ABD’li senatörlerden Trump’a Türkiye mektubu

6 Kasım’da altında 5 üst düzey Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörün imzasının bulunduğu bir mektup ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya iletildi. Mektupta Türkiye’ye sert yaptırımlar uygulayın çağrısında bulunan senatörler kimlerdir ve Türkiye hakkındaki düşünceleri nelerdir?

ABD’li senatörlerden Trump’a Türkiye mektubu

Amerika Birleşik Devletleri’nde üst düzey Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörler, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda varılan ateşkesi ihlal ettiği iddiasıyla terör örgütü YPG/PKK tarafından başlatılan kara propagandaya alet olarak, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya “Türkiye’ye sert yaptırımlar uygulayın” çağrısı içeren bir mektup gönderdi. Cumhuriyetçi senatörler Lindsey Graham ve Marsha Blackburn ile Demokrat senatörler Chris Van Hollen, Richard Blumenthal ve Jeanne Shaheen gönderilen mektubun altına imza attı.

Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörler Trump yönetimine “Türkiye’ye yaptırım uygulayın” çağrısı yapan ABD’nin önde gelen senatörleri, "Ortaya koyulanlar göz önünde bulundurulduğunda, kaybedecek vakit yok" ifadesini kullandı. Türkiye’ye yaptırım uygulamak için çok çalışacağız ifadelerini kulanan senatörler, Trump’un ABD kuvvetlerini Suriye'nin büyük bölümünden çekme kararına karşı çıkan en güçlü sesler arasında yer alıyor. Demokrat parti senatörü olan Chris Van Hollen ile birlikte Türkiye’ye karşı yaptırım kararının en güçlü savunucularından olan Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham, 2 ay öncesine kadar Türkiye’nin yanında olduğunu ve güvenlik endişelerini anladığını belirtiyordu.

Lindsey Olin Graham

1955 doğumlu olan Politikacı 1995-2003 yılları arasında Temsilciler Meclisi’nde hizmet ederken 2002 yılında Cumhuriyetçi partiden Güney Karolina temsilcisi olarak seçildi. Güney Karolina Üniversitesi’nden mezun olan Graham, mezuniyetinin ardından ABD Hava Kuvvetleri Koruma Görevlisi olarak hizmet etmeye başladı ve arından askeri avukat oldu. 1984-1988 yılları arasında Rhein-Main Hava Kuvvetleri Üssün’de görev yapması için atandı. 2002 yılında cumhuriyetçilerden seçime katılan Graham, yüzde 54 oy ile seçimleri kazandı.

Cumhuriyetçi partiden olan Graham, kendisini 1981-1989 yılları arasında ABD başkanlık görevini yürüten Ronald Reagan tarzı “conservative” muhafazakar olarak tanımlıyor. Yurt dışında yürütülen askeri müdahaleleri savunan Graham, savunma harcamalarındaki kesinti taleplerini en sert şekilde eleştiren senatörlerdendir. Diğer taraftan Graham, Amerikan toplumun uzun yıllardır uğrunda faaliyet yürüttüğü ve Obama döneminde kısmen elde ettiği “Patient Protection and Affordable Care Act” Hasta Koruma ve Uygun Bakım Yasası ile ilgili sağlık reformuna muhalifti.

Mensubu bulunduğu Cumhuriyetçi Parti’nin politikaları ile pek çok noktada ayrılan Graham, 2016 yılında ABD Başkanlığı’na aday adaylığı başvurusunda bulunmuş fakat adaylıktan geri çekilmişti. Yani Graham hakkında şu net bir şekilde dile getirilebilir ABD başkanlığı yönelik ciddi arzulara sahip. Öyle ki Trump’un uyguladığı bir çok politikaya yönelik muhalif bir duruş sergiliyor. Trump’un Barış Pınarı harekatına yönelik açıklamalarını en sert şekilde eleştiren Graham, Temsilciler Meclisini ve Senato’yu da yanına alarak Türkiye’ye yönelik yaptırım tasarıları yayınlamıştı. Bunun arkasında ise ABD Başkanı olma yolunda ilerleyen Graham’ın, ABD toplu üzerinde olumlu bir etki oluşturma çalışması yatmaktadır.

ABD, 2015 yılında eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen PKK/YPG terör örgütünü DEAŞ karşı desteklemeye balamıştı. Türkiye ile ABD ilişkilerin gerilmesinin başlangıcı olan bu dönemde Graham Türkiye’nin yanında durmuş ve Senato’da PKK ile YPG’nin bağını sorgulamıştı. Deyim yerindeyse Senato’da Dönemin ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’ı haşlayan Graham, Türkiye’nin ABD’nin PKK/YPG’yi desteklemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş ve bunun nedenlerini tüm dünyanın gözleri önünde açıklamıştı.

