Ali Babacan cephesinde son durum ne?

Uzun zamandır yeni parti kuracağı iddiaları ile gündemden düşmeyen ve Ak Parti’den ayrılan Ali Babacan, yeni parti hakkında ilk kez net açıklamalarda bulundu. Peki yeni parti ne zaman kurulacak? Abdullah Gül’ün desteği söz konusu mu? Ali Babacan’ın Partisi ile birlikte Türk siyasetinde ne gibi değişimler bekleniyor? 

Ali Babacan cephesinde son durum ne?

Ali Babacan’ın uzun zamandır yeni parti iddiaları hakkında detaylı bir açıklama yapması bekleniyordu. Geçtiğimiz günlerde Karar gazetesine konuşan Ali Babacan, Ahmet Taşgetiren ve Yıldıray Oğur’un sorularını yanıtladı. Gündem ile ilgili merak edilen soruları cevaplayan ve yeni partisi hakkında birçok konuya değinen Babacan, AKP’den istifası sonrası ilk defa konuştu. 

Ali Babacan Ak Parti’den istifası hakkında, “Adaleti tesis etmek, işi ehline vermek, kararları istişareyle almak, kurumların itibarını korumak, şeffaf olmak ve en önemlisi önce insan diyebilmek. Bunlar çok önemli ilkelerdi. Türkiye niye bu durumda diye baktığımızda da bu ilkelerden ve değerlerden uygulamada uzaklaşılmış olması bu sorunların ana kaynağı maalesef” şeklinde konuştu. 

Türkiye’deki ekonomik durum hakkında da konuşan Babacan, “Türkiye’nin aşamayacağı hiçbir sorun yok. Hele ekonomi en kolay kısmı. İki kere iki dörttür diyebildikten sonra, rasyonalite olduktan sonra çok kolay toparlanır. Ama diğer alanların üzerine çok fazla yoğunlaşmamız gerekiyor. Toplumsal hasarı tamir etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

Ahmet Davutoğlu’nun partisi ile birlikte hareket edip etmeyecekleri ile ilgili soruya, “Siyasetteki önceliklerimiz, izlediğimiz yöntem ve üslup oldukça farklı” cevabını verdi. Ayrıca “Referandum kampanyasında aktif görev almam istendi. Ben reddettim. Artısıyla eksisiyle değerlendirildiğinde, Türkiye için faydasından çok zararı olacağına inandım” ifadeleri ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine dair düşüncelerini açıkladı.

Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu hakkında, “Abdullah Bey çalışmalarımıza destek veriyor. Bilgi ve tecrubelerinden istifade ediyoruz. Ama hukuki ve siyasal sorumluluk kimdeyse, nihai yetkinin de o insanların üzerinde olması gerekiyor. Ahmet Bey ilmine saygı duyduğumuz ve sevdiğimiz biri. Ancak siyasetteki önceliklerimiz, izlediğimiz yöntem oldukça farklı” ifadelerini kullanan Ali Babacan, yeni partinin 2020 yılından önce kurulacağını açıkladı.

Ali Babacan’ın siyasi geçmişi

Ali Babacan 1994-2002 yılları arasında özel sektörde iş hayatına devam ederken, 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurulması ile birlikte siyasete girdi. Siyasete girmesinde en büyük pay Abdullah Gül’e aitti. Abdullah Gül, Ali Babacan’ın siyasete atılması ile ilgili, “Kız ister gibi babasından istedim” ifadelerini kullandı. Ali Babacan’ın babası Hilmi Babacan ise konu ile ilgili yaptığı bir söyleşide, “Aslında ailemizden hiçbirimizin siyasetle ilgisi yoktu. Seçim zamanı gider oyumuzu kullanırdık. Fakat Ali, Ak Parti’nin kuruluş aşamasında, parti kurucuları tarafından ısrarla çağırıldı. Bizde düşündük taşındık; Bizim burası küçük bir işletme, burada memlekete, millete, vatana ne derecede bir hizmet olabilir dedik. Ali, Türkiye'yi yönetecek bir mevkide olursa, bu ülke çok şey kazanır” şeklinde konuştu.

