Afrika'nın çözülemeyen sorunu "Batı Sahra"

Sömürge ülkelerinin bölgeden çekilmesi sonrası Moritanya, Cezayir ve Fas arasında tartışmalara yol açan Batı Sahra bölgesi, Polisario Cephesi öncülüğünde oluşturulan Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti ile bağımsız bir devlet haline geldi. Fas tarafından reddedilen bu durum, zaman zaman bölgede gerilim oluşturan bir sorun olarak öne çıkıyor.

Batı Sahra, 1975'e kadar İspanya sömürgesi altındaydı. İspanya'nın bölgeyi terk etmesiyle Fas ve Moritanya arasında paylaşılamayan bölgeye yönelik tartışmalara siyasi nedenler sebebiyle Cezayir de müdahil oldu. 1976 yılında Fas'ın bölgede hak iddia etmesine karşı harekete geçen bazı kesimler Polisario örgütü öncülüğünde, Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti'ni ilan ederek bağımsız bir devlet kurdu. Söz konusu devlet Fas tarafından tanınmazken, şekillenen yeni düzende bölge ülkeleri çözüme kavuşturulamayan anlaşmazlıklar nedeniyle sık sık karşı karşıya geliyor.

BATI SAHRA NEREDE?

İspanya tarafından koloni olarak uzun yıllar elde tutulan Batı Sahra bölgesi, Afrika kıtasının kuzeybatısında yer alıyor. Bölgenin kuzeyinde Fas, kuzeydoğusunda Cezayir, doğu ve güney bölümlerinde Moritanya, batısında Atlas Okyanusu bulunuyor. Batı Sahra'nın toplamda sahip olduğu 2 bin 49 kilometrelik sınırının 41 kilometresi Cezayir, bin 564 kilometresi Moritanya ve 444 kilometresi bölgenin üçte ikisini ilhak ederek elinde bulunduran Fas ile oluşuyor. Bin 110 kilometrelik sahil şeridine sahip bölgenin toplamda 266 bin kilometre kare alanı bulunuyor. Batı Sahra'da kıyı kesiminden iç kesimlere doğru ilerledikçe yüksekliği 400 metreye çıkan tepeler ve dağlar görülüyor. Batı Sahra'nın en yüksek bölgesi ise 805 metre ile Cezayir sınırına yakın konumda bulunan isimsiz noktadır. 2013 ve sonrası tahminlere göre genç nüfusun yoğun olduğu bölgede 600 binden fazla kişi yaşıyor. Bölgenin etnik yapısı Batı Sahralı yerliler olarak bilinen Sahravilerin yanında Araplar ve Araplaştırılmış Berberiler'den oluşuyor. Batı Sahra genelinde Arapça dilinin yanı sıra sömürge döneminin mirası İspanyolca dili konuşuluyor. Ayrıca nüfusun büyük bölümü Sünni İslam inancına sahip.

POLİSARİO CEPHESİ

Polisario Cephesi ya da uzun adıyla Saguia el Hamra ve Rio de Oro'nun Kurtuluşu İçin Halk Cephesi, Batı Sahra'daki İspanya egemenliğine son vermek ve bu bölgenin bağımsızlığını sağlamak için mücadele veren örgüttür. Polisario hareketinin temelleri, Batı Sahra'nın yerli sakinleri olan Sahravilerden oluşan kuvvetlerin komşu ülke Moritanya sınırları içerisinde üslenerek İspanyol denetimine karşı verdikleri savaşa dayanıyor. El Veli Mustafa Seyyit ve İbrahim Ghali'nin etrafında toplanan gruplar örgütün kuruluşunda önemli rol oynarken, bölgenin İspanyol Sahrası adı altında İspanya kontrolündeki koloni düzeninden kurtarılması amaçlandı. Hareket, mücadelesine ilk olarak Fas topraklarında başladı. İlerleyen süreçte beklenilen desteğin sağlanmaması üzerine, Moritanya'da toplantılar düzenlendi. Mayıs 1973'te gerçekleştirilen gizli bir toplantı ile Polisario Cephesi'nin kuruluşu ilan edildi. İspanya'nın Batı Sahra'dan çekilmesinin ardından Fas ve Moritanya bölgede hak iddialarında bulundu. Aynı zamanda bölgenin kontrolü altında olmasını isteyen Cezayir, Polisario'ya kendi topraklarında üsler ve savaşması için askeri teçhizat sağladı. Şubat 1976'da Polisairo öncülüğünde Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti ilan edildi. 1979'da Moritanya ve Polisario arasında anlaşma sağlandı fakat, söz konusu devleti tanımayan Fas, Batı Sahra'nın Moritanya kontrolündeki kesimlerini ele geçirdi. 1980'li yıllarda Batı Sahra'daki Fas birliklerine saldırılar düzenleyen Polisario, 1991'de tek taraflı ateşkes ilan ederek saldırıları durdurdu.

