ABD’nin ‘arka bahçesi’ Latin Amerika

200 yıllık tarihinde ABD, Latin Amerika ülkelerine müdahale etti, istila etti ya da işgal etti. ABD, Amerika kıtasında güvenliğini sağlamak adına ve Amerika kıtasındaki en güçlü devlet olmak amacıyla bölge ülkelerini istikrarsız hale getirdi. Latin Amerika ülkeleri, 1823’te Mondroe doktrini ile başlayan, ABD’nin Latin Amerika’ya müdahale ve diğer ülkeleri engelleme siyasetiyle Washington’ın ‘arka bahçesi’ halin geldi.

ABD Güney Amerika ülkeleri dışında dünya çapında birçok ülkenin içişlerine müdahale etti. Bu müdahaleleri ise askeri darbeler, siyasi suikastler, muhalifleri finanse etmek, şantaj ve propaganda yapmak gibi çeşitli yollarla gerçekleştirdiği bilinen bir gerçek. ABD’nin kendi ‘arka bahçesi’ olarak gördüğü Güney Amerika’da CIA (Merkezi İstihbarat Teşkilatı) destekli olarak sık sık askeri darbeler yaşandı.

“Amerika kıtasında Amerika Birleşik Devletleri’nden daha güçlü bir devlet olamaz.” George Freedman

19’uncu yüzyılın ikinci yarısında Orta Amerika, kahve üretiminde oynadığı rolle dünya pazarına girdi. Kahve dışında diğer meyvelerde üretim yaparak dünya pazarına giren Güney Amerika’da ABD yanlısı burjuvazinin yükseldi. Dünya pazarında giderek ağırlığını artıran Güney Amerika ülkeleri ABD’nin müdahalelerine açık hale geldi. Nitekim 1954’te Paraguay, 1964’te Brezilya’da, 1973’te Şili ve Arjantin’de yaşanan askeri darbeler ABD izi taşıyor.

1951 ARJANTİN

ABD'nin desteğiyle Arjantin'de muhalefetten, Juan Domingo Peron'a karşı ilk darbe girişimi 1951'de geldi. Darbe sonucu Peron'un başlattığı millileşme hamlelerinin kesilmesiyle Arjantin ekonomisi IMF ve Dünya Bankası güdümüne girdi. 

1954 GUATEMALA

 

“İktidarı ele geçirmiş olan komünist hükümetten kurtulmak zorundaydık.” Darbe sırasında ABD Başkanı olan Dwight Eisenhower’ın 10 Haziran 1963’te yaptığı konuşma.

 

Orta Amerika’nın en önemli kahve üreticilerinden olan Guatemala’da 20’inci yüzyılın başlarında muzun da dünya pazarına açılmasıyla birlikte ülkenin kontrolü tamamen ABD yanlısı burjuvaların eline geçti. Nitekim United Fruit Company’nin (UFC) yükselişi de bu dönemde oldu ve zaman içerisinde UFC, Guatemala’da kahve ticareti için ulusal sermayenin kaynaklarıyla inşa edilen demir yolları başta olmak üzere nakliye yollarını hakimiyeti altına alırken hızla toprakları ve esas olarak da politikacıları ele geçirdi.

Jorge Ubico

 

Bir taraftan ABD yanlısı şirketlerin baskıları altında ezilen Guatemala halkı diğer taraftan 1933 yılında 100’e yakın sendikacı, üniversiteliyi ve siyasetçiyi katleden diktatör Jorge Ubico’nun yönetimi altında eziliyordu. Bu dönemde Franco ve Mussolini hayranı Ubico da komşusu El Salvador’da “meslektaşı” Maximiliano Hernandez Martinez’in başına gelenlerden korkar hale geldi. Nitekim Guatemala’da üniversite gençliği demokrasi talebiyle ayaktaydı ve Ubico, ayaklanmaları dindirmek için 22 Haziran 1944’te anayasayı askıya aldı.

Anayasanın askıya alınması Ubico’ya karşı olan tepkileri iyice büyüttü. Grevlerle büyüyen eylemler Ubico’nun istifasıyla sonuçlandı. Fakat Ubico, koltuğunu kendi oluşturduğu bir askeri cuntaya devretmişti. Bu cunta da ABD’nin güdümündeydi. Ekim 1944’te bir grup subay, cuntayı alaşağı etti. “Ekim Devrimi” olarak anılan bu olaylar, genel seçimlerin yapılması ve Juan Jose Arevalo’nun göreve gelmesiyle neticelendi.

Arevalo, Guatemala’da kabus gibi yılların ardından “10 yıllık bahar” olarak anılan dönemi başlattı. Kamulaştırmalar, işçi haklarında iyileştirme, toprak reformu, komünist partinin yasal hale getirilmesi gibi pek çok yapısal düzenlemeyle taçlanan bu süreç, UFC başta olmak üzere ABD’li tekellerin ülkede at koşturmasını imkansız hale getiriyordu.