Ali Babacan Ak Parti’nin kurulduğu ilk senede Merkez ve Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. Derin ekonomik bilgisi ile dikkat çeken ve iyi bir ekonomist olan Ali Babacan, ekonomi üzerine yaptığı röportajlar ve gerçekleştirdiği söyleşiler ile ön plana çıktı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde Ak Parti’den Milletvekili seçilen Ali Babacan, genç yaşta ekonominin başına geçti. 2001 krizinden yeni çıkmış ve krizin etkisini üzerinden atmaya çalışan Türkiye ekonomisinde Ali Babacan, Kemal Derviş’in başlatmış olduğu IMF talepleri ile doğru orantılı ekonomi programını sürdürmeye devam etti. Kemal Derviş de katıldığı bir konferansta Ali Babacan’a övgüler dizdi ve 2002-2007 yılları arasındaki Ali Babacan dönemindeki ekonomiyi “Altın çağ” olarak nitelendirdi. 

Ali Babacan daha çok neo-liberal ekonomi politikaları ile dikkat çekti. Kamu üzerindeki borcun en düşük seviyeye çekilmesi, özel sektörün iç ve dış piyasada kredi olanaklarına ulaşması, ihracat ile büyümenin yakalanması, serbest piyasa ekonomisinin eksiksiz bir şekilde uygulanması gibi etkenler Ali Babacan’ın stratejik ekonomik politikalarını oluşturuyor. Ali Babacan’ın ekonominin başında olduğu dönemde Türkiye’nin kredi notu tarihinde ilk kez yatırım yapılabilir seviyeye çıktı, IMF’ye olan borç kapatıldı, enflasyon kontrol altına alındı, kamu borcu azaldı, bütçe açıkları düştü ve büyüme hızlandı. Fakat günümüzde özel sektörün borç yükünün artmasının ve cari açığın yüksek seviyelere çıkmasının sebebinin Ali Babacan dönemindeki ekonomi politikaları olduğunu söyleyen ekonomistler de mevcut.

Ali Babacan, 2005 yılında Avrupa Birliği ile müzakereleri yürütmek için baş müzakereci olarak atandı. 2007 yılında ise Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturdu. 2 yıl bu görevini sürdürdükten sonra 2009 yılında Hazine’den Sorumlu Başbakan Yardımcılığı’na getirildi. Etrafında bir takım oluşturan Babacan, İbrahim Çanakçı ve Naci Ağbal ile birlikte yapısal reformları hayata geçirmek için çalıştı. Yabancı yatırımcılar ve uluslararası iş dünyasında oldukça sevilen bir isim olan Ali Babacan, AKP tüzüğünde yer alan üç dönem kuralına takıldı ve 7 Haziran 2015 seçimlerinde aday olamadı. 1 Kasım 2015 seçimlerinde tekrar Meclise dönen Babacan, çalışmalarını sürdürdü.  

Ali Babacan’ın partisi Türk siyasetinde neleri değiştirir?

Ali Babacan’ın kuracağı yeni parti ile merkez sağ seçmene hitap etmesi bekleniyor. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi’nin küskün seçmenlerini üzerine çekmeye çalışması tahmin edilirken, araştırma şirketleri tarafından Ak Parti’nin oy oranının düşebileceği ifade ediliyor. Yargının bağımsızlığı, ileri demokrasi, basın özgürlüğü, Parlamenter demokrasi gibi vaatlerle yeni partiyi hayata geçirmesi beklenen Babacan’ın, sol kesimden de oy devşirmeye çalışacağı konuşuluyor. Ayrıca Kürt meselesi hakkında “Yeniden üretilmiş bir stratejiye ihtiyaç var” açıklamasını yapan Babacan’ın, HDP oyları için de birtakım faaliyetlerde bulunacağı tahmin ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “Davaya ihanet” ve “Ümmeti bölmek” ile suçlanan Babacan’ın, yeni partinin kurulması ile birlikte AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında nasıl bir politika izleyeceği ve nasıl söylemler geliştireceği merakla bekleniyor.

Ekonomi alanındaki bilgisi ve geçmişteki birtakım başarıları ile dikkat çeken Babacan’ın, yeni partinin kurulma aşamasında ekonomi üzerine yoğunlaşacağı ve vaatlerini hep ekonomi üzerinden vereceği dillendiriliyor. Avrupa ve Türk iş dünyasında yakından tanınan ve iş adamları tarafından beğenilen Babacan’ın, şimdiden uluslararası alanda birtakım iş çevreleriyle toplantılar yaptığı iddia ediliyor. Enflasyonun yüksek rakamları bulduğu, işsizlik oranlarının rekor kırdığı, faizlerin yüksek seviyede tutulduğu, kur dengesinin sürekli olumsuz anlamda değiştiği ve dış borcun sürekli arttığı günümüz Türkiye ekonomisinde, Babacan’ın ekonomi alanındaki söylemleri ile halkın ilgisini kendisine doğru çekmeye çalışması bekleniyor.