Almanya’da İslamofobik cami saldırıları

Almanya, cami saldırılarının en sık yaşandığı ülkelerden biri. Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen bu saldırıların önüne geçmek mümkün mü? Almanya'da yaşayan Müslümanların saldırılara tepkisi nasıl?

Almanya’da İslamofobik cami saldırıları

Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen cami saldırılarının en sık yaşandığı ülkelerden biri Almanya’dır. Yalnızca 2019’un ilk çeyreğinde Almanya’da İslam düşmanlığı bağlantılı 132 nefret suçu kayıt altına alınan resmi rakamdır. Kayıt altına alınmayan çok sayıda girişim olduğunuda söylemek mümkündür. Söz konusu saldırılar sadece camileri değil, doğrudan Müslüman vatandaşları da hedef alan saldırılar olarak kayıtlara geçmiştir. Bu ırkçı saldırılar sonucu yaralanan vatandaşların sayısında da artış yaşanmış ve Müslümanların can güvenliği tehlikesinin arttığı kanıtlanmıştır.

Yapılan araştırmalar sonucunda ülkede neredeyse ortalama her hafta bir camide ya da bir İslam derneklerine ırkçı saldırının gerçekleştirildiği ortaya konmuştur. Sadece bu yılın Mayıs ayı ve Haziran’ın ilk haftasına bakıldığında dahi resmi olarak tespit edilmiş beş saldırının gerçekleştiği görülmektedir. Buna rağmen saldırıların failleri çok nadir durumlarda yakalanıp hukuk önünde ceza almaktadır.

Alman hükümetinin ve yargı sisteminin gerekli adımları atmaması, bununla birlikte Alman güvenlik makamlarının, saldırıları gerçekleştirenlerin tespitini zorlaştıran önemli faktörlerin olduğu açıklamalarında bulunması, süreci normalize eden bir algı yaratmaktadır. Alman devletinin, Müslümanların güvenliği için aldığı tedbirlere bakıldığında ise burada etkin bir politikada yürütülmediği gözlemlenmektedir. Nitekim Alman makamları tarafından genellikle öne sürülen argüman, Almanya’da bulunan 2 bin 500’ü aşkın caminin güvenliğini sağlamanın zor olduğudur.

Genel olarak Alman devletinin Müslümanların can ve mal güvenliği ile ilgili konularda yeterince hassasiyet göstermediğide ülkede yaşayan Müslümanalar tarafından çok sık dile getirilmektedir. Geçtiğimiz haftalarda Frankfurt Goethe Üniversitesi kütüphanesinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli bir neo-Nazi örgütünün Müslümanları ve Yahudileri hedef alan broşürleri dağıtması medyada neredeyse hiç yankı bulmamış ve emniyet birimleri tarafından yeterince ilgi görmemiştir.

Ülke’nin siyasetine yön verebilme potansiyeli olan büyük medya platformları ve gazetelerin bu konulara yer vermemesi veya son derece yüzeysel olarak değinmesi bu saldırıların artmasında önemli bir etkendir. Gerçekleşen saldırı eylemelri genellikle siyasiler tarafından sözlü olarak kınanmaktadır. Dolayısıyla genel olarak hem Alman medyasında hem de Alman siyasi çevrelerinde Müslümanlara ve ibadethanelere yapılan saldırılara yönelik bir hassasiyet ve kolektif duyarlılık olduğunu söylemek oldukça güçtür.

Almanya’daki gerekli güvenlik kurumlarının yabancılara ve özellikle Müslüman topluluklara karşı peşin hükümlü yaklaşımı, Müslümanlar halklar tarafından yıllardır eleştirilen bir konu olmuştur. Aynı zamanda Almanya’da yaşayan Türklerin, Alman güvenlik güçlerine olan güven duygusunda son yılarda ciddi bir gerileme yaşanmıştır. İslam karşıtlığı sorununun toplumda ve kamuoyunda yeterince karşılık bulmaması, Müslümanların Alman devletiyle ilişkilerini de zorlaştırmaktadır.

Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda Alman devleti ve ana akım medyanın İslam düşmanlığıyla bağlantılı olan suçlara gereken hassasiyeti göstermemesi toplumları yıpratan ve saldırıların artmasına sebep olan bir etkendir. Berlin yönetimi söz konusu politikasını sürdürmeye devam ettiği müddetçe camilere ve Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırıların devam edeceği ve hatta daha farklı boyutlarda artabileceği tahmin edilmektedir.