ABD'nin Suriye'de kalma gerekçeleri nelerdir?

Türkiye, 8 yılıdır sınırında süregelen iç savaşa yönelik uygulamış olduğu politikalarla ve bu doğrultuda düzenlenen askeri harekatlar ile kararlığını tüm dünyaya gösterdi. Bu bağlamda ABD ile 13 maddelik mutabakat ve Rusya ile Soçi Mutabakatı imzalandı. ABD ve Rusya, bölgedeki 8 yıldır süren krizin çözümünün Türkiye'ye bağlı olduğunu idrak etmiş durumda.

ABD'nin Suriye'de kalma gerekçeleri nelerdir?

 

ABD, 18 Ekim 2019’da Türkiye ile vardığı 13 maddelik mutabakat kapsamında Türkiye’nin kontrol altında tuttuğu bölgelerden YPG/PKK’lı teröristlerin dışarıya yani sınırın 30 km dışına çıkacağını kabul etmişti. Bu durum her ne kadar ABD’nin YPG/PKK’lı teröristlere olan desteğinin bitmiş olması anlamına gelse de aslında ABD sadece YPG/PKK’lı teröristlerin belirlenen bölgelerden çıkacağını garanti etmiş oldu. Fakat ABD hali hazırda YPG/PKK’lı teröristleri destekleyerek Suriye’de elde etmiş olduğu kazanımları sağlamlaştırıyor.  

Nitekim 18 Ekim’de ABD ile mutabakata varılmasının ardından ABD’nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey, varılan mutabakatın sadece Barış Pınarı Harekâtı kapsamında Türkiye’nin kontrol altına aldığı Resul Ayn ile Tel Abyad arası 120 kilometrelik hat boyunca 30 kilometrelik derinliğe kadar olan bir alanı kapsadığını ve bu alanın dışında kalan bölgeler ile Münbiç’in durumunun ise Türkiye-Rusya arasındaki görüşmelere bağlı olduğunu belirtmişti. Jeffry’nin yapmış olduğu açıklamadan da anlaşılıyor ki ABD Barış Pınarı Harekatı’yla kontrol altına alınan bölgelerin dışında kalan alanlarda YPG/PKK’lı teröristleri desteklemeyi planlıyor. 

Suriye özel temsilcisi James Jeffrey

ABD iç siyasetinde Başkan Donald Trump tarafından seçim politikası haline getirilen “End the Endless War” -sonsuz savaşları bitirme- söyleminin yansıması Ortadoğu’ya oldu. Bu bağlamda Trump milyarlarca dolara mal olan Afgan savaşını bitirmeyi ve Suriye’den Amerikan askerlerini çekmeyi gündemine almıştı. Afgan savaşını bitirmek için müzakerelere başlansa da sonuç alınamamış ve Trump tamamen Suiye’ye odaklanmıştı. Suriye’nin belirli bölgelerinden Amerikan askerleri çekilse de bazı bölgelere özellikle Fırat’ın güneyindeki alanlara ABD askerleri yerleşmeyi devam ettiriyor. Bu da ABD’nin kalma gerekçelerinden vazgeçmediğini gösteriyor. ABD’nin Suriye’de kalma gerekçeleri; 

*Petrol yataklarının kontrolünü devam ettirmek, 
*Irak-Suriye sınırının kontrolünü sürdürerek Irak üzerinden Suriye’ye uzanan İran lojistik hattına tehdit oluşturmak, 
*Irak’ta etkinliğini arttırmış olan İran’ın Suriye’de daha fazla dallanıp budaklanmasını önlemek, 
*Suriye’de giderek güç artışı kaydeden Rusya’nın karşısında denge unsuru oluşturmak. 

Bu bağlamda ABD, askerlerini Türkiye ile imzalanan mutabakat kapsamında belirli bölgelerden çekerek elde ettiği pozisyonunu korumak amacıyla stratejik bölgelere konuşlandırıyor. Özellikle petrol yataklarının bulunduğu, Fırat’ın güneyinde ve İran ile Rusya’nın karşısında denge unsuru oluşturacak bölgelerde ABD askeri güçlerini artırıyor. Nitekim ABD ordusu, Barış Pınarı Harekatı nedeniyle boşaltığı Sırrın’deki üssü yeniden kurmak içi çalışmalara başladı.  

