Covid-19 aşı patenti tartışmasında kim neyi savunuyor?

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgının hayati etkileri aşılama uygulamalarına rağmen devam ediyor. Ülkelerin aşılara adil bir şekilde ulaşamaması, aşının fikri mülkiyet haklarından feragat edilmesini gündeme getirdi. Ancak ilaç firmaları ve birçok Batılı ülke bu durumun karşısında duruyor.

Halihazırda 3 milyondan fazla can kaybının olduğu salgın nedeniyle insanlık hala tehdit altında. Aralık 2019’da çıkan koronavirüs aşısı, bazı zengin ülkelerin aşı stoku ve ihracat kontrolleri yapması nedeniyle ülkelere adil bir şekilde dağıtılamadı.

Son günlerde ise Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD Başkanı Joe Biden’ın açıklamalarının ardından aşının fikri mülkiyet haklarından feragat edilmesi gündeme geldi. Rusya Devlet Başkanı Putin de aynı görüşü paylaştığını belirterek, Rusya’nın böyle bir uygulamayı destekleyeceğini açıkladı.

FİKRİ MÜLKİYET HAKKININ HUKUKİ ZEMİNİ

İlaç şirketlerinin ürettiği aşıların fikri mülkiyet hakkından feragat etmesi TRIPS Anlaşması (Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması) çerçevesinde gerçekleşebiliyor. HIV salgını sırasında benzer bir krizin yaşanması nedeniyle 1995 yılında imzalanan anlaşma ile devletlere fikri mülkiyet haklarını aşabilme hakkı tanınmıştı.

DSÖ çatısı altında TRIPS Anlaşması’nın devreye sokulması üzerinden tartışılan konu kapsamında, kapasitesi olan ülkelerin “zorunlu lisans” maddesini kullanarak aşıların jenerik versiyonlarını üretme hakkına sahip olmaları sağlanıyor. Ancak diplomatik kriz çıkabilmesi ihtimali göz önüne alındığı için hiçbir ülke tek başına bu uygulamayı yapmak istemiyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN DESTEK

Cuma namazının ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aşı konusunda gelen soruları yanıtladı. İnsanların sağlığıyla alakalı bir konuda böyle bir paylaşımın olmamasının yanlış olduğunu belirten Erdoğan, ilimin tüm insanlığın ortak malı olduğunu vurguladı.

Erdoğan, Türkiye’deki aşı çalışmalarına da değindi. Sinovac ve Pfizer aşılarının yanı sıra, Sputnik aşısının da yakında geleceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı, yerli aşı çıktığında tüm dünya ile paylaşılacağını ifade etti.

BATILI ÜLKELER KARŞI ÇIKIYOR

Aşının fikri mülkiyet haklarından feragat edilmesi ilk olarak Hindistan ve Güney Afrika’nın önerileriyle gündeme gelmişti. İki ülke, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) toplantısında, zengin ülkelerin 80’den fazla gelişmekte veya fakir ülkeler için aşıların üretimini artırmak amacıyla fikri mülkiyet hakkından feragat edilmesini talep etti.

DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, "Aşı politikası ekonomik politikadır çünkü aşılara, tedavilere ve teşhislere eşit erişim sağlamanın bir yolunu bulmadıkça küresel ekonomik iyileşme sürdürülemez." uyarısında bulunmuştu.

Brezilya hariç gelişmekte olan ülkelerin desteklediği öneriye, büyük yerli ilaç endüstrisine sahip İngiltere, İsviçre ve birçok AB ülkesi dahil olmak üzere Batılı ülkeler tarafından karşı çıkıldı. Ülkeler, aşının fikri mülkiyet haklarından feragat edilmesi halinde aşı arzında ani bir artış yaşanmayacağını ve hakların korunarak araştırma ve yeniliğin teşvik edilmesi gerektiğini savundu.

Merkel, geçtiğimiz günlerde Biden’ın açıklamasına karşı bir açıklama yaparak, aşının fikri mülkiyet haklarından feragat edilmesine karşı olduğunu söyledi. Almanya Başbakanı, bu durumun aşı üretiminde ciddi komplikasyonlar yaratabileceğini ifade etti.

Fransa, diğer ülkelerden farklı olarak fikri mülkiyet hakkının feragatini savunuyor. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de üye ülkelerin bu konuyu değerlendirmeye hazır olduklarını belirtti.

