ABD'li Reagan Vakfı "savunma" anketinde FETÖ detayı

ABD'nin en gizli operasyonlarının yürütüldüğü, CIA destekli dini ve etnik terörü destekleyen Reagan Vakfı'nın son anketinde Türkiye detayı dikkat çekti. Anketi ve anketin gerisindeki tarihi detayları inceledik...

Haber ajansları, ABD merkezli Regan Vakfı’nın yayınladığı bir anket ile ‘ulusal savunma araştırma’larının sonuçlarını duyurdu. Haber ajanslarında yer alan habere göre, 1003 kişi ile yapılan anketin sonucunda dikkate değer detaylar vardı. 

Yapılan ankette katılımcılara, her bir ülkenin karşısında ‘müttefik’, ‘güçlü müttefik, ‘hasım’ ve ‘mutlak hasım’ gibi seçenekler sunulmuş, ABD’nin verilen ülkeler ile ilişkilerini tanımlamaları istenmişti. 

Sonuçlara göre; katılımcıların yüzde 28’i Rusya’yı ‘müttefik’ şeklinde tanımlarken, yüzde 36’sı Çin’i ‘müttefik’ olarak görüyordu. Yine katılımcılardan yüzde 21’i ‘Suriye’yi, yüzde 78’i ise İsrail’i ‘müttefik’ olarak tanımlıyordu. İsrail’den sonra ise İngiltere ve Avustralya yüzde 93 ile ‘müttefik’ görülen ülkeler arasındaydı. 

Ankete göre, katılan her iki kişiden biri Türkiye’yi müttefik olarak görüyordu, yüzde 6’sı ise ‘güçlü müttefik’ kutusunu işaretlemişti ve bu oran ankete yüzde 47 civarında yansıyordu. Fakat diğer taraftan ankete katılanların yüzde 36’sı Türkiye’yi ‘hasım’, yüzde ’11’i ise ‘mutlak hasım’ olarak nitelendiriyordu. 

Anketi yanıtlayanlara göre, Amerika’nın dış politikada odaklanması gereken konu yüzde 37 oranı ile Ortadoğu iken, bu oranı yüzde 16 ile Doğu Asya, yüzde 9 ile Avrupa ve yüzde 7 ile de Güneydoğu Asya takip ediyordu. Araştırmada dikkat çeken diğer bir detay ise halkın en az Kongre’ye güveniyor oluşuydu. Başkan’a güven ise yüzde 27 ile ordu ve kolluk kuvvetlerinin altında kalmıştı.

ANKET SONUÇLARI NEYİ ANLATIYOR?

Çıkan sonuçlara yapılan ilk yorum elbette Amerikan halkının ‘cehalet’i yönündeydi. Fakat bu yorum da tıpkı anket gibi eksik ve izaha muhtaçtı. On iki yıl öncesinde yapılan anketlerden başlamak üzere birçok sonuca göre ABD’nin savaşmasına ve operasyonlarına destek vermeyen ABD halkı, müttefikleri ve hasımları neye göre seçiyordu? Amerikan halkının yalnızca on binde 3’ünün (0,0003) yanıtları ile nasıl bir algı oluşturulmak isteniyordu? Bütün bunları bir nebze anlayabilmek için ABD Başkanlarından Ronald Reagan tarafından kurulan ve halen eğitim bursu ön planda olmak üzere çeşitli fonlama faaliyetlerine devam eden vakfa biraz göz atalım...


RONALD REAGAN KİMDİR?

1911 yılında Illinois’te dünyaya gelen Ronald Reagan, üniversitenin ardından radyo spikerliği dahil olmak üzere çeşitli işlerde çalıştıktan sonra sinema filmi ‘Love Is on the Air’ ile adını duyurarak ‘kovboy’ filmlerinin aranan ismi oldu. Sinema Oyuncuları Birliği başkanlığından, valiliğe uzanan siyasi yaşamında, ilk kararını Demokrat Parti’den Cumhuriyetçi Parti’ye geçerek verdi ve 1980 yılındaki başkanlık seçimlerinde Jimmy Carter’ı geride bırakarak, ABD’nin 40. Başkanı olarak, iki dönem sürecek Beyaz Saray macerasına atıldı. Üstelik yanında yardımcısı, CIA Başkanı George W. Bush da vardı. 

ABD’nin en muhafazakar başkanı olarak anılan 71 yaşındaki Reagan’ın, yemin ettiği gün İran’daki rehine krizinin çözülmesi, 1981 yılında Washington’da gerçekleşen suikastten sağ kurtulması onu ‘kahraman’ ilan ettirirken, başkan da Hollywood imajını pekiştirmiş oldu.  

