yaklaşık 160 bin dolar civarında oluyor. Türk Lirasına çevirdiğimizde ise yaklaşık 960 bin liraya denk geliyor.

100 SAATLİK PİLOTLUK DENEYİMİ

Başvuracak adayların ayrıca ilgili alanlarda iki yıllık mesleki deneyim sahibi olması ya da jet uçaklarında en az bin saat kaptan pilotluk yapmış olması gerekiyor. NASA, 1960’lardan bu yana astronot adayı olarak eğitilecek 350 kişi seçti. Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki varlığının 20. yılını kutlayan ajans şimdi de gelecek görevler için "Artemis Jenerasyonu" diye adlandırılan yeni nesil astronotlara ihtiyaç duyduğunu bildirdi.

6 BİN KİŞİDEN SADECE 8 KİŞİ SEÇİLMİŞ

Dr. Özlem İkinci’nin altı yıl önce TÜBİTAK’ta yayımlanan “Astronot Olmak İsteyenler Parmak Kaldırsın” başlıklı makalesinde astronot olma sürecindeki zorlukları ayrıntılı olarak yer verdi.

Astronot olmak için doktora yapmak, pilot lisansına ya da milyon dolarlara sahip olmanın gerekli olmadığını belirten İkinci, “Üniversite mezunu olmak, bilim alanındaki bir konuda tecrübe sahibi olmak ve gerekli fiziksel ve psikolojik testleri geçmek yeterli. Her ne kadar kulağa çok basitmiş gibi gelse de işin aslı hiç de öyle değil. 2013 yılında 6000’den fazla kişi astronot olabilmek için başvuru yapmış ve sadece sekiz kişi seçilmiş. NASA’dan bir grup psikolog, birçok astronot aday adayının fiziksel ve eğitimle ilgili koşulları sağlasa bile belli bir süre uzayda yaşayabilmek için gerekli duygusal ve zihinsel kapasiteye sahip olmaması nedeniyle bu kadar az kişinin seçildiğini söylüyor. Psikolog Kelley Slack en doğru kişiyi ya da kişileri aradıklarını ve bulmak zorunda olduklarını belirtiyor.” ifadelerini kullandı.

GÖKYÜZÜ İLE BULUŞMA 10 YILI BULABİLİYOR

İkinci, astronot olabilmek için ne kadar bir eğitim süreci gerektiği ile ilgili olarak, “Bir kişinin başvuru aşamasından son seçim aşamasına kadar geçen süre iki yıl. Seçildikten sonra ilk görev, yani gökyüzüyle ilk buluşma için ise genellikle on yıla ihtiyaç duyuluyor. NASA, yıllardır her bir adayın uzayda karşılaşabileceği tüm durumlara karşı nasıl tepki vereceğini anlayabilmelerine yardımcı olacak testler tasarlıyor. Psikolojik değerlendirme iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde adaylara normal bir iş görüşmesinde sorulan temel sorular yöneltiliyor. Bu aşamayı daha zor bir bölüm takip ediyor. İkinci bölümde adayların görevlerini yerine getirebilme yeteneklerinin yanı sıra aşırı stresle baş edip edemeyecekleri test ediliyor. Daha sonra adaya bir astronotun yerçekimsiz ortamda yerine getirmesi gereken görevleri yapıp yapamayacağının değerlendirildiği “alan tatbikatları” yaptırılıyor. Değerlendirmeler bunlardan ibaret değil. Aslında NASA sadece nitelikli değil, aynı zamanda hızlı hareket edebilen, hızlı konuşan ya da ölüm karşısında soğukkanlılığını koruyabilen, yani her türlü işin altında kalkabilecek kişiler arıyor. Çünkü Dünya yüzeyinin ötesinde, zihinsel ve duygusal olarak Dünya’da olduklarından çok daha güçlü olmaları gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