Barış Pınarı Harekatı kapsamında Sırrın'daki askeri üssü boşaltan ABD askerleri tekrardan üsse yerleşiyor.

 

Suriye özel temsilcisi Jeffry açıklamasında Resul Ayn ve Tel Abyad dışında kalan bölgelerdeki durumun, özellikle Münbiç’in durumunun Türkiye ve Rusya arasında gerçekleşecek görüşmelere bağlı olduğunu vurgulamıştı. Bu bağlamda Türkiye, sınırında 8 yıldır süregelen iç savaşa yönelik uygulamış olduğu politikalarda göstermiş olduğu kararlılıkla Türkiye ’siz bir çözümün mümkün olmadığını göstermiş oldu. Ki bu kararlığının neticesinde ABD ile 13 maddelik mutabakat imzalanırken Rusya ile de 10 maddelik Soçi Mutabakatı imzalanmış oldu.  

“Türkiye uluslararası güvenlik perspektifi ve politikaları gereğince sınırında varlık gösteren ve ulusal güvenliğini tehdit eden terör unsurlarının yok edilmesi için 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı, 20 Ocak 2018’de Zeytin Dalı ve 9 Ekim 2019’da da Barış Pınarı Harekatlarını düzenledi. Türkiye yürütmüş olduğu politikalar kapsamında başlatmış olduğu askeri harekatlar ile tüm dünyaya kararlığını gösterdi.”  

ABD’nin dışında Rusya’nın da imzalanan 10 maddelik Soçi Mutabakatı gereğince bir dizi sorumlulukları var. Öncelikle ABD gibi Rusya’da sahada Türkiye’nin içinde olmadığı biz çözümün mümkün olmadığını idrak etmiş durumda. Ki bunun neticesinde Türkiye’nin çıkarlarını ve Rusya’nın pozisyonunu düzenleyen bir mutabakata imzalanmıştır. 

Rusya’nın sorumluluklarının başında terör örgütlerinin güvenli bölgenin dışına çıkarılması ve Şam yönetiminin Türkiye’nin güvenliğine yönelik tehdit oluşturulmasının engellenmesi geliyor. Bu doğrultuda Şam yönetiminin ve terör örgütlerinin Türkiye’ye yönelik herhangi bir provakatif eylemi Rusya tarafından engellenecektir.  Diğer taraftan Resul Ayn ve Tel Abyad’ı da içine alan 32 km derinliğindeki Barış Pınarı Harekâtı alanı Türkiye’nin kontrolüne bırakılırken, bu alan dışında kalan bölgelerde ise YPG’li teröristler Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km dışarı çıkarılacak ve 10 km derinliğe kadar Türk ve Rus askeri polisleri birlikte askeri devriye gerçekleştirecek.  

Soçi Mutabakatı kapsamında Barış Pınarı Harekâtı alanı dışında kalan bölgelerden YPG’li teröristlerin temizlenmesi sorumluluğu Rusya ve Şam yönetimine bırakılmış oluyor. Rusya bu bölgeden teröristlerin temizlenmesini gerçekleştiremezse Rusya’nın itibarında zedelenme meydana gelecek ve Türkiye’nin tek taraflı olarak harekâtı başlatma hakkı doğacaktır.  

Soçi Mutabakatı’nın en önemli stratejik sonucu Şam yönetiminin Suriye barış süreci ve siyasi çözümüne katkı sağlaması olacaktır. Şam yönetiminin bu doğrultuda adımlar atması, başlıca destekçisi olan Rusya’nın işini uluslararası platformlarda kolaylaştıracaktır. Şam yönetiminin yapıcı adımlar atmaması ise uluslararası aktörler nezdinde daha da izole edilmesine yol açacak, yeni gerilimlere kapı aralayacaktır.  

Sonuç olarak ABD ile imzalanan 13 maddelik mutabakat ve Rusya ile imzalanan 10 maddelik Soçi Mutabaktı ile Suriye krizinde Türkiye’siz bir çözümün mümkün olmadığı görülmüş oldu. İmzalanan mutabakatların Türkiye’nin sınır güvenliğine yönelik tehditlerin bertaraf edilmesinde önemli bir kazanım olmasının yanı sıra, Suriye krizinin çözümüne yönelik çabalara da büyük katkı sağlayacaktır.