Al Habtoor ne hayal ediyor, neleri unutuyor?

İsrail, kurulduğu 1948 yılından bugüne kadar Filistin’deki işgalini genişletiyor ve Ortadoğu’daki emelleri Filistin ile kalmayacak gibi gözüküyor. Filistin’i İsrail’in karşısında yalnız bırakan Arap ülkelerinden BAE’in bir numaralı işadamı Khalaf Al Habtoor, Körfez ülkeleri ile İsrail’in ilişkilerinin normalleşmesi gerektiğini söyleyerek, “Araplar ve Yahudiler amca çocuklarıdır” dedi. Kim bu Al Habtoor? Dünya görüşü, ABD ve bölge ülkeleriyle ilişkileri?

Al Habtoor ne hayal ediyor, neleri unutuyor?

Neşat Ergül - INTELL4

Dubai’deki dünyanın en büyük binası Burj Khalifa’nın sahibi ve şu anda ülkesinde kendi adına yapay bir şehir kurmakta olan Khalaf Al Habtoor’un, analizine neden olayı aktarmakla başlayalım.

ABD merkezli yayım yapan “Ami Magazine” adlı derginin Siyonist muhabiri Shloime Zionce, Al Habtoor ile bir röportaj yaptı. Röportaj, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın Arapça dilindeki Twittter hesabı üzerinden de paylaşıldı.

Sosyal medyada yayılarak, Türkiye’de de haber olan Al Habtoor röportajda, Körfez ülkeleri ve İsrail arasındaki ilişkilere ilişkin açıklamalarda bulundu.

BAE'de gerçekleştirilen röportajda Khalaf Al Habtoor, "Körfez ülkeleri ve İsrail'in ilişkilerinin normalleşmesi gerekiyor. Araplar ve Yahudiler amca çocuklarıdır, savaşmaları aptalca. Körfez ülkeleri olarak açık bir şekilde şunu söylememiz gerekiyor, 'Biz İsrail ile ilişki kurmak istiyoruz.' Körfez ülkeleri ve İsrail siyasi ve iktisadi olarak birbirlerinden yararlanabilir" dedi.

Khalaf Ahmad Al Habtoor, Birleşik Arap Emirlikleri'nin tanınmış işadamı ve Al Habtoor Grubu'nun Başkanı. Al Habtoor, sadece ticari yönüyle değil aynı zamanda uluslararası siyasi ilişkiler konusundaki çıkışlarıyla tanınıyor.

Al Habtoor’a, 2014 yılında New York'taki C3 ABD-Arap Zirvesi'nden Yaşam Boyu Başarı Ödülü ve Doğu ile Batı arasında köprüler kurma konusundaki faaliyetleri dolayısıyla, ABD-Arap İlişkileri Ulusal Konseyi tarafından Küresel İnsani ve İş Başarısı Ödülü verildi. Al Habtoor, Mısır’daki darbe sonrası Abdulfettah Sisi’nin idareyi ele aldığı dönemde bu ülkeye yaptığı 10 milyon dolarlık yardımla da tanınıyor.

Medya ve magazin dünyasında da özel bir ilgi alanı bulunan Al Habtoor’un sosyal medyada özel sayfası bulunuyor. BAE’li işadamı, özel sayfası üzerinden bugüne kadar yazdığı makaleler, bölge ülkelerine aralarındaki anlaşmazlığın giderilmesi için yaptığı çağrılar, kendisiyle yapılan röportajları da paylaşıyor.

İRAN KORKUSU!

BAE’nin resmi olmayan büyükelçisi gözüyle de bakılan Al Habtoor, diğer Körfez ülkelerinin de olduğu gibi İran’ın bölgedeki nüfuzundan korkuyor. Al Habtoor, bölgedeki gelişmelere ilişkin kendisiyle yapılan bir röportajda, Doğu ile Batı arasında dini anlayış açısından bir köprü kurmak istediğini anlattı.

Röportajında, amacının İsrail ile Filistin arasındaki anlaşmazlığa son vermek olduğunu belirten Al Habtoor, “Herkes bu sorunun er ya da geç çözülmesini umuyor” dedi. Ancak BAE’li işadamı, bunun yakın zamanda mümkün olamayacağı gerçeği düşüncesini de taşıyor.

