ABD'de istihbarat gerilimi: Senatörler Biden'a güvenmiyor

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali öncesinde sık sık istihbarat bilgisi ABD Başkanı Joe Biden, Kiev yönetiminin direnişinin ardından silah ve yardım politikalarında aldığı kararlar ile dikkat çekmişti. ABD'li senatörler, Biden'ın adımlarını olası bir Çin savaşı çerçevesinde değerlendirirken istihbarat ağının dağıldığı noktalara dikkat çekiyor. Peki, kendi istihbarat bilgilerini topladığı belirtilen senatörler Başkan Biden'a neden güvenmiyor?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali öncesinde ABD Başkanı Joe Biden’ın paylaştığı istihbarat bilgileri Kremlin tarafından sık sık yalanlansa da işgalin 114’üncü günü geride kaldı.

Savaşın başladığı ilk günden bu yana Ukrayna’nın güneyindeki şehirlerde kimyasal fabrikaları, petrol depoları, su tesisleri ve hatta nükleer santrallerin yanı sıra tarlalar, ormanlar ve vahşi yaşam rezervleri vuruldu.

Ukrayna Ekolojik Müfettişliği tarafından ülke genelinden toplanan video, resim ve uydu görüntülerinden elde edilen 257 çevre suçu bulgusuna göre savaşın Kiev yönetimine maliyeti 13,2 milyar Grivnası (4,2 milyar €) olduğu tahmin ediliyor.

Göç, sosyolojik değişim, maddi kaynakların tükenmesinin yanı sıra Ukrayna bir yandan da Avrupa ve ABD ile yüzleştiği bu süreçte birden fazla ülkenin iç politikasının da değişmesinde önemli rol oynadı.

Özellikle ABD’nin savaşı kışkırtan açıklamaları ve Joe Biden’ın istihbarat açıklamaları ABD’de başkana ve yönetime bakış açısını büyük oranda değiştirdi.

Rus ve Ukrayna ordusunun muhtemel performansını yanlış yorumlayan Biden’ın Çin gücü karşısında etkisiz kalabileceğinin altını çizen uzmanlar, olası bir savaşta söz konusu kör noktaların tehlike yaratacağı konusunda da hemfikir.

Biden yönetiminden yetkililer ise ülkenin casus ağı, Çin’in askeri gücü konusunda endişeli olan milletvekillerinin talepleri doğrultusunda ülkeleri yeniden değerlendirdiğine dikkat çekerken bir dizi ‘gizli’ bilginin de altını çiziyor.

Askeri verilerini gizli tutan Pekin yönetiminin elindeki silah ve envanter gücü hakkında bilgi sahibi olmak isteyen eski yetkililer ve analistler, 11 Eylül saldırısının ardından ABD’nin Arap dünyasına yoğunlaşmış olmasının, Pekin’e dair detayların gözden kaçırılmasına neden olduğuna dikkat çekiyor.

ABD’nin Çin’deki istihbarat ağına etkili biçimde müdahale eden Pekin yönetiminin 2010 yılından bu yana bir düzeneden fazla CIA kaynağının infaz ettiğine vurgu yapan uzmanlar, bugünlerde Pasifik politikasında etkili adım atmaya çalışan Washington yönetiminin gölgede kaldığı görüşünde.

Çin’in er ya da geç Tayvan’a saldırıcağına emin olan senatörler, ABD'nin Çin ordusunu anlamadığı konusundaki endişelerini de dile getirmekten çekinmiyor.

SENATÖRLER NEDEN BIDEN’A GÜVENMİYOR?

ABD’nin dünya genelindeki dağınık askeri yapılanmasına karşın Çin askeri gücünün büyük bölümünü ülkesinde konuşlandırıyor.

Pentagon’un Çin’in askeri gücüne dair yayınladığı son raporda yer alan verilere göre, 40 yıldan uzun bir süredir fiilen savaşa girmemiş olan Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun 975 bin aktif görevli personeli bulunuyor. 2021 itibariyle 145’ten fazla büyük savaş gemisine sahip olan Çin toplamda 355 gemiden oluşan bir donanmaya sahip.



