NATO, Arktik Okyanusunda Rusya ile karşı karşıya

Dünya küresel ısınmanın neden olduğu tehlikelerle karşı karşıyayken bir de getirdiği avantajların oluşturduğu krizlerle yüzleşiyor. Buzulların erimesiyle yılın belli dönemleri açık hale gelen Arktik Okyanusu rotası küresel ticaretin can damarı olmaya aday. 30 günlük rotaları 15 güne indirecek olan güzergâh şimdiden krize neden olmuş. Bölge hangi ülkenin kontrolünde olacak? sorusu şimdiden akılları kurcalamaya başlamış durumda.

Barents denizi ziyaretçiler için misafirperver bir yer değil. Sık sık kar fırtınalarının yaşandığı bölgeye Soğuk Savaş sırasında etrafın gözetlenmesi için şanssız bir İngiliz denizaltı gönderildi. İngiliz denizaltı görevlisi o dönemde bölgeye ilişkin gözlemlerini “Yüzümüze çarpmadan önce bile buza dönüşen bir püskürtme canavarıyla karşılaştık.” ifadeleriyle getirdi. Bölgenin zorlu koşullarından ötürü Amerikan ve İngiliz savaş gemileri 1980'lerden beri orada tatbikat yapmadılar- ta ki geçen hafta dönene kadar.

1 Mayıs'ta iki Amerikan destroyeri, bir nükleer denizaltı, bir destek gemisi ve uzun menzilli bir deniz devriye uçağının yanı sıra bir İngiliz firkateyni, Norveç Denizi'nde alt avlanma becerilerini sergiledi. Bu olağan dışı değil; NATO son yıllarda Kuzey Kutbu'ndaki soğuk savaş ilgisini yeniden keşfediyor. Örneğin 2018'de bir Amerikan uçak gemisi Norveç'te yapılan büyük bir tatbikat sırasında 30 yıldır ilk kez Kuzey Kutup Dairesi'ne girdi.

4 Mayıs'ta bu gemilerden bazıları ayrıldı ve üçüncü bir destroyerle birlikte Barents denizinin daha kuzeyine yelken açtı ve 8 Mayıs'a kadar orada kaldı. Güçlü Kuzey Filosu'nun Severomorsk'ta konuşlanmış olduğu Rus donanmasına önceden söylenmesine rağmen ziyaretçiler gerçek torpido tatbikatlarıyla karşıladı.

Muhripleri gönderme kararı cesur bir karardı. Bu kararla ilk amaç, Covid-19 salgınından ötürü zor dönemden geçen ABD ve Fransa donanmasının kılıçlarının körelmediğini göstermekti. Bir diğeri amaç ise Rusya'nın Barents Denizi ile Pasifik Okyanusu arasında buzulların erimesiyle gezinilebilir hale gelen Kuzey Denizi Rotası'na (NSR) ilişkin dayattığı kurallar karşısında seyrüsefer özgürlüğünü savunmaktı. Geçen hafta gerçekleştirilen tatbikat NSR'ye girmese de gelecekte bunu yapmaya istekli olunduğunu gösterdi.

Daha geniş anlamda, Kuzey Kutbu NATO savunma planlarında giderek artan bir faktördür. Rusya son yıllarda Kuzey Filosu'nu güçlendirdi. Filonun denizaltı faaliyetleri soğuk savaştan bu yana en yüksek seviyede ve ülkenin yeni tekneleri sessiz ve iyi silahlanmış. Bir düşünce kuruluşu olan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS), Rusya’nın bölgede silahlanmasının bir sonucu olarak, ittifakın Rus deniz altılarının daha uzun mesafelerden tespit etme becerisinin önlemli ölçüde daraldığını düşünüyor.

Rus denizaltıların ana görevi savunma: bir bölgenin korunması için Rus gemileri denizaltıları nükleer başlıklı balistik füzelerle Barents Denizi ve Okhotsk Denizi’nde devriye gerçekleştiriyor. Ancak NATO amiralleri, bir çatışmada bazılarının İttifak için daha büyük bir tehdit oluşturabileceğinden endişe duyuyorlar. Derin Deniz Araştırmaları Ana Müdürlüğü (GUGI, Rusça kısaltması) olarak bilinen ayrı bir Rus deniz kuvveti de Atlantik'i geçen denizaltılarını hedef alabilir.

Meydan okuma tanıdık bir şey. Soğuk savaşın büyük bir bölümünde NATO müttefikleri, Grönland, İzlanda ve İngiltere arasında sualtı dinleme noktalarıyla dolu bir geçiş rotası olan GIUK açığında bir görev birimi kurarak Kuzey Kutbu'ndaki Sovyet filosunu dinlemeye çalıştılar. Aradaki fark yeniden moda oldu ve NATO on yıllardır süren ihmal sonrasında denizaltı karşıtı yeteneklere yeniden yatırım yapıyor.

Ama derinlemesine savunma yeterli olmayabilir. IISS, GIUK açığının çok kuzeyinden NATO gemilerine veya topraklarına saldırabilen yeni nesil Rus gemi tabanlı füzelerin "çarpıcı derecede yeni ve zorlu bir tehdit" olduğunu söylüyor. Benzer endişeler, Reagan yönetiminin daha saldırgan bir deniz duruşu benimsemesine yol açmış ve bir zamanlar İngiliz milletvekilinin dediği gibi Sovyetler Birliği'nin deniz kalesine kuvvet göndermişti. İsveç Savunma Araştırma Dairesi'nden Niklas Granholm, “1980'lerle benzerlikler beni etkiledi” diyor. “Daha güneyde buluşmak yerine Rus Kuzey Filosu'na yakınlaşmak için ileri bir denizcilik stratejisi."