Kendilerinin Batı’ya baktığı gibi kendilerine aynı gözle bakılmadığını da itiraf eden Al Habtoor, “Her zaman saygımızı gördünüz, ancak şimdi bizi kabul etme, seçimlerimize saygı duyma ve aynı düzeyde bize bakma zamanı geldi” ifadelerini kullandı. 

Kendisinin kaleme aldığı bir yazıda ise Khalaf Al Habtoor, geçmişte ABD Başkanı Donald Trump’tan büyük beklentileri olduğunu yazdı. Trump’ı herkesi tehdit eden, birçok lideri küçümseyen ya da aptal yerine koyan tavırları dolayısıyla bugün eleştirmeye başlayan Al Habtoor, İran tehdidi aklına gelince de Trump’a sarılmaktan da öteye geçemiyor. Al Habtoor, Körfez ülkeleri adına bir tehdit unsuru olarak gördükleri İran’a karşı küresel bir güce, kendileri adına savaşacak bir vekile ihtiyaç duyarken, öte yandan da Ortadoğu’da barış olmadığına ve tahsis edilemediğine yanıyor.

Trump’ı bugün, “Tehdit oluşturmaya çalışan bir maestro”, “Başlangıçta ABD Başkanı Trump, kendini askerlerini Ortadoğu’dan eve getirme sözü veren savaş karşıtı bir lider olarak tanıttı. Ama ABD’nin birlikleri kalıyor, üsleri daha da çoğalıyor” şeklindeki sözleriyle yerden yere vuran BAE’li işadamı,  ABD’nin tutarsızlığının Körfez ülkelerini bir savaşa sürükleyecek endişesini dile getirdi.

İsrail ve Filistin arasındaki sorunun aptalca olduğunu belirten Al Habtoor, “İsrail ve Arap devletlerinin, özellikle de Körfez ülkelerinin, Mısır ve Ürdün'ün yaptığı gibi diplomatik ve ticari ilişkileri normalleştirebildiği günü özlüyorum” diyerek gönlünün İsrail ile yakınlaşmaktan yana olduğunu itiraf etti.

BAE’li işadamı Khalaf Al Habtoor, sadece kendi çevresindeki ülkeler ile de siyasi değerlendirmelerde bulunmadı. Mısır’da darbe yapan Sisi’ye gönderdiği 10 milyon dolar yardımın yanı sıra, Müslüman Kardeşleri terörist ilan etti. Bunu deklare eden İngiliz Parlamentosunu referans gösterdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için ise “teröristleri kucaklayan” ifadesini kullandı.

Beş yıl önce El Arabiya’da yayınlanan makalesinde Al Habtoor, Arap ülkeleri ve halklarına Türkiye’ye boykot çağrısında bulundu.

Habtoor’un yazısında, “Sisi bizim yanımızda olacağına söz verdi tabi ki onu devirmeye çalışan bir Türk’e karşı onu korumak bizim görevimiz” ifadeleriyle “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” görüşüyle haklı-haksız kimin desteğini alırlar ise onun yanında duracaklarını gösterdi.

İSRAİL’İN DİPLOMASI ATAĞI

Kudüs'te Hristiyan Medya Zirvesi ve Siyon Dostları Müzesi'nin yeni medya merkezinin açılış töreninde 200 kişilik bir kalabalığa seslenen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Arap ülkelerinin İran tehdidi nedeniyle İsrail algısında net bir değişim olduğunu söyledi.

Netanyahu, "Çok büyük bir şey oluyor. İsrail Ortadoğu'daki birçok insanın kafasında dönüşüm yaşıyor. Artık bir düşman olarak algılanmıyor. Biz militan İslam'ın (İran kast ediliyor) düşmanı için (Körfez ülkeleri kast ediliyor) vazgeçilmez bir müttefik haline geldik" ifadeleriyle, Al Habtoor’un neden İsrail ile yakınlaşmasının asıl gerekçesini ortaya koydu.

Kanıt olarak Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve ardından İsrail'in Golan Tepeleri'nin ilhakını tanımasını gösterdi. Netanyahu "İnsanlar muazzam bir sarsıntı olacağını söyledi. Ama ne oldu? Hiçbir şey" dedi. Netanyahu, Arap dünyası için İsrail'in “ortak bir düşmanı yenmek için ortak bir sebebi olduğunu" söyledi.

