Stratejist Abdullah Çiftçi: “Dünyaya yeni bir reset atmak istiyorlar”

Stratejist Abdullah Çiftçi geçtiğimiz günlerde Ertan Özyiğit’in sunduğu “Kayıt Dışı” programına konuk oldu. Stratejist Abdullah Çiftçi; kripto paralar, koronavirüs süreci, uluslararası kuruluşların 2030 hedefi ve Bill Gates’in tarım çalışmaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Ertan Özyiğit, “Dünyada başka bir oyun var da insanları olabildiğince evde tutarak yalnızlaştırıp, sosyal olmayan, yalnızca dijitalde var olan bir insan modeline mi hazırlıyorlar?” şeklinde bir soru yöneltti.

Stratejist Abdullah Çiftçi ise şu şekilde yanıt verdi;

“Ulus devletler yürüyen merdivende harita, güç ve enerji için birbirlerine yumruk atıyorlar ama bir süre sonra hepsi aynı yere çıkartılacak. İnsanların ayaklarını topraktan kesmek istiyorlar. Dünyaya yeni bir reset atmak istiyorlar. İnsanlar bu modeli yapacaklar ama nasıl yapacaklar? 2010 yılında Bill Gates, Rockefeller Vakfı gibileri tatbikat yapmaya başladılar. 'Virüs gelirse ne yapacağız? Virüsün gelmesi halinde hangi ülke bu duruma nasıl karşılık verir?' gibi sorulara cevap aradılar. Neden 2020 yılı? Dijital kimlik projesi var. Bill Gates ve Birleşmiş Milletler’in(BM) destek verdiği bir proje. Proje 2020 yılı için deniyor ama 2015 yıllarında başlamış. Virüsle birlikte hayat tarzı değiştiriliyor. Zoom üzerinden cenaze namazları kılınıyor, Papa online günah çıkartıyor, Budistler robot rahipleri devreye koyuyorlar, bazı şirketler online Hac diye bir şey çıkarttı. Yeni bir sosyalleştirme, yeni bir alıştırma dönemi.”

Daha sonrasında ise Ertan Özyiğit’in “COVID-19 neyin manipülasyonuydu? Gelecekte neler olacak?” sorusu karşısında Stratejist Abdullah Çiftçi şu ifadeleri kullandı;

“Hedeflerinde insan var. Ne yapacaklar insana? Dünyada çok insan var ve birçoğu da (onlara göre) işe yaramıyor. Batı’da nüfusun azaldığı görülüyor, robotlara yatırım yapıyorlar. Yarın robot askerler, robot kadınlar, robot işçiler olacak. Bunların hepsi yakın bir zamanda gerçekleşecek. İnsanların sosyalleşmesini engelliyorlar ve insanlar bunu algılayamıyorlar. İnsanlar bu durumu algıladıklarında olay değişir.

Teknoloji gelişigüzel şekilde gelişmiyor. Teknolojiye yön veren bir akıl var. Örnek vermek gerekirse, ABD Japonya’ya saldırmak isterken birkaç çalışma başlattı. Birincisi atom bombası, ikincisi ise biyolojik savaş. Eğer o zaman virüsü yapabilseydi Japonya’ya virüsle saldırı gerçekleştirirdi. Teknolojiyi geliştiren bir akıl var. Bu aklın dünyada bir hakimiyet planı var. Bir de insan hakimiyeti ve insanı kontrol planı var. İşte iletişim teknolojilerinin geliştiği yöne baktığınızda tam kontrole doğru gidildiği görülüyor. Örnek vermek gerekirse; Rockefeller Vakfı 2019 yılının sonunda İngiltere’de bir yarışma açtı. İnsanların devlete ve mahkemelere ihtiyacı kalmadan, kendi aralarında hukuki problemleri çözebileceği bir proje geliştirmeleri istendi. Ödül olarak ise 100 bin dolar belirlendi. Bunun için tüm dünyadaki insanların akıllarını da kullanıyorlar. Teknolojiye yön veren aklın 21. yüzyılda iletişim teknolojilerini geliştirme biçimine bakarsak; bir hedefi var ve buna yönelik bir strateji ve teknoloji geliştiriyor.”