Ülkenin hava gücünde ise İHA ve stratejik bombardıman uçakları ile birlikte 2 bin 800’den fazla uçağı mevcut. Ülkenin ilk hipersonik silah sistemi olan DF-17 2020’de sahaya sürülürken Çin’in sahip olduğu nükleer silah sayısının 2030 yılına kadar en az bin başlığa ulaşması bekleniyor.

Oysa, Pentagon’un bu raporu, Çin’in sahip olduğu tüm envanteri yansıtmaktan bir hayli uzak görünüyor.

Merkezi Londra’da bulunan Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsünün “2021 Askeri Güç Dengesi” raporuna göre, 2 milyon 185 bin askeri personeli olan Çin, 3 bin 260 uçaklık muharip hava gücü ve 777 parçadan oluşan donanmasını her geçen gün modernize ediyor.

Son teknoloji silahlar ile birlikte Güney Çin Denizi’ni domine eden Pekin yönetimine karşılık ABD’nin ise 1 milyon 388 bin 100 olan asker sayısı, 13 bin 233 uçağı ve 490 parçalık donanması bulunuyor.

ABD, Çin’in askeri gücünü yakından takip etmesine rağmen Pekin yönetiminin savunma politikasının mahiyetini kestirmekte bir hayli zorlanıyor.

Politico’dan Nahal Toosi ve Lara Seligman’ın Çin’in askeri gücüne ilişkin sorusunu yanıtlayan Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi üyesi Rep. Jim Himes (D-Conn.), “Ukrayna'da ne olacağına dair daha net bir görüşe sahip olmak en azından insan dışı faktörler açısından iyi olurdu ve muhtemelen orada Çin ile ilgili olarak alınacak dersler var” ifadelerini kullanıyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı günler içerisinde ele geçireceğine dair istihbarata raporlarının sonuçlarının sahada görülmediğini belirten uzmanlar, Ukrayna’nın Rus ordusuna karşı direnişini Afganistan’da ABD tarafından eğitilen ordu ile karşılaştırarak aradaki büyük farkın tartışılması gerektiğini vurguluyor.

ABD’nin askeri olarak varlık gösterdiği bölgelerdeki faaliyetleri ile Ukrayna’ya olan yaklaşımı arasındaki farklılıkların yeniden gözden geçirilmesi ve bu doğrultuda bir revizyon da gerekli görülüyor.

Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines, ABD casus teşkilatlarının nerede hata yaptıklarını gözden geçirdiklerini belirterek, “Aslında bu, savaşma isteği ve kapasitenin bir birleşimidir ve ikisi de … üzerinde etkili analiz sağlamak oldukça zor olan konulardır” diyor ve ekliyor, “Bunu yapmak için farklı metodolojilere bakıyoruz.”

Çin’in askeri gücünün değerlendirilmesinde Ukrayna’da yapılan hataların tekrarlanmasının muhtemel sonuçlarının ağır olacağını işaret eden ABD’li yetkililer, Biden yönetiminin farklı bölgelerden dersler alarak ilerlemesi gerektiğini belirtiyor.

İsmi vermek istemeyen ABD’li yetkili Nahal Toosi ve Lara Seligman’a verdiği demeçte, “Rusya ve Afganistan'da olanlardan dersler alıyoruz, ancak [Çin]'in ortaya koyduğu zorluklar ile Ukrayna ve Afganistan'a gelince yaşadığımız krizler arasındaki farkların da farkındayız” ifadelerini kullanıyor.

AUKUS sonrasında Çin ile ABD arasında gerilen iplerin bir savaş ile sonuçlanmasından yalnızca bölge ülkeleri değil, ABD’li yetkililer de büyük oranda kaygı duyuyor.

Geçtiğimiz yıl ilk kez denenen hipersonik füze karşısında şaşkınlığını gizlemeyen ABD’li yetkililerin ülkeyi felakete sürükleyebileceğinden kaygılanan senatörler, Pentagon yönetiminin Çin askeri gücüne ilişkin raporlarına da temkinli yaklaşıyor.

ABD yönetimi ile senatörler arasında gizliden tırmanan gerilim CIA’e doğrudan yansırken olası bir Asya hamlesinde Biden’ın destek bulup bulamayacağı sorusu da hala yanıt bekliyor.