ABD’nin tutarsız politikaları

Pentagon’un skandal yaptırım açıklamasının ardından ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri satın almasıyla ilgili olarak, şu anda yaptırım düşünmediğini açıkladı. Başkan Trump ve ABD Kurumlarının Türkiye’ye ilişkin söylemlerindeki farklılıklar soru işaretlerine sebep olurken Washington’ın izlediği tutarsız politikalar eleştirilerin hedefinde.

ABD’nin tutarsız politikaları

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı-Pentagon geçtiğimiz günlerde, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri satın almasıyla ilgili olarak, Türkiye’nin F-35 savaş jeti programına katılımını askıya aldığını ve kesin olarak yaptırım uygulanacağını açıklamıştı. Söz konusu açıklamada Countering America's Adversaries Through Sanctions Act-Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında Türkiye’ye yaptırım uygulanmamasının mümkün olmadığı net bir biçimde ifade edildi. ABD Başkanı Donald Trump ise, birkaç gün önce ABD kurumlarıyla taban tabana zıt bir politika izlediğini göstererek, Türkiye’ye yaptırım uygulanmayacağını söyledi.

Yasada neler var

2 Ağustos 2017 tarihinde yürürlüğe giren CAATSA, ABD’nin güvenliğine tehdit olarak değerlendirilen İran, Rusya ve Kuzey Kore’ye karşı yaptırımların alınmasını öngörüyor. Yasanın 231’inci maddesine göre Rusya ile savunma ve istihbarat alanlarında çalışan kişilere karşı da yaptırımlar alınacağı belirtiliyor. Yaptırımlar bu alanda Rusya Federasyonu için veya onun adına çalışan kişilerle bilerek önemli işlem yapan gerçek ve tüzel kişileri de kapsıyor. Maddenin (d) fıkrası kapsamında yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 60 gün içinde ABD Başkanı, Rusya Federasyonu için veya onun adına çalışan kişileri belirlemesi gerekiyor. Bu kapsamda ilk defa 27 Ekim 2017’de belirlenen listeye daha sonra çeşitli eklemeler de yapılmış. Söz konusu listede S-400 savunma sistemlerini üreten “Almaz-Antey Air and Space Defense Corporation JSC” şirketi de bulunuyor. Yani Almaz-Antey şirketi ile ‘önemli işlem’ yapan kişilerin CAATSA yasasına göre cezalandırılması gerekiyor.

Trump yaptırımları gerçekten engelleyebilir mi?

Üst düzey Amerikan yetkililerin Başkan Trump'a yaptırım kararı alması yönündeki baskıları devam ederken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Beyaz Saray'ın yaptırımları engelleme yetkisinin olduğu yönünde bir takım açıklamalarda bulunmuştu. CAATSA’nın 231’inci maddesinin (a) fıkrasına göre ABD Başkanı, söz konusu listedeki kişilerle önemli işlem yapanları belirleyerek bunlar için en az 5 yaptırım uygulanmasına karar veriyor. Yaptırımların belirlenmesi için 180 gün gibi bir kısıtlama ise bulunmuyor. Dolayısıyla Başkan, bu boşluktan yararlanarak hangi yaptırımların uygulanacağını belirlemeyi istediği kadar erteleyebiliyor ancak bilindiği üzere tamamen engelleme gibi bir durum söz konusu değil.

Washington’daki Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörler Trump’a, Türkiye’ye yönelik yaptırım kararı alması konusunda taleplerini defalarca kez iletti. Hatta Demokrat Senatör Bob Menendez, Trump'ın CAATSA kapsamında Ankara'ya karşı yaptırım uygulamaması durumunda, Beyaz Saray yönetimine seçenek bırakmayacak bir yasa çıkarabileceklerini söyledi. Amerikan Kongresi Türkiye’ye karşı yaptırım yasası çıkarırsa, bu yasayı ABD Başkanı veto edebiliyor. Bu veto ise Kongre tarafından üçte ikilik bir çoğunluk elde edilmesi durumda geri çevrilebiliyor. Kongrenin yasanın çıkmasından sonra tatile girmesi durumundaysa veto kararı geri çevrilemiyor.

Öte yandan Trump’un çelişkili ve tutarsız dış politika anlayışını eleştiren tek ülke Türkiye’de değil. Almanya, İran, Çin, Japonya, Rusya ve Fransa gibi çok sayıda ülke ABD’nin değişken politika anlayışından oldukça rahatsız ve bunu bir nevi tehdit olarak algılıyorlar. Çok kısa bir süre önce İran’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne ait RQ-4 Global Hawk adlı İHA’sını düşürmesinin ardından Trump’ın değişken söylemleri de söz konusu duruma örnek teşkil edebilecek durumlardan biri. Trump’ın İran’a savaş emri vermesinin ardından olayın gerçekleştirilmesine 10 dakika kala emrini geri çekmesi ve ard arda yaptığı birbirinden farklı söylemler oldukça konuşulmuştu.

Ayrıca yakın geçmişte ABD askerlerinin Suriye’den çekilme konusunda Trump ve Washington kurumlarının yapmış olduğu çelişkili açıklamalar sürecin tutarsızlığını gözler önüne sermişti. Aynı şekilde Washington’un PKK, YPG, PYD gibi terör örgütlerini destekleme konusunda attığı adımlar yine ABD lideri ve kurumlarının kararsız açıklamaları neticesinde bir sarmala dönüşmüştü. Bugün ise uzun süredir tartışılmakta olan ve gündemden bir türlü düşmeyen S-400’lere dair yaptırım tehditlerinin nasıl sonuçlanacağı bir muamma olarak karşımızda duruyor.

Eğer Trump söz konusu söylemini değiştirir ve Türkiye’ye yaptırım uygulama kararı alırsa, bu yaptırımların bir kısmı sembolik olabileceği gibi, diğer bir bölümü de ciddi olabilir ve mali yaptırımlara kadar gidebilir. Uzmanlara göre, Trump Türk ekonomisine en az zarar verecek ve ilişkileri en az gerecek yaptırımları tercih edecek. Buna, Rahip Brunson krizi döneminde uygulanan yaptırımlar örnek teşkil edebilir. Söz konusu dönemde, ABD'ye gitme planı bulunmayan bakanlarının Amerika'ya gitmesi yasaklanmıştı. Amerika'da mal varlığı olmayan bazı bakanların ise, Amerika'daki mal varlıkları dondurulmuştu ve bu yaptırımların etkisi yok denecek kadar azdı aslında. ABD'nin Türkiye’nin demir ve çelik ihracatına ek yaparak gümrük vergisi getirmiş olmasıda, Türkiye'nin toplam ihracatı bakımından ciddi bir önem taşımıyordu. Geçmiş dönemde Washington’ın Türkiye'ye uyguladığı söz konusu yaptırımların içi oldukça boştu fakat bu içi boş yaptırımların bile Ağustos ayında Türk ekonomisini allak bullak ettiği su götürmez bir gerçekti.