AB'nin Suriye yaptırımları

Avrupa Birliği Konseyi Suriye’ye uygulanan yaptırımların ağırlaştırılması konusunda anlaştı ve Suriye rejimine yönelik yaptırımların 2020’ye kadar uzatma kararı çıkartıldı. Suriye’de halka yönelik baskıların devam etmesi, söz konusu kararın alınmasında en büyük etken oldu.

AB'nin Suriye yaptırımları

Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, Suriye’ye uygulanan yaptırımların ağırlaştırılması konusunda anlaştı ve Suriye rejimine yönelik yaptırımların 2020’ye kadar uzatma kararı çıkarttı. Suriye’de halka yönelik baskıların devam etmesi, söz konusu kararın alınmasında en büyük etken oldu. AB yaptırımları arsında petrol ambargosu, belirli yatırımlara kısıtlamalar, Suriye Merkez Bankası'nın Avrupa Birliği'ndeki mal varlığının dondurulması, telefon görüşmelerini kontrol etmek için kullanılabilecek teknik ekipman ve teknoloji ihracatının engellenmesi de bulunuyor. Avrupa Birliği, 2011 yılının Aralık ayından bu güne dek Suriye'ye yaptırım uyguluyor ve önlemler her yıl yeniden masaya yatırılıyor.

Avrupa Birliği ile Suriye arasındaki işbirliği ilişkileri 1970’li dayanmaktadır. Suriye’nin en büyük ticari ortağı AB olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 2004’ün Mayıs ayında Suriye’yi hedef alan bir dizi yaptırım kararı almış ve AB üye ülkelerine bu anlaşmayı yapmamaları konusunda ciddi bir baskı uygulamıştır. Buna ek olarak, Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’nin 14 Şubat 2005’te Beyrut’ta düzenlenen bombalı suikast sonucu öldürülmesinin ardından AB’nin Suriye ile diyaloğa girmek konusunda tavrı olumsuz bir hal almıştır.

Söz konusu olumsuzlukların sonucunda anlaşmalar askıya alınmış, Suriye’ye gösterilmesi planlanan iltimaslar iptal edilmiş, Suriye fonları dondurulmuş ve bazı Suriyeli gruplar şüpheli olarak AB’nin terörist listesine eklenmiştir. Suriye radikal bir Arap devletidir ve bu söz konusu durum AB’nin Suriye’ye yaklaşımında hep olumsuz bir rol oynamıştır. Bu durum AB’nin Doğu Avrupa ülkeleri ve Suriye’ye olan yaklaşımları karşılaştırıldığında açıkça görülmektedir. AB içinde Suriye’ye karşı tutum, ülkeler arasında farklılık arz etmekle birlikte, ağırlıklı olarak bu ülkeye karşı sert bir yaklaşımı öngörmektedir.

Yaptırım kararları

Avrupa Birliği genel anlamda bölgede ABD’ye bağımlıdır, AB  bu sebeple politikalarını ve çıkarlarını değiştirmiş, ABD ile uyumlu hale getirmiştir. Bu bağlamda AB, Suriye ile olan ilişkilerini bir kenara bırakarak ABD ile dirsek temasında bulunmuş ve ABD’yi stratejik olarak olarak tercih etmiştir.

AB Suriye’deki ayaklanma başladığından itibaren muhalefete sözlü bir destek vererek rejimi eleştirmiştir. AB’nin desteği de eleştirisi de para yardımı, yaptırımlar ve kınama gibi askeri olmayan tedbirlerle sınırlı kalmıştır. 2012’de Konsey, kötüleşen durum üzerine Suriye’ye uyguladığı kısıtlayıcı yaptırımları çeşitli dönemlerde tekrarlamıştır. Suriye’nin muhalefeti bastırmak için kullanabileceği araç, mal ve teknolojilerin ihracatına ek kısıtlamalar getirme kararı alınmıştır.

Konsey ayrıca lüks malların AB’den Suriye’ye ihraç edilmesini de yasaklamıştır. AB, rejimin sivillere karşı yürüttüğü katliamın başlangıcından bu yana 20’ye yakın yaptırım paketi uygulamıştır. Ayrıca AB, Suriye rejimine sivil ölümlerini derhal durdurmaya, kuşatılmış şehir ve kasabalardan çekilerek, ülkenin çıkarı için barışçıl bir geçiş sürecine izin vermeye davet etmiştir.

Türkiye etkisi

Türkiye’nin yeni dış politika anlayışı gereği bölgesinde barış ve istikrarın sağlanması hayati öneme sahiptir. Çevre ülkelerde barış ve istikrarın sağlanması, Türkiye’nin istikrarına da katkı sağlayacak ve aynı zamanda komşu ülkelerle siyasi, ekonomik ve kültürel bağlarını geliştirmesine neden olacaktır. Dolayısıyla Türkiye’nin komşu ülkelerinden herhangi birine yapılacak olan siyasi ya da askeri müdahale bölgenin barış ve istikrarını bozacağı için Türkiye’nin çıkarlarına ve güvenliğine doğrudan bir tehdit olacaktır.

Türkiye kendisini dünyadaki Esed karşıtı koalisyonun öncüsü olarak konumlandırdığı için, Beşşar Esed’in iktidarda kaldığı her gün Türkiye’ye pek çok açıdan zarar vermektedir. Öncelikle Türkiye ekonomisi Suriye’deki krizden ciddi bir şekilde etkilenmiş ve ülkenin Ortadoğu’yla olan ticaretine büyük bir darbe vurmuştur. Ayrıca Suriye’deki durum Türkiye’nin güvenliğinide ciddi oranda tehdit etmektedir.

Esed Rejimi’nin 1980’lerde ve 1990’larda, Türkiye’nin terör örgütü PKK ile olan yakın ilişkisi ve desteği göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’ye karşı PKK’nın bir misilleme aracı olarak kullanması muhtemeldir. Öte yandan Suriye’den gelen mülteci akınıda Türkiye’nin güvenliği açısından sorunlar yaratmaktadır. Türkiye, Suriye konusunda ABD ve Batı ülkeleri tarafından yalnız bırakıldığını hissetmektedir.

Sonuç olarak, AB’nin Suriye muhalefetine sözlü desteği ve parasal yardımı sorunun hafifletilmesinde bir yere kadar etkili olmaktadır. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey ise bölgede sorunların kaynağının bir an önce ortadan kaldırılması ya da yaptırımların bir nebze hafifletilmesidir. AB bu yönde adım atma konusunda isteksiz olduğu için, bu durum Türkiye’ye yukarıda zikredilen konularda zarar vermektedir.