KENDİLERİNİ YALNIZ VE KISITLANMIŞ HİSSEDİYORLAR

Bir adayın elemelerde başarılı olamamasına yol açabilecek pek çok etkenin bulunduğuna işaret eden İkinci, “Ancak, adayın eğitimi ve psikolojik durumu, “a” tipi nitelikli aday olarak belirlenmesinde en önemli etken. Bu biraz tuhaf gibi görünse de, uzmanlar Dünya yüzeyinden 330 km yukarıda, toplumun geri kalan kısmından tamamen izole edilmiş bir durumu hayal etmenizi öneriyor. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda altı ya da daha az sayıdaki astronotun aylarca yaşamak zorunda olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Arkadaşlarına ve ailelerine neredeyse hiç erişemiyorlar ya da çok az erişim imkânına sahip oluyorlar. Dolayısıyla bu astronotların kendilerini hem yalnız hem de kısıtlanmış hissetmeleri beklenen bir durum. Bu da giderek stresli bir ruh haline bürünmelerine neden olabiliyor. Dünya’dakiyle karşılaştırıldığında uzayda hayli kısıtlayıcı beslenme kuralları var. Çünkü astronotlar hem bu beslenme kurallarına uyarak hem de egzersiz yaparak sağlıklarını korumak zorunda. Tüm bunların ötesinde yerçekimsiz ortamda yaşamak insan vücudu için hayli yorucu. Pek çok astronot uzayda olduğu süre boyunca depresyon ve uykusuzluk gibi sıkıntılar yaşadığını belirtiyor. Üstelik bu sorunlar astronotlar Dünya’ya döndükten sonra da devam edebiliyor.” dedi.

İLK DENEMEDE BAŞARISIZ OLMAK ENGEL DEĞİL

İkinci sözlerini şöyle tamamladı: NASA dışındaki uzay merkezleri astronot seçimlerinde NASA’nın kullandığı yöntemlerden farklı yöntemler kullanıyor. NASA’nın yıllar geçtikçe gelişen misyonuyla beraber seçim işleminde de birtakım değişiklikler olacak. NASA’daki uzmanların astronot olmak isteyenlere bir önerisi var: “Şu an ki seçim ölçütleri sizin için uygun değilse hemen vazgeçmeyin. İlk denemede başarısız olmak tekrar denemek için bir engel değil. Eğer denemeleriniz sonuç vermediyse bilim dünyasında ilerlemenin ve kendinizi geliştirmenin başka pek çok yolu var."

UZAYDAKİ ASTRONOTLAR BİR GÜNDE NELER YAPARLAR?

Prof. Dr. Ural Akbulut’un kendi adını taşıyan internet sitesinde yer alan makalesinde Uzay’daki asronotların günlük yaşamı”nı ele aldı.

Astronotların uzay aracında sabahları, suyla nemlendirilen kağıtla el ve yüz temizlediğini belirten Akbulut, “Uyurken yüzlerinin çevresinde biriken karbondioksit vantilatörle uzaklaştırılır. Uluslararası Uzay istasyonu dünya çevresinde yaklaşık 90 dakikada bir tur attığı için astronotlar günde 15 kez güneşin doğuşunu ve batışını izler. Astronotların uykusu dünyaya göre düzenlenir ve dünyada akşam saat 9.30 olunca astronotlar uyur ve sekiz saat sonra zil sesiyle uyanır. Böylece dünyaya dönünceye kadar uyku düzenleri bozulmaz. Klimalar havayı emerken oluşan akım nedeniyle sağa sola çarpmamak için astronotlar uyku tulumunda duvara bağlı olarak uyur. Klimalar havayı temizleyip tekrar içeri verir. İstasyondaki her astronot günde 1 kilogram karbondioksit üretir. Karbondioksit, istasyonda lityum hidroksit veya zeolit gibi maddelerle tutulur ve azalan oksijen yerine taze oksijen eklenir. İstasyonda yeterli miktarda oksijen tankı depolanır. Tankları boşalırsa yenileri gelinceye kadar su elektroliz edilerek oksijen üretilir. Acil durumda, potasyum perklorat ve sodyum klorattan oksijen üreten sistemler kullanılır. Yolcu uçaklarında tehlike anında açılan oksijen maskeleri de perklorat ile oksijen üretir. Uçaklardaki sistem 15-20 dakika, uzay istasyonundakiler ise 24 saat boyunca oksijen üretir. Astronotlar uykuda iken nefeslerindeki karbondioksit yüzlerinin çevresinde birikip tehlike yaratır. Yer çekimi olmadığı için ılık nefes dünyadaki gibi yukarı yükselmez. Uzayda diğer cisimler gibi ılık hava da olduğu yerde asılı kalır. Astronotların burun bölgesinde biriken karbondioksit nefes daralmasına neden olur. Rahat nefes alabilmeleri için uykudaki astronotların başına yakın bir yerdeki vantilatör, kirli havayı filtrelere doğru yönlendirir.” ifadelerini kullandı.

