Avrupa'da yaşanan saldırılar bireysel silahlanmayı hızlandırdı

Avrupa'da yükselen İslamafobi her geçen gün masum insanların katledilmesine neden olurken, Avrupa ülkelerinin İslam karşıtı politikaları da ırkçı eylemleri destekliyor. 15 Avrupa ülkesinin merkezinde ve ırkçı saldırıların da odak noktasında bulunan Almanya, ölümlere çare bulabilecek mi? Almanya'da yaşayan Müslümanlar kendini mi koruyacak? Bireysel silahlanmada yaşanan artış ne anlama geliyor?

Dünya çapında ‘İslam’ karşıtlığı 90’lı yılların sonuna doğru eylem ve saldırılar ile adından söz ettirmeye başladı. Elbette öncesinde de var olan eylemlerin bu tarihten itibaren artık adı konuyordu. 1995 yılında ABD’nin Oklahoma Eyaleti’nde düzenlenen saldırı kayıtlara ‘ilk’ olarak geçti. Ardından 1999 yılında Londra’da düzenlenen terör saldırısı, 2000’lerin başından itibaren Avrupa’da güçlenen aşırı sağ ile birleşince, ‘sağ’ dalganın Ukrayna’da yetiştirdiği ve localarla dünyanın çeşitli ülkelerindeki eylemlerde kullandığı ‘militan’lar için yeni hedef de belirlenmiş oldu.
 
11 Eylül’de ABD’de düzenlenen saldırıların ardından, Finlandiya, Letonya, Fransa, Hollanda, Belçika, İtalya, Hırvatistan, İsveç, Çekya, Danimarka, Litvanya, Macaristan, Polonya, Avusturya, Yunanistan ve Bulgaristan’da düzenlenen bireysel saldırılar Avrupalı devletler tarafından ‘bireysel’ olarak nitelendirildi ve önlem alınma gereği duyulmadı.
 
ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından ‘İslamcı’ ya da ‘dinci’ adı verilen terör örgütlerinin Avrupa’da düzenlediği saldırılar ise, azmettiricileri araştırılma gereği bile duyulmadan kapatıldı.
 
2001 ve 2020 tarihleri arasında el-Kaide, DAEŞ vb. örgütlerin sempatizanları tarafından ABD’de gerçekleştirilen eylemlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 107. Irkçı teröristlerin Avrupa’da gerçekleştirdiği eylemlerde hayatını kaybedenlerin sayısı ise 110.

AVRUPA EYLEMLERİN ÖNÜNE NEDEN GEÇ(E)MİYOR?
 
Avusturya; Müslüman haklarının sınırlandırılmasını istiyor, Macron; Fransa, İslamcılık belası ile savaşta ve tetikte bir toplum oluşturmalı diyor, Fransız üniversiteleri; domuz eti, türban, cuma namazı ve alkol üzerinden öğrencileri fişliyor, İtalya’da; Müslümanları aile bireyi ve komşu olarak kabul etmek istemiyor, İngiltere’de; teröristlerin hedefi Prens Harry’e kadar uzanıyor, Almanya; toplamda 184 saldırı ile zirvede yer alıyor.
 
Hem Neo-Nazi hem de İslamafobi ile anılan saldırıların merkezi Almanya, ırkçılık, Yahudi düşmanlığı ve İslamafobi ile mücadelede kilit bir noktada yer almasına rağmen, saldırıların üzerini kapatarak görmezden gelmeyi tercih ediyor.
 
467 Neo-Nazi üyesinin ‘kaybolması’nı açıklayamayan Almanya’da rakamlara göre 12.700 şiddete hazır Neo-Nazi yaşıyor.
 
Fehmi Koru’nun New York Times’tan aktardığı bir makalede yer alan bilgiye göre, Avrupa’da yükselen aşırı sağın hizmetindeki ‘yabancı savaşcı’nın yer aldığı Ukrayna’nın dikkat çekmesinin nedeni, “El-Kaide türü örgütlerin 1980’ler ve 1990’larda gürbüzleşmesine Afganistan, Bosna-Hersek, Suriye gibi savaş alanları nasıl sebep olmuşsa, Rusya’nın müdahalesinin yol açtığı Ukrayna’daki iç-savaş da Batı dünyasındaki ırkçı örgütler militanlarının yetişme alanı olması.” ABD ve Avrupa ülkelerinin hiçbirisi ‘kendi’ vatandaşlarını hedef alan ‘ırkçı’ terör örgütlerini resmen ‘tehdit’ olarak tanımlamış değil. Bunun en son örneği de Avusturalya’da düzenlenen ve 51 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan terör saldırısı ile kendini göstermişti.


 
Bu nedenle dünya genelinde yükselen ırkçı saldırıların üzeri kolayca örtülürken, ABD’de yaşanan saldırılara karşın ABD'li Kongre üyesi Cohen’in ilginç bir önerisi var; “Öldürmek istiyorsanız Irak ya da Afganistan'a gidin!”
 
