Almanya-ABD dostluğu parçalanıyor mu?

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın başkan seçildiği günden bu yana, ABD’nin ciddi problemler yaşadığı ortaklarından biri de Almanya. Uzun süredir Avrupa Birliği ve NATO’nun önemli üyeleri arasında yer alan Almanya ile ABD arasında yaşanan gerginlikler, acaba iki ülke arasındaki güvenlik ortaklığı sonamı ediyor düşüncesini akıllara getirdi...

Almanya-ABD dostluğu parçalanıyor mu?

ABD başkanı Donald Trump’ın ABD’nin birçok müttefikiyle uzun zamandır ciddi sorunlar yaşaması eleştirilere sebep oldu. Son dönemde problem yaşadığı ülkelerden biri de Avrupa Birliği ve NATO’nun önemli üyeleri arasında yer alan Almanya oldu. Eski başkan Barack Obama döneminde Amerika ile oldukça iyi ilişkileri olan Almanya, yeni başkana karşı oldukça mesafeli davranıyor.

Geçtiğimiz günlerde Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Almanya'nın başkenti Berlin’e, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Alman Federal Meclisi Üyesi olan Heiko Mass ile görüşmek üzere bir ziyaret gerçekleştirecekti ancak Pompeo ani bir iptal kararıyla görüşmeye katılmadı. İki ülke ilişkileri hakkında spekülasyonlara neden olan bu karar, Almanya tarafından oldukça sert karşılandı.

Ciddi şekilde eleştirilen olay, Alman gazeteciler tarafından ‘’Diplomasi dünyasında nezaketsizlik ve utanmazlık var. Öyle ya da böyle, Başkan Donald Trump'ın göreve başlamasından sonra Alman-Amerikan dostluğu olarak övülen şeyin büyük bölümü paramparça oldu" şeklinde yazıldı.

Tüm bu yeni gelişmelerin yanı sıra, Trump ve yardımcısı Mike Pence’in sık sık Almanya’yı hedef alan eleştiri niteliğindeki tehditleri de, Almanya’daki birçok politikacının huzurunu kaçırmış durumda. ABD yönetiminin takındığı dominant tavırlardan son derece rahatsızlık duyan Almanya’nın, ABD ile var olan güvenlik ortaklığının geleceğine dair nasıl bir tutum sergileyeceği ise merak konusu.

Almanya ABD’nin tehditlerinden rahatsız

Trump’ın Almanya’ya yönelik sergilediği agresif tavır dışında Alman siyasetçilerini rahatsız eden diğer sorun ise, ABD’nin Almanya’nın gücünü hafife alıyor olması. Avrupa’nın en büyük ekonomik gücüne sahip olan Almanya, bu gücünü devam ettirebilmek için özellikle ticaret devleti olmasının avantajını koruyarak, bir takım ticaret konularında ABD’nin karşısında yer alıyor.

Bu bağlamda Almanya’da, diğer ülkeler gibi ABD yaptırımlarının hedefi olan İran, Rusya ve Çin ile ticaretini ve işbirliğini sürdürmek istiyor. Washington ise kendi çıkarları bağlamında değerlendirmelerde bulunuyor ve belirlemiş olduğu kendi güvenlik tanımlamalarına göre, bu ülkeleri Batı’nın çıkarları için bir tehdit unsuru olarak görüyor. Müttefiklerinin de bu çıkarcı politikaya ayak uydurmasını bekliyor. ABD ülkesini NATO ittifakının lideri olarak gördüğü için, ortaklarına bu yönde ciddi baskılar uygulayabileceğini düşünüyor.

Alman hükümeti İran, Rusya ve Çin konusunda Trump’ın kendi belirlemiş olduğu çıkarcı politikasından oldukça rahatsızlık duyuyor. Özellikle Rusya meselesinde, Alman politikasının ABD politikası ile taban tabana zıt olduğu görülüyor. Almanya, ekonomik büyümesinin sürdürülebilir olması açısından çok önemli gördüğü enerji arz güvenliği projesi konusunda, en önemli tedarikçisi olan Rusya ile yakın çalışmalarına devam etmek istiyor.

Öte yandan yapımına başlanan Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hattı Almanya’nın önemli enerji projeleri arasında ve ABD bu konuda  Almanya’ya ciddi baskılar uyguluyor. ABD’nin Kuzey Akım-2’nin durdurulması konusunda Alman hükümetini tehdit etmesi Berlin’de gerginliğin zaman zaman artmasına da sebep oluyor.

Washington ile Almanya arasında ekonomik yönü ağır basan sorunlardan bir diğeri de, İran yaptırımları konusu.  2015’de ABD’nin de katılımıyla imzalanan İran Nükleer Anlaşması’nın (Joint Comprehensive Plan of Action [JCPOA]) ardından 2016’da kaldırılan yaptırımlarla birlikte, bu ülkeyle ekonomik ilişkilerini geliştirme konusunda en fazla adım atan ülkelerden biri Almanya olmuştu.

İran’ı ihracatını, her geçen gün büyüyen bir pazar olarak nitelendiren Almanya, aynı zamanda bu ülkedeki yatırımlarını da hızlı bir biçimde artırmayı hedefliyordu. Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesiyle birlikte JCPOA’dan çekilen ABD’nin, İran’a yönelik yaptırımlarını yeniden hayata geçirmesi ve bu yaptırımlara aykırı davranacak şirketlere yaptırım uygulayacağını ilan etmesi, Alman şirketlerinin İran’ı terk etmesine yol açmıştı. Söz konusu durum da Alman hükümetini ciddi şekilde rahatsız etti.

Son dönemde Almanya’nın, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen tehdit ve baskıların yanı sıra rahatsızlık duyduğu bir diğer konu ise, Çin merkezli Huawei şirketine yönelik uygulanan yaptırımlar. Casusluk ve İran yaptırımlarına aykırı davranmak suçlamasıyla bu firmaya karşı yaptırım uygulayan Washington, Berlin ile ilişkilerini çıkmaza doğru sürüklüyor.

İlişkilerin geleceği

 Eski ABD başkanları George W. Bush ve Barack Obama dönemlerinde büyük ölçüde problemsiz ve işbirlikleriyle devam eden ittifak, Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte, ciddi gövde gösterileri ve meydan okumalarla karşı karşıya kaldı. İki ülke arasındaki meselelerde ABD yönetiminin takındığı dayatmacı tavır, Almanya ile ABD arasında var olan güvenlik ortaklığını ciddi şekilde tehlikeye sokuyor. Berlin’in, Washington’un bu dayatmacı tavrına karşı nasıl bir tutum izleyeceği henüz bilinmiyor. ABD-Almanya güvenlik ve ekonomik ortaklığının Trump’tan gelen bu baskılara dayanacak kadar esnek olup olmadığını zaman gösterecek. Eğer bu ortaklık yeterince esnek değilse ve kırılırsa, bunun bütün Avrupa ve dünya açısından ciddi sonuçları olacaktır.