Doğu Akdeniz'de projeler yarım mı kalacak? Doğu Akdeniz'de son durum ne?

Doğu Akdeniz'de keşfedilen doğal gaz ve petrol rezervlerinin ardından çevre ülkeler, arama ve sondaj faaliyetlerini artırmış, 2019 yılının son aylarında bölge ısınmış ve bölgedeki ülkelerin yanı sıra ABD, Avrupalı ülkeler projelere dahil omuştu. Koronavirüs'ün tüm dünyayı etkisi altına almasının ardından Doğu Akdeniz'de neler oluyor? Doğu Akdeniz'de petrol faaliyetleri durdur mu? Doğu Akdeniz'de doğalgaz arama faaliyetleri durdu mu?

Günümüz dünya doğal gaz rezervlerinin %47’si Doğu Akdeniz’de bulunuyor. Doğu Akdeniz’de son yıllarda keşfedilen yaklaşık 10 civarında yeni doğal gaz alanı için hesaplanan nihai kurtarılabilir rezervin 2.24 trilyon m³’e ulaşması bekleniyor.

Bölgede keşfedilen petrol ve doğal gaz enerji kaynaklarının küresel piyasalar ve dünya enerji piyasasındaki oyunları değiştiren rolünü ise hiçbir ülke inkâr edemiyor.

Doğu Akdeniz, dünya ülkelerinin radarına ilk kez 2010 yılında Kuzey Kıbrıs Rum Kesimi’nin bölgede bir doğalgaz rezervini keşfetmesi ile girdi.

Bu tarihten günümüze Yeni Akdeniz Vizyonu çerçevesinde ülkeler birbiriyle kıyasıya rekabet içerisine girerken, Rusya’nın enerjideki hâkimiyetine son vermek isteyen Avrupa ülkeleri bölgede bir adım öne çıkabilmek için rekabeti her geçen gün artırdı.

II. Dünya Savaşı’nın ardından Rusya’nın hem ülkesinde enerji kaynaklarını hem de Asya’daki ülkelerle işbirliği geliştirerek oluşturduğu enerji koridoruna "bağımlı” hale gelen Avrupa, Rusya’nın ezeli rakibi ABD’nin de desteği ile Doğu Akdeniz’e özel bir ilgi gösterdi.

Suriye iç savaşı Akdeniz’deki rezervlerin bulunmasının ardından patlak verirken, Rum Kesimi’nin politikası gittikçe keskinleşti.

Arap Baharı, bölgede bulunan Arap ülkelerine yeni yönetimlerle Avrupa ve ABD’nin politikalarını destekler hale getirilirken, Bölgesel bir güvenlik örgütü olan NATO, ilk defa Akdeniz’e kıyısı olan ve sorumluluk alanı dışındaki bir ülke olan Libya’ya müdahale etti.

Rusya ve ABD’nin Suriye politikası, PYD terör örgütünün Akdeniz’e açılmaya yönelik çabaları, Mısır, Güney Kıbrıs ve İsrail gibi aktörlerin Avrupa ile birlikte attığı adımların ardından Türkiye’den beklenmedik bir hamle geldi.

Kıbrıs tarafından ruhsat verilen ve İtalyan petrol şirketi ENI adına Doğu Akdeniz'de sondaj yapan Saipem 12000 isimli gemi 9 Şubat 2016'da KKTC'nin de hak iddia ettiği alanlardan biri olan 3 numaralı parsele giderken Türk Deniz Kuvvetleri tarafından durduruldu. Hemen ardından da Türkiye, İtalya’nın sondaj faaliyetlerini içerisine alan tarihte yani 18 Şubat'ta başlamak üzere bölgede askerî eğitim tatbikatı yapacağını çevredeki gemilere duyurdu.

Akdeniz’de sular bu tarihten itibaren daha da ısınmaya başlarken, 27 Kasım 2019’da Türkiye ve Libya arasında deniz yetki alanları sınırlandırmasına dair mutabakat muhtırası, Doğu Akdeniz'deki diğer ülkelerin tepkisine rağmen yürürlüğe girdi.

Türkiye, Libya'yla vardığı anlaşma sayesinde Yunanistan'la Kıbrıs ve Mısır arasında bir kalkan oluşturarak münhasır ekonomik bölgesinin batı sınırını oluştururken, Doğu Akdeniz Bölgesi’nde ticari, jeopolitik ve jeoekonomik olarak mihver sahalarda hâkimiyet kurmak isteyen ülkelerin arasındaki anlaşmalar da bir nevi rafa kalkmış oldu.

Coğrafi Keşifler’den bu yana “stratejik deniz yollarını kontrol edebilen ülkeler dünyayı kontrol edebilir” teorisi Batılı ülkelerin dış politikasının temelinde önemli yer tutarken, günümüzde Doğu Akdeniz’e yansıyan bu politikada; Çin’in kontrol altında tutulması ve Rusya’nın kuşatılması ön plana çıkıyor.

Dünya ülkelerin Çin’in hem üretim hem de ekonomik gücünün altında ezilirken, uyguladıkları politikalar ile kuşatmak istedikleri Rusya’ya da enerji anlamında tam bağımlı hale geldi.

Ortadoğu, Avrupa, Kuzey Afrika’yı ve buralardaki enerji kaynaklarını da kontrol edebilmenin yolunu Doğu Akdeniz’i kontrol etmek olarak temellendirilen politikaların tamamı şu an Çin’den dünyaya yayılan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle oldukça yavaşlamış görünüyor.

Pandemi ilan edilen virüs nedeniyle her ülke iç politikasına yoğunlaşarak kendi kabuğuna çekilmiş görünse de bölgenin taşıdığı ekonomik, siyasi ve askeri önem unutulmuş değil.

Virüsün kontrol altına alınmasının ardından Doğu Akdeniz’e sadece kıyısı olan ülkelerin değil, aynı zamanda ABD, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği gibi bölgesel ve küresel aktörler bölgede operasyonlarını hızlandıracaktır.

Suudi Arabistan’ın, Süveyş Kanalı’nın Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlaması ile birlikte dünya sahnesine çıkmasını hızlandıracak olan projeler ABD ve İsrail tarafından organize edilirken, jeopolitik ve küresel oyunların yeniden kurulduğu denklemin değiştiği 2020 yılında Doğu Akdeniz’in istikrarsız konumu enerji güvenliği açısından hayati öneme sahip olup, aktörlerin konumlarını yeniden gözden geçirmeleri büyük önem arz ediyor.