Toplumları önce sınırlarla sonra kültürlerle ardından da etnik, sosyal, dilsel ve ırksal özellikleri üzerinden bölen Batı’nın son zamanlarda artan İslamafobi saldırılarına ilişkin İbrahim Karagül, “Avrupa’da aşırı sağ ve İslamafobi aslında bir devlet politikası olarak güçlendiriliyor.” yorumunda bulunurken, Almanya derin devletinin düzenlediği saldırıların, aşırı sağ ile üstünün örtüldüğünü iddia ediyor.
 
‘ÖTEKİ’NE ŞİDDET YALNIZCA BUGÜNÜN SORUNU DEĞİL
 
Dünyada yükselen İslamafobi’den yalnızca Müslümanlar değil, birçok kişi oldukça rahatsız. Fransa’da düzenlenen İslamafobi karşıtı eyleme binlerce kişi katılırken, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Dresden kentinde düzenlenen anma töreninde ‘“Kin ve kışkırtmaya tepki göstermeliyiz, hakaretlere ve ön yargılara karşı çıkmalıyız” çekmişti.
 
Tarihi karnesindeki katliamlarla sık sık eleştirilen ülkeler, “dinlerine, ırklarına, dillerine, kökenlerine, renklerine, inançlarına bakılmaksızın insanların yaşamı da kutsaldır.” görüşüne yalnızca ‘ari’ vatandaşları söz konusu olduğunda inanırken, politikaları gereği ‘öldürmek’ten hiç vazgeçmedi.

SALDIRILAR BİREYSEL SİLAHLANMAYI ARTIRACAK MI?
 
Aşırı sağ terörün ana merkezi olarak görülen Almanya’da bireysel silahlanma oranında son beş yılda ciddi bir artış yaşandı. 2014 yılında 260 bin kişi silah ruhsatı taşıma hakkına sahip iken bu sayı 2019’da açıklanan son rakamlara göre 640 bine yükseldi. Küçük ölçekli silahlarda yüzde 85 oranında bir artış yaşanırken, verilen rakamlar emniyet birimlerine kayıtlı ve resmi silah sayılarını kapsıyor.
 
Bu rakamlara ailelerinde bulunan silahı miras olarak devralanlar, koleksiyoncu ve eski silah sahipleri de eklendiğinde yaklaşık 4 milyon Almanın toplamda 10 milyon silaha sahip olduğu biliniyor.
 
Almanya aşırı sağcı ve silah sahibi olanların rakamını kamuoyu ile 910 olarak paylaşsa da 2019 yılının ilk sekiz ayında 12 binden fazla suça karışan ve 250 kişinin yaralanmasına neden olan bu kişilerin yasa dışı yollardan da rahatlıkla silah bulabildiği biliniyor. 2009 yılında açıklanan bir rapora göre, ülkede 20 milyon kayıtsız silah olduğu bilgisi verilmiş hemen akabinde hem rapor hem de konuya ilişkin veriler kamuoyundan gizlenmişti. Bugün açıklanan rakamlarla örtüşmeyen bu sayıların ne kadar arttığı da bilinmiyor.

AVRUPA’DA YAŞAYAN ‘ÖTEKİ’LER KENDİNİ Mİ KORUYACAK?

Yükselen saldırıların ardından ülkelerdeki bireysel silahlanma oranları da gündeme gelirken, uzmanların hemen hepsi Batılı ülkelere aynı soruyu soruyor; korumak istemediğiniz ‘öteki’ler de mi silahlansın?
 
Almanya merkezli Avrupa’nın tamamında görülen saldırılarda ülke vatandaşlarının farklı din ve mezheplerden kişileri hedef alması eleştirilirken, hükümetlerin uyguladıkları politikalar ile bu baskı ve şiddet rejimini desteklemesi de tartışmanın ana gündem maddelerinden bir diğerini oluşturuyor.
 
Almanya’da Şiddete Karşı Mücadele Derneği, ülkedeki bireysel silahlanmanın yanı sıra ABD’deki örneklerinde olduğu gibi büyük silah şirketlerinin dünyanın her ülkesine ihraç ettiği silahlar için ülkenin cazip bir iç pazar olmasından oldukça rahatsız.
 
Bu silahların satışlarının bilgisayar oyunları ile cazip hale getirilmesi ve beynin ‘gerçek’leri algılayan bölümlerini baskılayarak, ödül mekanizmasını harekete geçiren özel görsellerin yaşanan olayların dehşetini örterek eylemleri ‘meşru’ kılması da cabası.
 
Daha önce okul baskınlarıyla ilişkilendirilen ‘Counter Strike’ oyunun ardından geçen sürede hem konsol hem de bilgisayarlar üzerinden oynanan oyunların da incelenmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, Facebook’un istatistiklerine göre, geçen yıl, 6 ay içinde 12,4 milyon 'saldırgan içerik' bulunurken, 2018'in ilk çeyreğinde de yaklaşık 2,5 milyon nefret söylemi yer aldığının altını çiziyor.