9 Ekim 2019 tarihinde Türkiye’nin Suriye’nin kuzey doğusuna askeri operasyon kararı tüm ABD’de şok dalgasına neden olmuş ve yaptırım tehditleri medyada yer almıştı. Bu çerçevede belirlenen bölgelerden ABD askerlerini çekme kararı alan Trump’un kararı da tepkilerle karşılaşmış ve Türkiye’ye yaptırım yapmaya zorlanmıştı. 2016’da Türkiye’nin haklılığını savunan Graham, haklı gerekçelerinden ötürü Suriye’nin kuzey doğusunda operasyon kararını set dille eleştirmiş ve Türkiye’ye yaptırım uygulanması için hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çalışmalar yürütmüştü. Öyle ki Demokrat Parti’den Chris Van Hollen ile Türkiye’ye yönelik bir yaptırım metni yayınlamıştı.

Trump’un çekilme teklifine rağmen Graham ABD askerlerinin Suriye’de operasyonlara devam etmesini talep ediyor. Graham Suriye’den çekilmenin şu hususları güvence altına alarak gerçekleşmesini sağlayacaktır:

*DEAŞ kalıcı olarak ortadan kadırılacaktır.

*İran boşalan alanları doldurmayacaktır.

*Kürt müttefiklerimiz korunacaktır.

Graham Kürt müttefikler olarak YPG/PKK terör örgütünü kast ediyor. YPG/PKK terör örgütüne Kürt vurgusu yaparak dünya kamuoyunda Türkiye’nin Kürt halkına karşı mücadele ettiği yönünde bir algı gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

Chris Van Hollen

Türkiye’ye yaptırım uygulanması için Senatör Graham ile çalışan Hollen, Türkiye’nin Barış Pınarı harekatına muhalifliğini DEAŞ ile mücadele ve YPG/PKK’nın desteklenip korunması üzerine kurgulamış durumda. Bu bağlamda Türkiye’nin YPG/PKK’ya yönelik operasyonunun durdurulması için DEAŞ kartını öne süren Hollen, operasyonun DEAŞ’ın tekrardan güçlenmesine zemin hazırlayacağını ileri sürüyor. Nitekim 22 Ekim 2019’da Hollen ve Graham, YPG/PKK terör örgütü militanı olan İlham Ahmed ile görüşme gerçekleştirmişti.

Twitter üzerinden görüşme ile ilgili paylaşım yapan Hollen, “Suriye’nin kuzeyindeki durum ile ilgili edişeli olduklarını, Kongre’nin Suriye’deki ABD birliklerinin arttırılması, YPG/PKK terör örgütüne hava desteği sağlanması ve Türkiye’ye yaptırımlar uygulanması için bir araya gelmelidir.” ifadelerini kullanmıştı.

Yaptığı açıklamalarda daha da ileri giden Hollen, Türkiye’yi düşman olarak gördüğünü yaptığı açıklamlarda yansıtmıştı. Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Hollen, “Petrolü korunmakla övünmeyin. Çünkü Suriye’deki Kürt (YPG/PKK’lı teröristler) müttefiklerimiz, Türkiye tarafından yok edilecek. Amerikan değerleri için karanlık ve düşmanlarımız için aydınlık bir gün bugün. Kongre bu tarihi ihanete son vermelidir.” İfadelerini kullanmıştı. Türkiye’nin 67 yıllık NATO müttefikliğini, sağladığı katkıları ve ABD ile ortaklaşa yürüttüğü askeri misyonları görmezden gelen Hollen, Türkiye’yi düşman olarak belirlemiş ve müttefik olarakta terör unsurularını görmüştür.

ABD ile Türkiye sadece NATO üzerinden dahi 67 yıllık bir müttefiklik geçmişine sahip bu bağlamda ABD’nin kendisinin dahi terör örgütü olarak gördüğü PKK terör örgütünün, Suriye uzantısı olan YPG’yi desteklemeye başlaması iki ülkenin müttefiklik ilişkilerine zarar verdi. Obama yönetiminin büyük bir fiyaskosu olan stratejinin uygulanmasına Trump yönetimi tarafından da  devam edildi. Trump, 6 Ekim 2019’da öncelikle Suriye’nin kuzeyinden ve zaman içerisinde de Suriye’nin tamamından ABD askerlerinin çekileceğini açıklamıştı.

Trump’un bu açıklaması ABD iç siyasetinde derinleşmeyi ve kutuplaşmayı arttırdı. 2015 yılında Demokrat Obama döneminde desteklenmeye başlanan YPG/PKK terör örgütünün son dönemde belirli bölgelerde desteklenmesinden vaz geçilmesi Demokrat senatörlerinde tepki göstermesine sebebiyet verdi. Nitekim 2020 seçimleri yaklaşırken seçimlere hazırlanan demokratlar Trump’u eleştirmenin her yolunu deniyorlar. Chris Van Hollen da demokratların uyguladığı bir strateji olan terör örgütünün desteklenmesinden Cumhuriyetçi Trump’un vaz geçmesini eleştiriyor. Diğer taraftan 2020 başkanlık seçimlerinde Demokratların başkan adayının kazanması içinde zemin hazırlanıyor.