Koronavirüs (Covid-19) aşısında patent hakkının kalkması çözüm mü?

Avrupa Birliği üyesi ülkeler, aşı pasaportuyla AB blogu kapsamında serbestçe seyahat etme hazırlığında. Ancak salgının sona ermesini sağlayacak aşı üretimi ve aşı dağıtımı oldukça yavaş ilerliyor. Bu nedenle patentlerin kaldırılarak formülün herkesle paylaşılması talebi gündemde. Peki, bu ne kadar mümkün?

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin, aşı pasaportu olarak bilinen "AB Dijital Covid Sertifikası" üzerinde anlaşma sağlamasının ardından, aşılar üzerindeki patent tartışması yeniden gündeme geldi. Salgının sona ermesini sağlayacak aşı üretimi ve aşı dağıtımın zaman alması nedeniyle patentlerin kaldırılıp, formülün herkesle paylaşılması talebi söz konusu.

AVRUPA BİRLİĞİ AŞI PASAPORTU ÜZERİNDE ANLAŞTI

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Komisyonu, AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu (AP) arasında yürütülen ‘aşı pasaportu’ müzakerelerde anlaşmaya varıldığını açıkladı. AB Dijital Covid Sertifikası ilk olarak planlanan 'dijital yeşil sertifika'dan farklı olarak kart halinde taşınabilecek ve üzerinde QR kodu bulunacak. Böylece Avrupalı vatandaşlar, ab  bloğu kapsamında rahatça seyahat edebilecek.

Bu kapsamda Avrupa İlaç Ajansı'nın onay verdiği; Pfizer-BioNTech, Moderna, AstraZeneca ve Janssen (Johnson & Johnson) aşıları kabul ediliyor.  Diğer aşıların kabul edilip edilmeyeceğine AB kendileri kendileri karar verecek.

AŞI PATENTİ NEDEN KALDIRILMALI?

Ancak uzmanlara göre, aşı pasaportu virüsün yayılmasını büyük ölçüde engellemeyecek, sadece geciktirecek. Tüm dünyanın hızlı şekilde aşılanmaması, yeni mutasyonların oluşumuna ve şu an kullanımda olan aşıların etkinliğini kaybetmesine neden olabilir.

Pandemiyle baş edebilmek için hızlıca aşılama yapılması gerekiyor ancak aşıların üretim hızının ve tedariklerin yavaş olması, ülkeler arasında eşitsizliğe neden oluyor. Bu şartlar altında aşıların formülünün paylaşılıp, üretebilen her ülkenin aşı üretmesine olanak tanınması gündemi meşgul ediyor.

PATENTLERİN KALDIRILMASININ FAYDASI OLUR MU?

Ancak Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), aşı üretimini artırmayı desteklerken, fikri mülkiyet haklarının da korunması gerektiğini söylüyor. Bununla birlikte dünyaca ünlü ekonomist Jan Schnellenbach, IPG Journal’da yayımlanan “Keine Kriegswirtschaft” isimli makalesinde, patent tartışmalarına ‘savaş ekonomisi’ benzetmesi yaptı. 

Ayrıca Schnellenbach, patent haklarının kaldırılmasının aşılama hızında çok etkili olmayacağı görüşünde. Nedenini ise şöyle açıklıyor: ‘’Ülkelerin aşı üretimine geçmek zaman alacak ve bunu herkes biliyor. Örneğin Biontech, Marburg’daki tesisini bir rakibinden devir almıştı. Yani Biontech sıfırdan başlamak zorunda kalmamış olmasına rağmen mevcut sistem üzerinde bazı değişiklikler yaptı ve bu süreç bile dört ay sürdü. Sıfırdan bir üretim tesisi oluşturulması durumunda, bu sürecin çok daha uzun süreceği ortada.’’

''AŞI MİLYARDERLERİNİN SERVETİ TÜM DÜNYAYI AŞILAMAYA YETER''

Öte yandan, “Halkın Aşı Birliği” isimli sivil toplum kuruluşu geçtiğimiz günlerde, koronavirüs aşı endüstrisinin yeni milyarderler yarattığını, bununla birlikte ilaç şirketlerinin tekel haline geldiğini ve bu durumun aşıya erişimi engellediğini duyurdu. Yapılan açıklamada, ‘’Bu yeni milyarderlerin toplam serveti 19.3 milyar dolar.  Bu miktar gelişmemiş ülkelerdeki bütün insanları aşılamaya yeter de artar” ifadesi kullanıldı.

Fransız haber ajansı AFP’nin paylaştığı haberde, yeni aşı milyarderlerinin listesinin başında Moderna CEO’su Stephane Bancel ve BioNTech’in CEO’su Uğur Şahin de yer alıyor.

BioNTech’in kurucu ortağı Şahin, aşının patenti ve fikri mülkiyetin kaldırılmasına karşı. Konuyla ilgili geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamasında, “Gelişmiş ülkeler şunu anlamalı, bir kere yardım etmek yeterli olmaz. Hükümetler, üreticiler ve kurumlar yoksul ülkelere düzenli olarak yardım etmeli. BioNTech, bu tür ülkelere hiçbir kâr amacı gütmeden düşük fiyatlarla aşı sağlıyor. Fikri mülkiyetin korunmasından feragat etmek bir çözüm değil” ifadelerini kullanarak bunu açıkça dile getirmişti.

PATENTİN KALDIRILMASI ÇÖZÜM DEĞİL

Ayrıca Şahin “Patentler aşının üretiminde ya da tedarikinde sınırlayıcı unsurlar değil. Patentlerin kaldırılması küresel aşı üretimini ya da tedarikini yakın ya da orta vadede artırmayacaktır. Sürecin tıkandığı nokta formülün az bilinir olması değil, ham maddeye erişim, fabrika sayısı ve etkili bir tedarik zinciridir” diyerek devam etmişti.

Sonuç olarak, aşı patentinin kaldırılması ve haklardan feragat edilmesi durumunda da, fazladan aşı üretiminin hızlı şekilde gerçekleşmeyeceği çok açık.

Kaynak kısıtlamaları ve düzenleyici süreçler göz önüne alındığında, söz konusu durum birkaç ay sürecektir. Bu nedenle ‘Savaş ekonomisi’ ya da zorunlu lisanslamalarla, bu yıl içerisinde tüm insanlığın aşılanması hedefi, hâlâ ütopik olmaya devam ediyor.