Merkel görevi bırakınca Almanya - Çin ilişkileri nasıl olacak?

ABD, Avrupa Birliği ve NATO üzerindeki Çin baskısını her geçen gün artırıyor. Pekin yönetimine yönelik yaptırımlarına destek arayan ABD, müttefiklerinin dış politikasına yönelik adımlarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Trump, seçimler öncesinde elini güçlendirmek için TikTok ile başlayan Çin hamlelerini ileri safhalara taşımaya çalışırken, bir kez daha aday olmayacağını açıklayan Angela Merkel'in ardından Almanya - Çin ilişkileri nasıl olacak?

ABD, Çin'e yönelik yaptırımlarını artırıyor. Dış politikasını desteklemek yönünde müttefiklerine baskıyı da artıran ABD yönetimi, Avrupa Birliği ve NATO'dan sürekli olarak destek bekliyor. 

Avrupa Birliği dönem temsilcisi Almanya Başbakanı Angela Merkel, bir sonraki dönemde aday olmayacağını açıklamıştı. Merkel'in açıklamasının ardından Almanya'da yaşanacak olan değişim merakla beklenirken, Çin ile ilişkilerde meydana gelecek değişimler de dünya politikasına yön verecek nitelikte olacak. 

"Dünya çapında demokratik yönetimler, Çin'e karşı tutumlarını birer birer sertleştiriyor. Bu durum, Avustralya ve ABD'de başlayıp Hindistan, Kanada ve Birleşik Krallık'a (BK) yayıldı.

Küresel oyuncular arasında aykırı bir yerde duran Berlin, Pekin Kovid-19 krizinde Avrupa'daki bölünmeleri istismar ederken, Müslüman Uygurların kitlesel olarak gözaltına alınmasını organize ederken ve Hong Kong'a baskıcı güvenlik yasaları dayatırken bile genelde Çin yönetinini eleştirmekten kaçınma yönünde mücadele verdi."

Sözleri ile durum değerlendirmesi yapan Noah Barkin, gelecekte yaşanacak politika değişmini şu sözlerle aktarıyor:

Almanya sadece sessiz kalmadı, aynı zamanda bu sessizliğini şiddetle savundu. Başbakan Angela Merkel'in yakın müttefiki Ekonomi Bakanı Peter Altmaier, bu ay POLITICO ve Frankfurter Allgemeine Zeitung'a verdiği farklı mülakatlarda, Almanya'nın diğer ülkelere ders vermek gibi bir rolü olmadığını söyledi. Altmaier, daha yakın ticaret bağlarının Çin'i daha özgür ve açık bir siyasi sisteme iteceği fikrini ifade eden "Wandel durch Handel" (Ticaret yoluyla Değişim-çn.) inancını hâlâ koruduğunu belirtti.

Çin'in Devlet Başkanı Şi Cinping yönetimindeki artan özgüvenini eleştirenler ve Avrupa'nın tepki göstermesini isteyenler açısından Almanya'nın tutumu ciddi bir engel teşkil ediyor.

Yine de, Britanya'daki baş döndürücü hızla gerçekleşmese bile Berlin'de de önemli bir yön değişikliği yaşanıyor. Geçen yıl boyunca, Alman siyasetinin genelinde Çin'e yönelik görüşler sertleşti. Merkel'in gelecek yıl görevi bırakacak olması ve muhtemel koalisyon değişikliğiyle beraber, Berlin'in daha şahin bir tutum takınmasının kaçınılmaz hale geldiği algısı güçleniyor. Siyasi açıdan Başbakan'ın muhafazakarlarıyla aynı çizgide bulunan bir Bundestag yetkilisi, "Merkel gittiğinde, hızlı ve muhtemelen şiddetli bir değişim göreceğinizi düşünüyorum" diyor.

İş dünyası lobisinin ilişkilerin uyumlu kalması yönündeki baskısına karşın daha şahin bir çizginin ivme kazanmasını engellemenin güç olacağını öngören Alman sanayisinin önde gelen isimlerinden biri de bu görüşe katılıyor ve şöyle diyor:

Gidişat tek bir yöne, daha sert bir çizgiye doğru.

 Independent Türkçe'de yer alan makelesinde Barkin, Merkel'in diyaloğa öncelik veren, çatışma ve eleştiriden kaçınan, bir avuç büyük Alman şirketinin çıkarlarını ilk sıraya koyan Çin yaklaşımında şimdiden derin çatlaklar görüldüğünün altını çiziyor. 

Avrupa Komisyonu'nun geçen yıl açıkladığı üzere Başbakan Merkel, 2020'ye Pekin'in rakip veya sistematik bir hasımdan ziyade Avrupa için bir ortak olabileceğini gösterme kararlılığıyla girdi.

Ancak Pekin iş birliğini reddetti. Çin bunun yerine Kovid-19 krizi büyüdükçe daha provokatif bir tutum benimsedi, geçen hafta boyunca Hong Kong'taki demokrasi yanlısı aktivistleri sert bir biçimde bastırmak için yeni güvenlik yetkilerine başvurdu. Merkel'in AB-Çin yatırım anlaşmasının yanı sıra iklim politikası ve Afrika'nın kalkınmasına dair münhasır anlaşmalar imzalama umutları tükeniyor. Başbakanın Şi ve AB liderleriyle eylül ortasında doğudaki Leipzig kentinde yapmayı planladığı zirve süresiz ertelendi.

Merkel'le işbirliğini sadece Çin değil, Başbakan'ın kendi kabinesinden üyeler ve Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Norbert Röttgen liderliğindeki kendi Hristiyan Demokratik Birliği (CDU) üyeleriyle koalisyon ortağı Sosyal Demokratlar (SPD) ve Yeşiller Partisi'nden milletvekillerini içeren geniş bir Bundestag koalisyonu da reddediyor. SPD önderliğindeki Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir isim, hafta sonu Der Spiegel dergisinde Çin hakkında sert ifadeler içeren ve Merkel'in yaklaşımına örtülü bir itham olarak okunan bir yorum yazısı yayımladı.

Partiler arası söz konusu gruplaşmanın, Merkel'in Almanya'nın 5G ağında Huawei'e rol verme planlarını engelleyerek Başbakan'ın Çin politikasına bir darbe daha indirebileceği inancı gittikçe artıyor.

5G güvenliği mevzuat taslağının hazırlanmasıyla görevlendirilen İçişleri Bakanı Horst Seehofer, Huawei karşıtlarına onlarla mücadele etmek istemediğinin sinyalini verdi. İçişleri Bakanlığındaki üst düzey bir yetkiliye göre bu, sonbaharda parlamentoya sunulacak kanun taslağında güvenlik seviyesinin muhtemelen Huawei'in karşılayamayacağı kadar yüksek tutulacağı anlamına geliyor.

Birleşik Krallık (BK), Fransa, İtalya, Doğu Avrupa'nın büyük bölümü ve İskandinavya Huawei'i kovmaya hazırlanırken, AB'nin 5G'ye dair ortak bir pozisyon alması gerektiğini sürekli tekrarlayan Merkel'in Almanya'yı başka bir doğrultuya sevk etmesi güç olacak.