SAHRA DEMOKRATİK ARAP CUMHURİYETİ

Polisario Cephesi öncülüğünde Şubat 1976'da kurulan Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti (SDAC), Fas tarafından tanınmadı. Üçte ikisi fiilen Fas kontrolü altında bulunan devletin başkenti Layun şehri olarak belirlendi ancak, şehrin Fas idaresinde kalması dolayısıyla 2011'den bu yana Tifariti kenti başkent olarak varlık gösteriyor. 1999'da SDAC Anayasası, Avrupalı bazı ülkelerin sistemlerine benzer bir form aldı ama bazı bölümleri tam bağımsızlık kavramı ile örtüşemedi. SDAC Anayasası hükümetin Batı Sahra bölgesinde hareket etmesi gerektiğini, ülkenin anayasal şekli ve devlet yapısını da detaylı bir şekilde içeriyor. Temel ilkelerin başında nihai bir devlet için piyasa ekonomisi ve çok partili demokrasi bulunuyor. Ayrıca Anayasa, bölgede yaşayan insanları Müslüman, Afrikalı ve Arap olarak tanımlıyor. Bununla birlikte insan hakları ilkelerin taahhüdünü, Afrika Mağrip Birliği'nin parçası ve Pan-Arabizm'in bölgesel bir varyantı olarak ilan ediyor. Hükümet, diplomatik kampanyalarla uluslararası alanda tanınmak için çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar neticesinde 80'den fazla ülke Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti'ni tanıdı. Siyasi gelişmeleri takiben bu ülkelerden 40'ı ilişkilerini geri çekti ya da dondurdu. 40 ülke ile resmi ilişkiler sürdüren SDAC'ın 18 ülkede büyükelçiliği bulunuyor. Birleşmiş Milletler (BM)'e kabul edilmeyen SDAC'ın 1984 yılından beri Afrika Birliği üyeliği bulunuyor. Bu durumu protesto eden Fas, Afrika Birliği üyeliğinden çekilmişti. Fas ilerleyen dönemde kararından vazgeçerek birliğe geri döndü. Bununla birlikte SDAC, Fas'ın itirazlarına rağmen Yeni Asya-Afrika Stratejik Ortaklığı toplantılarına konuk olarak katılıyor. Arap Birliği ile Arab Mağrip Birliği ise Fas'ın Batı Sahra iddialarını destekleyen bir pozisyon içerisinde bulunuyor.

BATI SAHRA İDARİ YAPISI

İki farklı yönetim tarafından idare edilen Batı Sahra'nın üçte ikisi Fas kontrolünde bulunuyor. Fas, kontrolü altında tuttuğu bölge üzerinde kendi yönetimine uygun bir yapılanma uyguluyor. Buna göre Batı Sahra olarak anılan bölgede, Fas'ın on iki idari bölgesinden biri olan Guelmim-Oued Noun bölgesinin küçük bir kısmı ile birlikte Laayoune-Sakia El Hamra ve Dakhla-Oued Ed Dahab idari yönetimleri bulunuyor. Bölgenin tamının kendisine ait olduğunu savunan Fas yönetimine karşı, yine Batı Sahra'nın tamamının Sahravilere ait olduğunu ifade eden Polisario Cephesi ise söz konusu alanın üçte birini kontrolü altında tutuyor. Polisario hükümeti ile SDAC tarafından kontrol altında tutulan bölgeler ise özgür bölge olarak anılıyor. SDAC'ta hükümetin en büyük mevkisi Başkanlık olarak öne çıkıyor. Başkanlık sonrası sırasıyla Başbakan tarafından yönetilen Bakanlar Kurulu, yargı şubesi, Sahra Ulusal Konseyi (SUK) adı altındaki parlamento yer alıyor. SDAC sistemi, 1976'dan günümüze farklı anayasal revizyonlarla geçici bir yönetim yapısından cumhuriyet rejimine dönüştürüldü. Toprak bütünlüğü sağlanamadığı ve dış baskılar nedeniyle hükümet kısıtlandığı için, SDAC'taki birçok idari birim tam olarak çalışamıyor. Bu nedenle devlet yapısına paralel olan kurumlar, Polisario Cephesi kurumlarıyla birlikte şekilleniyor. Cezayir'in batısındaki Tinduf şehrinde bulunan Sahra mülteci kampı da devlet idaresinde önemli rol oynuyor. SDAC yönetimi, Batı Sahra'da egemenlik hakkı olduğunu ifade ederken, Sahravilerin bulunduğu mülteci kamplarında sadece hak iddiasında bulunuyor.