Arevalo’nun hamleleri UFC’nin tepkisini çekti. UFC’nin etkisiyle Guatemala’nın bir “Sovyet uydusu”na dönüştüğü propagandası ABD gazeteleri ve Senato üzerinde yayılmaya başlandı.  Bir “isyancılar ordusu” oluşturuldu, başına da 1950’deki darbe girişiminin başarısız lideri Carlos Castillo Armas getirildi.  Ülke içerisinde muhafazakarlar ve Katolik Kilisesi, ülke dışında ABD medyası propaganda bombardımanına başladı. Haziran 1954’te Armas ve ordusu ülke içerisine girdi. CIA kontrolündeki uçaklar, başkent Guatemala City’de ordu karargahını bombalamaya başladı. Darbe girişiminin ardından 1951’de Arevalo’dan görevi devr alan Jacobo Arbenz, görevi Castillo Armas’a devretti ve Armas hakimiyeti kanlı bir askeri darbe ile ele geçirdi.

Sağdan ikinci; Carlos Castillo Armas

 

Guatemala’da darbe korkunç bir diktatörler ve iç savaş süreci başlattı. Toprak reformu, kamulaştırılan toprakların United Fruit Company’e iade edilmesiyle tersine çevrildi. İç savaş süreci boyunca 200 bin kişi katledildi.

1961 KÜBA

Küba’da devrimcilerin ABD destekli Diktatör Batista’yı devirmesinin ardından CIA müdahalesi gecikmedi. Küba’dan defedilen askeri rejimin kalıntıları Florida’da eğitildikten sonra Domuzlar Körfezi’ne çıkarma yaparak ülkeyi işgal etmeyi, Fidel Castro’yu öldürerek rejimi değiştirmeyi hedefledi. Ancak ABD’nin hava gücünü arkasına alan 1500 kişilik işgal ordusu 3 gün içerisinde yenilgiye uğratıldı. İşgalcilerin tamamı ya öldürüldü ya da esir alındı.

1964 BREZİLYA

ABD, Brezilya Devlet Başkanı Joao Goulart’a karşı dönemin Brezilya Genel Kurmay Başkanı Humberto Castello Branco öncülüğündeki darbeye destek verdi.

1965 DOMİNİK CUMHURİYETİ

Dominik Cumhuriyeti'nde hükumetin yıkılmasının ardından, siyasi istikrarsızlık ve iç savaş patlak verdi. ABD, 23 Mayıs 1965 tarihinde de olaylara müdahale etmek amacıyla "İnter Amerikan Barış Gücü"nün başına geçti.

Deniz aşırı tekellerin oyuncağı BOLİVYA

Bolivya’nın deniz aşırı tekellerin sömürüsü altına girmesi 20’inci yüzyılın başında keşfedilen kalay madeniyle yaşandı. Maden gelirleri Avrupa ülkelerine ve Amerika’ya akarken Bolivyalılar açlık sınırının altında yaşıyordu. Öyle ki Uruguaylı gazeteci Eduardo Galenao Bolivyalıların o dönemdeki durumunu şu şekilde tasvir ediyor,

“1952 devrimine kadar Bolivyalı yerlilerin pongolat köpekleriyle bir arada uyuduğunu, onların yemek artıklarıyla beslendiğini, beyazlarla konuşabilmek için diz çökmeleri gerektiğini yazmıştı. Binek hayvanlar yoksa Bolivyalılar yük taşımak için kullanılıyordu. Diğer taraftan maden ocaklarında çalışan Bolivyalıların ciğerleri 35 yaşında iflas ediyordu.”
Chaco War (1932-1935)

 

Diğer taraftan deniz aşırı tekellerin oyuncağı konumuna gelen Bolivya’da istenildiği zaman savaş çıkarılıyordu. Nitekim 1932 yılında Standard Oil’le Shell kendi petrol mücadelelerinde Bolivya ile Paraguay’ı 3 yıl sürecek Chaco Savaşı’na sürüklediler. Sonunda kazanan Shell’in desteklediği Paraguay ordusu oldu. 

“Bu caniler oraya giderek katilleri kiraladılar.”                                                              ABD’li Senatör Huey Long’un 1934’te Bolivya ile Paraguay’ı savaştıran Standard Oil için yönelttiği suçlama.

 

1952’de başkent La Paz’da Milliyetçi Devrimci Hareket’in başlattığı isyan sonucu, ordu cephanelikleri yağmalandı ve halk silahlandırıldı. Madencilerin de dağlardan inerek La Paz’ı kuşatması sonrası askeri rejim teslim oldu ve Victor Paz Estenssoro 16 Nisan’da başkanlığını ilan etti. 1952 devriminin en büyük kazanımı kalay madenlerinin kamulaştırılmasıydı.