BILL GATES NEDEN TARIMA GİRDİ?

Ertan Özyiğit Bill Gatess’in ABD’de tarım arazilerini satın aldığını ve tarım işine girdiğini hatırlattı. Ardından ise “İnsanın gıdasını değiştirmeye mi çalışıyorlar? Bundan sonra bildiğimiz insan yok mu?” şeklinde bir soru yöneltti.

Stratejist Abdullah Çiftçi şu ifadeleri kullandı;

“Bundan sonra bildiğimiz insan olmasın diye çalışan organize bir şeytani akıl var. Burada Bill Gates diyor ki; ‘Tanrı benim ve kendi cennetimi yaratıyorum.’ Pozitif bilime beyni öyle bir adapte ettiler ki bilim adamları şeytanın rahipleri haline geldi. Bilim adamını bir tanrı, politikacıyı ise bir rahip olarak kullanmaya başladılar. Politikacı, bilim adamının buyruğunu uygulayan bir rahip haline dönüştü. Bir bilim dini kurmaya çalışıyorlar ancak bilim gerçek mecrasından çıkmış durumda. Olayları analiz ederken bütünü görmeden parça üzerinden analiz etmek eksik olur. Bu şeytani akıl, tüm dünyayı hedefe koyuyor. Bill Gates de bu oyunculardan biri. Organik olan her şeyi tersine çevireceğim diyor. Bunun için bir dünya var, bir insan var ve bir de insanın yönettikleri var. Bu yüzyılda mevcut teknolojik gelişme ve geliştirdikleri teknoloji, dünyayı tam olarak kontrol altına almaya müsait. Bu dün müsait değildi. Çünkü teknoloji insanın vücudunun dışındaydı. 21. yüzyılda gelişen teknoloji insanı kontrol etmeye müsait durumda ve bu durum Çin’de uygulanıyor. Çin’de dijital yönetim şekli var. Komünizm yok ve her şey dijital. Bu yakın bir zamanda tüm dünyaya yayılacak.

Yöneticiler dijital dünyaya geçişten memnuniyet duyuyorlar. Tüm verilerin orda olması ve hükümetlerin kimin nerede olduğunu ne yaptığını bilmesi hoşlarına gidiyor. Ama bunun sonucunun nereye gideceğini bilmiyorlar."

Ayrıca Stratejist Abdullah Çiftçi şunları ekledi;

“Neom City, örnek şehir modeli olarak sunuluyor. Bu yüzyılda üç tane şehir modeli var; Birincisi lojistik şehir, ikincisi Neom City ve üçüncüsü de mega şehir. Tüm ulus devletlere tarım alanlarını boşalttırıyorlar. Bu durum çok yanlış, boşalmaması gerekiyor. Bill Gates’in tarıma yönelmesinde iki faktör var. Birinci olarak diyorlar ki; bu insanlar tarımı beceremiyorlar. Anne-baba dünyadan gittiğinden sonra araziler çocuklara kalıyor, çocukların çoğu çiftçiliği bilmiyor, aralarında miras kavgası çıkıyor. Bu nedenle dünyada doğru tarım yapılabilmesi için endüstriyel tarım lazım diyorlar. Dünya genelinde milyonlarca çiftçiye gerek olmadığını ve belli sayıda bir şirketle tarımın yapılması gerektiğini söylüyorlar. Norveç’te bir tohum fabrikaları var ve ulus devletlere de diyorlar ki, sürdürülebilir bir tarım politikası ve daha iyi bir eğitim verebilmek için köylüleri şehirlere taşıyın. Bu çok büyük bir hata. Çünkü insanoğlunun toprakta kendi kendine yetmesi gerekiyor. Neden endüstriyel tarımı istiyor? Çünkü beslenmeye dahil olmak istiyor. Endüstriyel tarımda insanlara sentetik şeyler yedirmeyi istiyorlar.”

BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE EĞİTİM NASIL OLACAK?

Ertan Özyiğit’in, “Bundan sonraki süreçte eğitim nasıl olacak?” şeklinde yönelttiği soruya Stratejist Abdullah Çiftçi şu şekilde yanıt verdi;

“Her ülke farklı bir eğitim stratejisi geliştiriyor. Buna yönelik örgün eğitim var. Örgün eğitim ilk olarak Avrupa’da ortaya çıkıyor ve o dönemde sanayiye işçi yetiştirmek amaçlandı. Bu yeni eğitim modelinde diyorlar ki üniversitelere gerek yok. Virüs ile birlikte online eğitime geçildi, virüs olmasaydı geçilemezdi. Bazı yerlerde ise hibrit eğitim var. Artık uygulamalar öğretmen haline gelmiş durumda. Yani robot ve yapay zeka öğretmen oldu. Dolayısıyla Türkiye’de 1 milyon civarında öğretmen var. Geleceğe yönelik bu online eğitim devam ederse öğretmenler ne olacak? Robot hocaların gelmesini istiyorlar. Bu nedenle eğitimde robot öğretmenlerin olacağını ve uygulamalı derslerin olacağını söylemek mümkün. Üniversite kavramı artık değişiyor. Mekana bağlı eğitim yok, eğitim her yerde."

ÇİFTÇİ: “ULUS DEVLETLERİ TASFİYE ETMEYE ÇALIŞIYORLAR

Ertan Özyiğit’in, “Dünyada sınırlar var mı?” şeklinde yönelttiği soru karşısında Stratejist Abdullah Çiftçi şu ifadeleri kullandı;

“Bunların planladıkları şey, öncelikle dijital ve sınırsız bir mekanizma yaratmak. Bunu kurduktan sonra ise ulus devletleri tasfiye etmek. ‘Önceden pasaport mu vardı, dünyada istediğin yerlere gidiyordun’ şeklinde cümleler söylüyorlar. Şimdi tam kontrol altında olduğun zaman, istediğin yere gitmekte özgürsün. Özellikle çocukları bilgisayar oyunları ile etkilemeye çalışıyorlar. Çocuklara sürekli insan öldürmeli oyunlar sunuyorlar. Çocukları bu şekilde eğittikleri için onlarda herhangi bir sınır oluşmuyor.”

“HER ÜLKENİN BİR KRİPTO PARASI OLACAK

Stratejist Abdullah Çiftçi kripto paralar için şu ifadeleri kullandı;

“Her ülkenin bir kripto parası olacak. Bir de küresel rezerv kripto para ortaya çıkartacaklar. Çünkü 21. yüzyıl dijital dünyasında nakit yok. Tam kontrol ve kripto para olması lazım. Para cebinizde var, sistem kaç paranız olduğunu bilir ama onu nereye harcayacağınız kendi tercihiniz. Bunu da sizden almak istiyorlar. Siz kendi tercihleriniz ile harcama yapmaya kalktığınızda yapay zeka buna izin vermeyecek. ‘Bu harcama ekonomik değil’ gibi cümleler söyleyecek. Parayı kontrol ediyorlar ama harcama şeklini kontrol edemiyorlar. Şimdi yapay zeka ile bunu kontrol etmeye çalışacaklar. İnsandaki özgür iradeyi ellerinden alıp, kolektif küresel bir vicdan oluşturmak istiyorlar.”

"ANA HEDEF 2045 YILI"

NATO ve BM gibi kurumların 2030 hedefleri konusunda Stratejist Abdullah Çiftçi şu şekilde konuştu;

Kendi cennetlerini oluşturmak için hedef koyuyorlar. Kendilerinin yönettiği ve yönlendirdikleri BM’ye üye olan şirketler var. Birleşmiş Milletler’in (2030) ajandası var. BM’nin bu 2030 ajandası 17 maddeden oluşmaktadır. 2030 ara istasyondur, hedef değildir. Ana hedef ise 2045 yılıdır.”