EN ÖNEM VERDİKLERİ KONU SUYU İKTİSATLI KULLANMASI

Astronotların en önem verdiği konunun suyu iktisatlı kullanması olduğunu vurgulayan Akbulut, “Sabah kalkan astronot su dolu plastik poşeti sıkarak birkaç damla suyla kağıt peçeteyi nemlendirip el ve yüzünü siler. Diş fırçasına bir iki damla su ve macun sıkıp dişlerini fırçalar ve yenilebilir diş macununu yutar. Yutmak istemezse ağzında kalan diş macununu peçeteye siler. Diş fırçasını da peçeteye silerek temizler. Tıraş sabunu ve jiletle tıraş olduktan sonra yüzünü ve tıraş makinesini kağıt peçeteyle temizler. Tuvalet ihtiyacı için istasyonda iki ortak tuvalet vardır. İdrar için ucunda vakumlu huni olan hortum kullanılır. Kadın ve erkeklerin kullandığı hunilerin rengi ve yapısı farklıdır. Depoda toplanan idrar damıtılarak tekrar kullanılır. Oturarak kullanılan tuvalete bağlanmaları gerekir. Tuvalet vakumla çalıştığı için çevrenin kirlenmesi önlenir. Tuvalet suyla değil hava üflenerek temizlenir. Tuvalete giren kişi tuvalete özel bir poşet takar ve çıkarken poşetin ağzını kapatıp katıların saklandığı kaba koyar. Bu poşetler ince gözenekli olduğu için katılar vakumlanarak kurutulurken dışarı su sızmaz, su buharı çıkar. Metal kapta saklanan kurutulmuş atıklar dünyaya getirilir. Astronotlar istasyonu kontrol etmek için uzay elbisesiyle istasyon dışına çıkar. Uzay elbiseliyken tuvalet ihtiyacı için çocuk bezi gibi sıvı emici iç çamaşırı giyilir.” dedi.

VÜCUT TEMİZLİKLERİNİ NASIL YAPIYORLAR?

Uzay istasyonunda duş olmadığını söyleyen Akbulut, “Sabunlu bezle vücudunu silen astronot ıslak kağıtla sabunu temizleyip kurulanır. Saçlar, su ile durulamaya gerek olmayan özel şampuanla yıkanıp kağıt peçeteyle kurulanır. İstasyonun içinde suyun uçuşmasına izin verilmez. Çünkü elektrik sistemine kaçan su yangına neden olur. Daha önceki bir uzay aracında kapalı bir plastik torba duş kabini olarak kullanılmıştı. Basınçlı su vücuda sıkılırken duş başlığındaki vakum musluğu suyu emerek kaçmasını önlerdi. Yeterli vücut temizliği yapılamadığı için uyku tulumu ve eşyalar biraz kokar. Vücuttan atılan metan, amonyak ve keton gibi kimyasal maddeler ve uçucu yağlar eşyalara siner. İlk kez gelen astronotlar kokuyu fark eder ve bir süre sonra alışırlar. Astronotlar istasyonda plastik, metal ve et karışımı bir koku olduğunu söylüyor. Çamaşır yıkanmadığı için atılabilir giysiler kullanılır. Tişört, iç çamaşırı ve çoraplar iki günde bir, pantolon haftada bir değiştirilir. Temizlik gününde mikrop öldürücü deterjanla yiyecek bölgesi silinir. Elektrik süpürgesiyle hava filtreleri ve çevre temizlenir.” dedi.

NASIL BESLENİYORLAR?

Astronotların kurutulmuş yiyeceklerin olduğu plastik poşetlere sıcak veya soğuk su ekleyerek yemek yediklerini ifade eden Akbulut, “Taze meyveleri sadece uzay aracıyla yeni gelenler getirir ve buzdolabı küçük olduğundan birkaç günde tüketilir. Menü, astronotların sevdiği yiyeceklerden günde üç öğün için hazırlanır. Astronotların görev yapacağı süre boyunca yetecek kadar yemek stoklanır. Acil durum için üç haftalık yedek yemek depolanır. Yirmi yıl önce astronotlar kurutulmuş toz gıdalara su ekleyip pipetle içerdi. Günümüzde, yiyecekler kurtulmuş olsa da su eklenince dünyadaki gibi çatal ve kaşıkla yenilebilecek yapıdadır. Bazı yiyecekler konserve şeklindedir. Yemek masası vardır ama sandalyeye gerek yoktur. Yemek poşetleri, peçete, çatal ve kaşıklar cırt cırt denilen basit sistemle masaya yapışık kalır. Çatal ve kaşık nemli peçeteyle silinip kaldırılır. Astronotlar sabit kalmak için yemek masasının altındaki metal boruya ayaklarını takar. Tuz uçup filtreleri tıkar diye yemeğe suda çözülmüş tuz atılır. Mayonez, hardal ve ketçap kullanılır. Yiyecek ambalajları sıkıştırılarak saklanıp dünyaya getirilir. Yer çekimi olmadığı için yemeklerin kokusu uçar ve tatları tam alınamaz. Astronotların vücut sıvıları dünyadakine oranla baş bölgesinde daha fazla toplanır. Bu nedenle burunları tıkalıdır ve koku alma duyuları azalır. Uzaydaki astronotlar insanların uzayda rahat yaşayacağı koşulların gelişmesini sağlıyor. Yaptıkları bilimsel deneylerle de insanlığın refahına katkı yapıyor.” dedi.