Grenada’nın işgali, İngilizler’in ‘Demir Lady’ lakaplı Başbakanı Margaret Thatcher ile birlikte ‘kapitalizm’in dünyaya yayılması, ABD’de ‘Yeni Muhafazakarlar’ denilen grubun yükselmesi ve dış politikasını eleştirdikleri Başkan Carter’ın aksine, Doğu Bloku içerisinde müttefik görülen İsrail’in tam desteklenmesinin ve Yahudilerin Filistin’e yerleşmesinin sağlanması ve İsrail’in bölgedeki çıkarları, ABD’nin çıkarları anlamına geldiği için İslamî hareketlerin tehdit görülerek, İran, Irak ve Sudan’a karşı jandarma rolünü üstlenilerek, ABD hegemonyasının yayılması gibi birçok kararın altında Reagan imzası yer aldı. 

Reagan döneminin kritik kararları bununla da bitmiyordu. Reagan Doktrin’i çerçevesinde, Evangelistler; Tevrat ve İncil ile harmanlanan bir Kur’an’ın çerçevesinde Amerikancı bir İslam kültürü oluşturmak için Fethullah Gülen ve Adnan Oktar’ı (Harun Yahya) destekliyordu. 

REAGAN DOKTRİNİ ve TÜRKİYE

Türkiye’de 70 sonrasında siyasi ve politik düzlemde kırılmalar ekonomi üzerinden idare edilirken, 1978 - 1980 yılları arasında yaşanan öğrenci olaylarıyla da darbenin alt yapısı oluşturuluyordu. Reagan’ın Demokrasi Projesi ve Ulusal Demokrasi Vakfı bir yandan Sovyetler’i çözmek için National Endowment for Democracy (NED) Vakfı’nı 65 milyon dolar gibi yüksek meblağlar ile fonlarken, bir yandan da ‘Yeşil Kuşak’ politikasını bir üst aşamaya taşıyarak, ‘ılımlı İslam’ bayağını taşıyacak olan Fethullah Gülen’e uygun zemini oluşturuyordu. Darbe komutanlarınca Çanakkale’ye atanan, Turgut Özel döneminde İzmir’de korunan ve Tansu Çiller döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki tayinlere müdahale edebilecek güce ulaşan FETÖ; Reagan’ın ‘Demokrasi’ projesinin bir ürünü olarak ülke içerisinde yapılanıyordu. ‘Dinlerarası diyalog’ söylemini kuvvetlendirecek FETÖ’nün, Irak’ta üç okul kurması, CIA kontrolündeki NED Vakfı tarafından fonlandığı iddiası ile birlikte, bu okullardan birinin Erbil’de açılabilmesi için Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) 15 bin dolar yardım yapıldığı iddiaları, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan, “2003 Uluslararası Dinsel Özgürlük” raporu Türkiye bölümünde destekliyordu.

ABD, kendi iç politikasında İran’a el altından satılan silahlardan elde edilen 30 milyon doların Nikaragua’ya aktarılması skandalı, yani “İran-gate” karşısında zor günler geçirirken basına yansıyan bir fotoğraf bugüne kadar uzanıyordu. Ronald Reagan’ın Beyaz Saray’da kabul ettiği bu İslamcılar kimdi?

2 Ekim 2018’de Türkiye’nin Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen Gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı hatırlamayan yoktur. Kaşıkçı cinayeti Türkiye, ABD ve Suudi Arabistan arasında hızlanan, zaman zaman da gerilen diplomasi krizini tetiklemiş ve ortaya atılan komplo teorilerine rağmen detaylar aydınlanmamış, cinayetle ilgisi bulunan 5 kişinin yargılanmalarına başlanmıştı.

Ronald Reagan Başkanlık Kütüphanesi ve Müzesi’nde bulunan ve 26 Aralık’ta Twitter’da paylaşılan fotoğrafta, ABD Başkanı Ronald Reagan ve Taliban heyetini, öldürülen Cemal Kaşıkçı’nın tanıştırdığı iddiası yer alıyordu. Bu iddialar Oval ofiste çekilen fotoğraftaki kişinin, Orta Doğu ve İslam tarihi üzerine çalışan Prof. Michael A. Barry olduğu belirlense de, akıllarda bir soru işareti hep kaldı. 

Yine Carter döneminde ılımlı bir politika yürüterek sonuna yaklaşılan Soğuk Savaş, 1987 yılında Washington’da, Ronald Reagan ile Michail Gorbaçov arasında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması (INF) ile bitecekti. ABD Başkanı Trump, 2 Ağustos 2019’da bu anlaşmadan çekildiğini ilan ederek dünya kamuoyunda büyük bir şok yaşatmıştı. 

