ABD'nin dış borçları Donald Trump'a seçimi kaybettirir mi?

ABD Başkanı Trump’ın seçim sürecinde rakipleri arasında yer alan Elizabeth Warren, ülkede gittikçe artan ekonomik uçuruma ilişkin önerileri ile oy oranını artırmayı başardı. ABD’nin dış borçlarının rekor seviyesine ulaştığı 2019 yılının ardından Başkan Trump’ın vergi reformları da iç politikada tartışılan konular arasında başı çekerken, seçimin galibi siyaset mi ekonomi mi olacak?

Küresel dış borç endeksleri her geçen gün artan trendi ile dikkat çekiyor. Dünyanın en önemli markalarını ve dünya çapında servet sahiplerini bünyesinde barındıran ülkeler ulusal dış borçlanmasında üst sıralarda yer alıyor.
 
Ekonomi uzmanları bu durumu, listelerin üst sıralarında yer alan ülkelerin uluslararası piyasalarda kolay borç edinebilmeleri ve borç stoklarının fazlalığı ile açıklarken; ülkelerin gayri safi milli hasılalarına bakılarak hesaplanan dış borçlanmada 23 triyon dolar ile ABD başı çekiyor.
 
Listenin üst sırasında bulunan ABD’yi, 10 trilyon 450 milyar dolar ile İngiltere, 4 trilyon 489 milyar dolar ile Almanya, 4 trilyon 396 milyar dolar ile Fransa ve 2 trilyon 277 milyar dolar ile Hollanda takip ediyor.
 
Bu durumun küresel bir ekonomik krizi tetiklemesi ihtimali piyasalardaki tedirginliği sürdürürken, dünya genelinde toplam dış borç tutarı 51 trilyon 780 milyar dolar olması ve ABD ve İngiltere’nin toplam borç stokunun yüzde 43,8’üne sahip olması kaygıları artırıyor.

ÇEKİŞMELİ BAŞKANLIK YARIŞI

ABD bu yıl yenilenecek olan başkanlık seçimleri maratonu ile iç siyasetinden de oldukça söz ettiriyor. Biden, ülke çapındaki anketlerde yarışı ön sırada götürürken, Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren gibi güçlü adaylar Biden’ın hemen arkasında yer alıyor.
 
Warren, 2019 yılı boyunca anketlerde yükselme gösteren önemli isimlerden birisi. Ekonomik tanımlamaları ve çözüm önerileri ile tanınan Warren; ““Ekonomiyi teşvik etmek istiyorsak, büyüyen bir ekonomi istiyorsak o zaman ekonomiyi halka yatırım yaparak büyütelim. Parayı halkın eline verelim, milyarderlerin eline değil!” sloganıyla düzenlediği mitinglerde önemli oranda ilerleme kaydediyor.
 
Anketlerde yüzde 14 oranındaki oyu ile üçüncü sırada yer alan Warren’in bir de önerisi var!


 
50/30/20 KURALI
 
Harvard Üniversitesi’nde hukuk profesörü olarak çalışan, iflan ve kişisel finans avukatlığı yapan Elizabeth Warren, bu kuralı ilk olarak 2006’da kaleme aldığı “All Yourt Worth” kitabında anlatmıştı.
 
Chelsea Ritschel’in analizinde yer alan bilgiye göre, kitapta kredi kartlarını “yarından çalan borçlar” olarak adlandıran Warren, ‘borç’ların tamamen tüketici hatası olmadığını ve bankacılık, finans sistemindeki hataların kişilerin borçlanmasında önemli oranda etkili olduğunu savunuyor.
 
Paranın nasıl harcanması ve bütçenin nasıl planlanması gerektiğini 50/30/20 kuralı ile anlatan Warren,
 
50 (İhtiyaçlar) – Kira, kredi, ipotek, vergiler, sigorta, faturalar, ulaşım, yiyecek, sağlık hizmetlerine ayırmanız gereken kısım.
 
Her ay kazandığınız paranın yarısını oluşturan bu dilim, yüzde 50 bandını aşmamalı diyen Warren, basit planının ikinci kısmını şöyle anlatıyor,
 
30 (İstekler) – Dışarıda yemek yemek, tatile gitmek, sinema, konser vs.
 
20 (Birikim) – Biriktirmek ya da acil durumlar için ayrılan miktar.
 
Bütçe planmadan önce her ay ne kadar kazandığınızı ve harcamalarınızı belirlemeniz gerektiğini vurgulayan Warren, ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve başladıktan hemen sonra seçim sürecindeki vaatlerini yerine getirmediğine dair eleştirilerin yükseldiği ABD’de, Warren şansı yüksek görünüyor.

EKONOMİ Mİ KAZANACAK SİYASET Mİ?
 
Seçim sürecinde; Çin’le ticaret savaşı, Moskova’yla yakınlaşma, çok sayıda uluslararası anlaşmadan çekilmek vb. sözler veren ABD Başkanı Donald Trump, başkan olduktan sonra geçen süre içerisinde bu sözlerinden büyük kısmını yerine getirmiş gibi görünse de Çin ile uzlaşma, Rusya ile iplerin Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra yeniden gerilmesi gibi kararları ABD içerisinde ‘Liberal demokrasiye’ zarar veriyor şeklinde yorumlandı. Vergi reformunda yapılan değişikliğin ardından “zenginlerin yükünü hafifletmek”le itham edilen Reagan’ın mite dönüşmesinden dolayı Donald Trump’ın yaklaşan tehlikeyi göremediği de ABD basınına yansıyan iddialar arasında.
 
Teşvik paketleri, yatırımların kısa vadede etkili olacağına inanan uzmanlar, ABD Başkanı Trump’ı karşı karşıya olduğu hiçbir soruna el atmamak ve asıl sorunları ıskalamakla itham ediyor. Taktik becerisi ‘sıfır’ görülen Trump’ın karşısında, ekonomik söylemleri ve özellikle zenginlerin ve şirketlerin giderek artan pay oranlarının aksine halkın kazanması yönünde ekonomik yönlendirmelerle oy oranını artıran Warren’in seçimde Trump’ı zorlaması bekleniyor.