Yuri Gagarin

 

İLK ASTRONOT RUS ASILLI YURİ GAGARİN

İlk astronot Rusların tabiriyle kozmonot Rus asıllı ve o zamanki Sovyetler Birliği'nce uzaya gönderilen Yuri Gagarin'dir. Sovyetler Birliği, Vostok serisi uzay araçları ile uzaya ilk insanı göndermeyi başarmıştı. Gagarin 12 Nisan 1961'de Vostok 1 aracıyla yaptığı uçuşla Dünya yörüngesine başarıyla ulaşan ilk insan olmuştur. Bu olayın yıldönümü Rusya'da ve birçok ülkede hala kutlanıyor. İlk Sovyet uzay adamlarının eğitim programı sürdürülüyordu. Tüm hazırlıkların tamamlanması üzerine, 12 Nisan 1961'de içinde Yuri Gagarin'in bulunduğu Vostok 1 uzaya gönderildi. Vostok 1, dünya yörüngesinde 108 dakikada tam bir tur attıktan sonra Gagarin'i Sovyet topraklarına indirdi. Bunun haricinde 16 Haziran 1963 tarihinde ilk kadın astronot olan Valentina Tareşkova olmuştur. 18 Mart 1965 tarihinde Aleksei Leonov uzaya gönderilmiş ve uzay yürüyüşünü gerçekleştirmişti.

ABD tarafından uzaya gönderilen yani ilk uzay aracı John Glenn yönetimindeki Mercury 4 aracı 20 Şubat 1962 tarihinde gerçekleştirildi. Tüm bunların haricinde Ay'a gönderilen ilk uzay aracı ve içindeki mürettabat ise şöyledir: Neil Armstrong, Michael Collins ve Edwin Buzz Aldrin'dir.

NEİL ARMSTONG’UN AYA AYAK BASMASI

20 Temmuz 1969 tarihinde Neil Armstrong Ay'a ayak basan ilk insan olarak tarihe geçti. Neil Armstrong'un Ay'a ayak basması dünya genelinde 600 milyon kişi tarafından canlı yayınla izledi. Komuta modülü Columbia'dan ve Ay modülü Eagle'dan oluşan Apollo 11 uzay aracı ile 386 bin kilometrelik yolculuk 76 saat sürdü. Amerikan ABC, CBS ve NBC kanalları, Apollo 11'in Ay görevini naklen yayınlamak için 11 ila 12 milyon dolar değerinde para harcadı.

Neil Armstrong Ay'a ayak basan ilk insan olarak tarihe geçmişti.

 

KADIN ASTRONOT DÜNYA’YA REKORLA DÖNMÜŞTÜ

Öte yandan Amerikalı astronot Christina Koch, 328 gün süren görevinin ardından 6 Şubat 2020’de Soyuz uzay kapsülü ile Kazakistan'ın Jezkazgan şehrine iniş yapmıştı. Koch, uzayda en uzun süreyi geçiren kadın astronotlardan biri olmuştu.

5 BİN 248 KEZ YÖRÜNGEDE DOLAŞTI

41 yaşındaki Christina Koch uzayda kaldığı süre boyunca tam 5 bin 248 kez yörüngede dolandı ve 223 milyon kilometrelik yolculuk yaptı. Salı günü Uluslararası Uzay İstasyonunda verdiği röportajda, ”Benim için önemli olan, kendi kahramanlarımın ayak izlerinin peşinden gitmenin hissettirdiği gurur.” diyen Koch’un, Soyuz kapsülünden çıktıktan sonraki ilk sözleri ise, ”Şu an çok şaşkın ve çok mutluyum” oldu. Ayrıca Koch, kendisinden sonrakilere ilham kaynağı olmayı umduğunu belirtti.

Uzayda aralıksız en uzun süre kalma rekoru 1994-1995 yıllarında Mir Uzay İstasyonunda 437 gün geçiren kozmonot Valery Polyakov’a ait. Christina Koch, 328 gün ile beşinci sıraya adını yazdırdı.

Amerikalı astronot Christina Koch, 328 gün süren görevinin ardından döndü.