Netanyahu, Arap ülkeleriyle bu kapsamda normalleştiklerini, bu normalleşmenin güvenlik ve diplomasinin ötesine geçen, teknolojik ve ekonomik işbirliğini beraberinde getirdiğini söyledi.

Bu arada, ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ile bir araya gelen İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, buluşmayı sosyal medyadan 28 Ekim’de duyurdu. Katz, "ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin'den İsrail'in Arap Körfezi ülkeleriyle ekonomik ilişkileri geliştirmesine yardım etmesini istedim. İran kaynaklı tehditler ile Amerika ve Sünni Körfez ülkeleri arasındaki ittifakın birleşmesi kaçırılmaması gereken tarihi bir fırsat" dedi.

İsrail ve Körfez'deki Arap ülkeleri arasındaki yakınlaşmaya bir örnek de İsrail İşçi Partisi lideri Avi Gabbay’ın yakın zamanda BAE de dahil olmak üzere bir dizi Arap devletini ziyareti oldu. Aynı ülkeye İsrail'in Kültür ve Spor Bakanı Miri Regev de ekim ayında ziyaret gerçekleştirmişti.

Regev'in Abu Dabi'yi ziyaretinden sadece birkaç gün sonra, İsrail iletişim Bakanı Ayoub Kara da Dubai'de bir konferansa katıldı.

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), dünyanın petrol rezervi bakımından en zengin altıncı ülkesi. Arap Yarımadası'nın batısındaki ülke doğuda Umman, güneyde Suudi Arabistan’la komşu. Ülkenin batıda Katar’la kuzeyde ise İran’la deniz sınırı var. 1971 yılında İngilizlerin Basra Körfezi'nden çekilmesiyle 'Birleşik Arap Emirlikleri' adı altında yedi emirlikten oluşan bir federasyon oluşturuldu. Bu emirlikler Abu Dabi, Dubai, Acmen, Fuceyra, Re'sü El Hayme, Eş Şarika ve Ummu El Gayevin. BAE 10 milyona yaklaşan nüfusuyla bugün en fazla göç alınan ülkelerin başında geliyor. BAE, Batı Asya’nın en gelişmiş ekonomilerinden birine sahip.

ZENGİNLİĞİNİZ İŞGALCİLERİ DURDURUR MU?

BAE’li işadamı Al Habtoor’un düşünce ve açıklamaları, gerçekten bu ülkenin “Resmi olmayan büyükelçisi” tezini doğruluyor. BAE, Ortadoğu ve Afrika’nın kuzeyinde yaşanan sıcak olaylar karşısında yaptığı manevralar ve İsrail ile yakınlaşmasıyla biliniyor. Üstelik BAE, İsrail’in işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs’ün Yahudileştirilmesi çabalarına da desteğiyle anılıyor.

İsrail lehine olan Filistin-İsrail sorununu çözeceği düşünülen ABD Başkanı Donald Trump’ın "Yüzyılın Anlaşması" fikrine, başta BAE ve Suudi Arabistan destek oldu. Bu destek, İsrail ile yakınlaşmalar, BAE’nin resmi olmayan büyükelçisi Al Habtoor’un açıklamaları, Körfez ülkelerinin destek verdiği ve Filistin meselesini, Arap dünyasının meselesi olmaktan çıkardığını gösteriyor.

Filistin ve Kudüs sorununu gündeminden çıkarmaya çalışarak, İsrail’in emellerine bugün hizmet eden Körfez ülkeleriyle, milyar dolarlar içerisinde yüzen BAE’li işadamı Khalaf Al Habtoor, Yahudiler’in Filistin’in ardından kendilerine dokunmayacağını sanıyor.  

Bölgesel çıkarları açısından önce Filistin’i işgalini tamamlayacak olan İsrail, arkasındaki devletler ve Siyonist lobi, devamında bölgedeki diğer ülkeleri aynı veya benzer yöntemler ile işgale yeltenecektir.

Kendilerine dokunulmasını istemeyen ve bu nedenle milyar dolarlar harcayan ürkek toplumların kasalarındaki para, ABD ve İsrail gibi işgalci ve sömürgecileri yarın durduramayacaktır.