FAS DUVARI VE CEZAYİR-FAS TARTIŞMALARI

Fas, Polisario Cephesi'ni engellemek adına, kontrol ettiği bölgeleri 1980-87 yılları arasında inşa ettiği 2 bin 700 kilometre uzunluğunda, Fas Duvarı olarak anılan duvar ile koruma altına aldı. Çin Seddi'nden sonra dünyanın en uzun ikinci duvarı olarak gösterilen yapıya ek olarak bölgeye 500 bin mayın döşeyen Fas yönetimi, duvar çevresine 100 bin kişilik askeri birlikler konuşlandırdı. Bugün bölgedeki siviller için büyük bir tehdit olan mayınların geleceği oldukça belirsiz. Bununla birlikte Batı Sahra sorununda Fas'a en büyük muhalefeti komşu ülke Cezayir yapıyor. Cezayir, siyasi nedenler doğrultusunda SDAC'a destek vererek, mevcut yönetimin kendi sınırları içerisinde çalışmalar yapmasına olanak sağlıyor. Batı Sahra sorunu, 1994'ten bu yana kapalı olan Cezayir-Fas sınırının yeniden açılması ve ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda önemli bir yere sahip. Konuya ilişkin Fas Kralı VI. Muhammed, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile gerçekleştirdiği bir görüşmede, "40 yıldan fazla bir süredir devam etmekte olan bu sorunda, Polisario Cephesi'ni destekleyen Cezayir'in büyük payı var" ifadelerini kullanarak, Cezayir'in krizdeki rolüne dikkat çekmişti.

BM'NİN BATI SAHRA SORUNUNA YAKLAŞIMI

Batı Sahra sorununun çözülmesine ilişkin en önemli aktörlerden olan BM, pasif yaklaşımı nedeniyle hem Fas tarafında hem de SDAC'ta rahatsızlık uyandıran bir kurum konumunda. Uzmanlar BM'nin bir anlamda ilk dereceden sorumlu olduğu meselede topu bölgenin eski sömürgecilerinden İspanya'ya attığını ifade ediyor. 1991 yılında ortaya atılan ve BM öncülüğünde MINURSO adıyla önerilen söz konusu bölgenin kendi kaderini tayin hakkı konusundaki referandum önerisi Batı Sahra'daki savaşı sonlandırdı ancak, aradan geçen zamana rağmen bölgede sorunun çözülmesini sağlayacak bir referandum gerçekleştirilemedi. Bununla birlikte İspanya'nın bölgeyi terk edişinden bu yana, BM, Batı Sahra'yı idaresi olmayan ülke olarak kabul ediyor. Yanı sıra BM raporlarında ve uzman görüşlerinde bölgenin idaresi hakkında birbiriyle çelişen hükümler öne çıkıyor. Buna örnek olarak 2002'de BM Hukuki Meseleler Genel Sekreter Yardımcısı Hans Corell, Fas'ın söz konusu bölgede yönetici gücü olmadığını ve bu durumun Kasım 1975'te imzalanan Madrid Anlaşması ile resmiyete döküldüğünü ifade ederken, 2003'te BM'nin bazı hususlarda Fas'ı Batı Sahra bölgesini idare eden güç olarak tarif edip yeraltı kaynaklarını kullanabileceğini belirtmesi gösterilebilir. Yine BM Genel Sekreterliği döneminde bölgeye dair değerlendirmelerde bulunan Kofi Annan, bölgenin hiçbir gücün idaresi altında olmadığını ilan etmişti. Annan döneminde, Annan'ın özel temsilcisi James Baker tarafından oluşturulan barış planı ise bölgede umduğunu bulamayan bir girişim oldu. Baker Planı olarak adlandırılan öneriye göre, bölgede beş yıllık bir geçiş süreci uygulamaya konularak, Fas tarafından denetlenecek özerk bölge oluşturulup, gelişmeler neticesinde referandum yapılacaktı. Fas'ın reddettiği plan daha sonra ölü sayıldı.

TÜRKİYE VE DİĞER GÜÇLERİN BATI SAHRA'YA BAKIŞI

Türkiye, Batı Sahra sorununa ilişkin tarafsız bir tutum sergiliyor. İki tarafa da ılımlı yaklaşmaya çalışan Ankara, sorunun barışçıl yollarla çözülmesini savunuyor. Uzmanlar geçmişte bölgede huzur ve istikrarın simgesi olarak gösterilen Osmanlı İmparatorluğu nedeniyle, Türkiye'nin önerilerinin ve yardımlarının bölge için büyük önem arz ettiğini vurguluyor. Bununla birlikte Türkiye'nin daha aktif bir şekilde sorunun çözümünde rol alması bekleniyor. Mağrip ülkeleri arasında sosyal, ekonomik ve siyasi uyum açısından sıkıntılar doğuran soruna ilişkin, Avrupa, ABD ve Körfez ülkeleri Fas'tan yana tavır alırken, Rusya başta olmak üzere birçok ülke Cezayir ve Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti'nin yanında bir duruş sergiliyor. Bölgeyi bir dönem kontrolü altında tutan İspanya ise, Madrid Anlaşması ile elinden çıkardığı Batı Sahra'ya ilişkin sorunda temkinli bir politika izlemeye çalışıyor gibi görünüyor. Nitekim, bölgeye en yakın İspanyol toprağı olan Kanarya Adaları içerisinde çok sayıda Batı Sahralı göçmen ile Polisario Cephesi mensubunun bulunması dikkatlerden kaçmıyor.