1964’te ABD’nin beklediği koşullar oluştu ve Rene Barrientos öncülüğünde bir darbeyle yönetim el değiştirdi. Darbe sonrası başlayan köylü ayaklanmasının bastırılmasında CIA ve ABD Özel Kuvvetleri başat rolü oynadı. Bu kapsamda 1967’de Che Guevara da Bolivya dağlarında öldürüldü ve cesedi “patrona” ABD’ye büyük bir gururla sergilendi.

Karşı devrimin ikinci intikamı madencilere karşı alındı. Barrientos, iktidarı ele geçirir geçirmez isyancı madencileri katlederek en önemli madenlerden Matilde’yi Philips Brothers’a peşkeş çekti. Madencilerin zaten düşük olan ücretleri yarıya indirilirken sadık bir orta sınıf yaratmak için teknisyenlerle bürokratların ücretleri artırıldı.

Juan Jose Torres

 

Rene Barrientos’un bir helikopter kazasında ölmesinin soncunda Ekim 1970’te Bolivya’da kısa süreli bir umut dönemi daha başladı. Solcu subay Juan Jose Torres’in iktidara gelmesiyle yeni bir sosyal reform dönemi başladı. Fakat bu dönemde darbe daha hızlı örgütlendi. ABD’de Richard Nixon hükümeti, Torres’in devrilmesi için niyetini açıktan beyan ederken bu görev sağcı General Hugo Banzer Suarez’e verildi. Hugo Banzer Suarez, Ağustos 1971’de kanlı bir darbeyle yönetimi ele geçirdi. 1971’i takip eden yıllarda binlerce kişi katledildi.

1973 ŞİLİ

Şili’de sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende’ye yönelik gerçekleştirilen darbe girişiminde sağ partilerin çoğunlukta olduğu Parlamento ile Allende ve partisi baskı altına alınırken diğer yandan ülke ABD’nin ekonomik ambargosuyla zayıflatılmaya çalışıldı. ABD, darbeye direkt askeri katkı sağlamasa da Şili ordusunu süreç boyunca yönlendirdi ve sağ muhalefet dahil darbenin potansiyel destekçilerine ekonomik yardımda bulundu. 

11 Eylül 1973 sabahı Başkanlık Sarayı bombalanan Şili lideri Allende öldürüldü. Yerine ABD destekli Pinochet önderliğinde faşist cunta iş başına gelerek 16 yıl iktidarda kaldı.

1976 ARJANTİN

Arjantin’de gerçekleştirilen darbe diğer Latin Amerika ülkelerinde gerçekleşen darbelerden en acımasız ve canice olanıdır. Nitekim olayın boyutu insanlık onuruna sığmayacak olaylara kadar erişmiştir. Darbe döneminde yaşamış olan 40 yıllık okul teknesi kullanıcısı Jose Luiz Pinazo, “kirli savaş” olarak bilinen dönemi şu ifadelerle açıklıyor.

 

“Gökyüzünde uçakların kapılarını açarak paketler bırakıyorlardı. İlk başlarda paketlerde ne olduğunu bilmiyorduk. Birgün cesaretimi topladım ve nehrin kenarına düşen paketlerden birini açtım. Paketi açınca gördüklerim karşısında şok oldum. Paketlerin içi insan bedenleriyle doluydu. Gökten cesetler yağıyordu.”

 

ABD pek çok darbeye müdahil olduğu gibi birçoğuna da müdahil olmadan uzaktan yönlendirmeler yapmıştır. Nitekim Arjantin’de General Jorge Rafael Videla’nın öncülüğünde gerçekleştirilen darbede ABD, yol gösterici rolü oynadı. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, darbenin ardından ordu yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde “Düşmanların hızlı bir şekilde ortadan kaldırmaları” tavsiyesinde bulundu. 30 bin kişinin gözaltında kaybedildiği darbe süreci boyunca ülkede 400 işkence kampı kuruldu.

1980 NİKARAGUA ve EL SALVADOR

ABD, Nikaragua’da Diktatör Somoza’nın 1979’daki Sandinist devrimle yıkılması sonrası, yeni hükümete karşı sağcı Kontraları desteklemeye başlarken El Salvador’da ise Farabundo Marti Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne karşı iktidarın yanında saf tuttu.

1983 GRENADA

Karayipler’deki ada ülkesi Grenada, Küba hükümetiyle fazla yakınlaştığı gerekçesiyle işgal edildi. “Acil Öfke Operasyonu” adı verilen askeri harekatla 1979’da ilan edilen Halkın Devrimci Hükümeti çekilmek zorunda kaldı ve yerine 1984’teki seçime kadar geçici bir hükümet kuruldu.

1991-1994-2004 HAİTİ, 2002 VENEZUELA ve 2009 HONDURAS’da darbelere hem yol gösterdi hem de dışardan destek verdi.