PROF. DR. ŞAHİN: "BU BİR ÇÖZÜM DEĞİL"

Alman ilaç firması BioNTech'in kurucu ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, aşının fikri mülkiyet haklarından feragat edilmesinin doğru bir yol olmadığını ve bunun yerine üretim lisansları verilmesi gerektiğini belirtti.

Prof. Dr. Uğur Şahin, “Bu bir çözüm değil” derken, Dr. Özlem Türeci de benzer bir açıklama yaptı. Dr. Türeci, bunun kötü bir fikir olduğunu ve uygulansa bile aşı dozu miktarının artmayacağını söyledi.

DTÖ, nisan ayında, küresel çapta uygulanan 700 milyon aşının sadece yüzde 0,2'lik kısmının düşük gelirli ülkelerde yapıldığını bildirmişti.

Öte yandan, birçok aşı üreticisi firmadan da konuya dair karşı açıklamalar yapıldı. Firmalar, aşı geliştirme çalışmaları için çok büyük yatırımlar yaptıklarını ve böyle bir durum gerçekleşirse aşı üretiminde kalitenin düşebileceğini gerekçe gösterdi.

AstraZeneca, Pfizer ve Johnson & Johnson firmalarının da aralarında bulunduğu aşı üreticileri, mevcut sistem doğrultusunda aşı üretimlerini artıracaklarını açıkladı. Bu yıl içinde toplam 10 milyar doz aşı üretebileceklerini söyleyen firmalara karşı fikri mülkiyet haklarından feragat edilmesini savunan gruplar bu doz hedefine ulaşılmasının mümkün olmadığını ifade etti.

ÜLKELER AŞIYI ÜRETEBİLİR Mİ?

Aşının fikri mülkiyet hakkının feragat edilmesine karşı çıkanların savunduğu başlıca konu, ülkelerin bu aşıları aynı kalitede üretemeyeceği yönünde. Moderna gibi mRNA aşıları ilk olarak da Pfizer-BioNTech firması tarafından üretildi. Moderna firması, geçen sene yaptığı açıklamada, başka üreticiler tarafından aşıda fikri mülkiyet haklarının kullanılması noktasında hukuki bir adım atılmayacağı söylendi. Diğer bir ifadeyle, Modern aşısını kopyalama olanağı sunuldu. Ancak altyapı ve yatırım eksikliğinden dolayı ülkeler bu aşı üretimini gerçekleştiremedi.

DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, konuyla ilgili olarak üçüncü bir yol sundu. Fikri mülkiyet haklarının feragatinin yanı sıra, aşı üreticilerini yeni üretim kapasitesi sağlamak adına teknoloji transferi yapmaya çağırdı. Iweala, sözleşme ve fiyatlandırma noktasında da şeffaflığın önemli olduğunun altını çizdi.

İLAÇ FİRMALARININ TEKELİ

Aşı geliştirme çalışmaları, kamu kaynaklarıyla fonlandığı için aşı üreticisi firmalardan ziyade kendi vergileriyle geliştirilen aşı teknolojisini paylaşma hakkı daha çok vatandaşlarda. Halktan toplanan vergilerle fonlanan aşıların (Moderna tamamen ABD hükümeti tarafından fonlandı) bilgi ve teknolojilerinin paylaşılmasını üretici firmaların bulunduğu ülkelerin vatandaşları isteyebilir. Bunun yanı sıra, fikri mülkiyet haklarından feragat edilmesi aslında tek başına gerçekleşecek bir durum değil. Bununla birlikte aşının üretimindeki bilgi ve teknolojilerin paylaşılması da söz konusu. İlaç firmaları da daha çok bu durumdan rahatsız.

Diğer taraftan, Hindistan başta olmak üzere birçok ülkede salgın nedeniyle yaşam mücadelesi veren binlerce insanın olması da söz konusu talebe karşı çıkanları haksız duruma düşürüyor. DSÖ’nün pandeminin ilk çıktığı zamanlarda koronavirüsü önlemeye yönelik kurduğu bilgi ve teknolojinin paylaşımını sağlayacak havuzu bilim insanları kullanmadı. Bunun yerine büyük ilaç şirketleri ile anlaşarak aşı üretiminde tekel oluşmasına neden oldular.