Ranold Reagan 1989 yılında ikinci dönemini de tamamlayarak koltuğu George Herbert Walker Bush’a devretti. Los Angeles, California’da Bel Air bölgesine yerleşen Reagan, burada Reagan Vakfı’nı kurarak 1994 yılında Alzheimer teşhisi konulana kadar Vakıf çalışmalarını sürdürdü. 

Reagan Vakfı hakkında basına yansıyan haberler iddia boyutunda kalarak özellikle Türkiye’de elle tutulur belge ve evraklara pek ulaşılamadı. 

İSTANBUL SEÇİMLERİ ve NED

Ronald Reagan adı ve vakfı son olarak karşımızda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürlüğü’ne atanan Yavuz Saltık ile birlikte çıktı. ‘Demokrasi’ adına kurulan National Endowment for Democracy’nin (NED) iki kolu olan Republican Institute (IRI) ve National Democratic Institute’de (NDI) eğitimci olarak görev alan Yavuz Saltık, İmamoğlu’nun yurtdışı ve yurtiçi tüm programını yürütmekle görevlendirildi. Emre Erciş’in haberine göre, Beylikdüzü Belediyesi’nden bu yana İmamoğlu ile birlikte çalışan Saltık, yabancı ülkelerde iç karışıklığa yönelik CIA kapsamında faaliyetler yürüten, istihbarat toplayan, dini ve etnik bölücülüğü destekleyen ve para karşılığında ajan devşiren NED, fonladığı yerel yönetimler ile çalışmalarına devam ediyordu.

Bu bilgiler ışığında değerlendirildiğinde, basına yansıyan ve Türkiye’nin ‘müttefik’ olduğu yönünde ABD halkının yalnızca on binde 3’ünün görüşünü yansıtan bu anket de Reagan Vakfı’nın bölgesel algı operasyonlarından birisi olarak yorumlamak yanlış olmazdı. Zira, Türkiye dışında Yugoslavya’nın bölünme sürecinde, Sırbistan’ın ‘demokratikleşme’sinde karşımıza çıkan vakıf; ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Ulusal Kalkınma Ajansı dahil olmak üzere bünyesinde binlerce ABD’li senatörü barındırıyor. 

SONUÇ:

ABD’de kamuoyuna sunulan ve basına yansıyan bir anket ile ne kadar geriye dönebilirsiniz? 

Uluslararası platformlarda bir ‘algı’ yönetim biçimi olan anketler, çoğu zaman devletlerin dış politikaları, bölgesel meselelere yaklaşımları ve mevcut sistem üzerinden varmak istedikleri noktalar hakkında önemli ipuçları içerir. 

Türkiye’de birçok gazete ve web sayfasında yer alan ‘Regan anketi’ne ve bu anket de yer alan bilgilere kısaca göz attığınızda, geçtiğimiz yıla oranla farklı bilgilere rastlarsınız. Türkiye’nin ABD’nin müttefiki olarak 2018 yılında bulunduğu konuma, son sonuçlarla birlikte Suudi Arabistan’ın yerleşmiş olması, İngiltere’nin daimi müttefik görülmesi, bugün Asya politikası ve Çin ile başlattığı ‘ekonomik’ savaşın ardından, Asya blokunda yer alan ülkelerin hemen hepsinin ya terör ile bağlantılanmış ya da ‘hasım’ olarak listenin sonunda yer almış olması sizi şaşırtmayacaktır. Bu anket de sunulan bilgilerde şaşırtıcı olan, etnik ve dini kargaşanın fonlandığı bir vakıf üzerinden, mevcut siyasi ya da politik söylemlerin ışığında verilen ‘ulusal savunma araştırması’nın geleceğe nasıl bir ışık tuttuğunu fark etmek olabilir. 

ABD’nin dış politikasında Asya üzerinde önemli değişimler olduğu, Türkiye’ye ‘yaptırım’ uygulanmasını isteyen senatörlerin Donald Trump üzerindeki baskısı, Londra’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin ardından dünya liderlerinin tavır ve davranışlarındaki değişiklik uzun zamandır görülen bir şey. 

"Küreselciler" olarak adlandırılan ve ABD’nin dış politikası ile birlikte yeni bir dünya düzeninin yapılanmasında önemli yer tutan sermaye sahiplerinin, modern sömürge arayışlarının yöneldiği toprakları ve bu topraklarda meydana gelecek siyasi - ekonomik değişimleri görmek için tarihte biraz geriye gitmek yeterli.