ABD'nin yerel casusluğu artırma politikası

ABD’de 6 Ocak'ta gerçekleştirilen Capitol Hill saldırısı nedeniyle Biden yönetiminin yerel casusluk faaliyetlerini artıracağı iddia edildi. Böylece, istihbarat yetkililerinin ABD'li vatandaşlar üzerinde daha fazla gözetim hakkı bulunacak.

CNN’in 3 Mayıs'ta yayınladığı haberde, Joe Biden yönetiminin ABD'lilerin hem sosyal medya platformlarında hem de şifreli mesajlaşma uygulamalarında "aşırılık yanlısı konuşmalarını" izlemek için üçüncü taraf özel şirketleri kullanmayı düşündüğü iddia edildi.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) gerekçe göstermeden veya herhangi bir yasal çerçeve bulunmadan şifreli mesajlaşma uygulamalarındaki konuşmaları takip edememesi veya sahte kimlik kullanamaması gibi sınırları bulunuyor.

Federal yetkililer de yalnızca Twitter ve Facebook gibi çevrimiçi platformlardaki açık bilgilere erişebiliyor. ABD’li bir istihbarat yetkilisi, şiddet yanlısı grupların her türlü dijital ortama uyum sağlayabildiğini belirtiyor. Bu gruplar, şifreli mesajlaşma uygulamalarının yanı sıra, tespit edilmemek için şifreli bir dil kullanıyor. Bu nedenle yetkili, masum görünen iletişimlerin bile yoğun bir şekilde izlenmesi gerektiğini söylüyor.

CAPITOLL HILL BASKINI NEDEN GÖSTERİLDİ

ABD seçim sonuçlarının ardından yaşanan Capitol Hill baskını, bu tartışmaların yapılmasındaki en büyük neden olarak gösterildi. Olay öncesinde çevrimiçi platformlarda planlanan baskının yetkililer tarafından engellenememesi, ülkede istihbarat boşluğunun bulunduğu konusunu gündeme getirdi.

Biden'ın bu kararının, önceki yönetimin baskın öncesinde uyarılara göre hareket etme konusundaki başarısızlığına yanıt olduğu öne sürüldü.

ABD İÇ GÜVENLİK BAKANLIĞI’NDAN YALANLAMA

Bazı yerel kaynaklara göre DHS içinde tartışılan plan, bakanlığın istihbarat konusundaki yasal sınırlarını aşmasına olanak sağlayacak. İddialara yanıt veren DHS yetkilileri, şüphelileri çevrimiçi olarak gözetlemek için özel şirketlerle ortaklık yapmadığını ve bu iddiaların yanlış olduğunu söyledi.

DHS’nin bildirisinde, "İç terör tehdidini ele almak için yaptığımız tüm çalışmalar anayasa ile tutarlıdır. Çalışmalar, gizlilik ve sivil özgürlükler uzmanlarımızla yakın koordinasyon içinde yapılmaktadır" ifadesi yer aldı.

DHS’nin bu planını gerçekleştirmesi halinde hem kendi soruşturmaları hem de FBI için yararlı olabilecek bilgileri sağlaması bekleniyor. Bu aynı zamanda ABD vatandaşlarını izin almadan izleyebilme hakkı da veriyor.

“İÇ CASUSLUK RİSKLİ”

ABD'li bazı yetkililer, Capitol Hill baskınını gerçekleştiren kişilerin sosyal medya hesaplarında saldırı öncesinde de açık uyarı işaretleri olduğunu belirtti. Ancak bu bilgiler, istihbarat yetkilileri tarafından küçümsenerek görmezden gelindi.

Öte yandan, DHS yetkililerinin bir süredir mevcut makamlarının sınırları içinde bilgi toplamayı geliştirmenin yollarını araştırdığı iddia edildi. Bakanlığın bu kapsamda Ulusal Güvenlik Konseyi ve FBI ile koordinasyonda olduğu öne sürüldü.

İstihbarat alanındaki bazı eski yetkililer ise istihbarat camiasının iç casusluk alanına girmesinin siyasi risklerle dolu olduğunu söyledi. ABD vatandaşları hakkında bilgi toplamak anayasal zorlukları da gündeme getiriyor. Sivil hak savunucuları, Amerikalılar hakkında kamuya açık bilgilerin bile toplu olarak toplanılmasının Amerikalıların haklarının ihlali olduğunu savunuyor.

FACEBOOK PAYLAŞIMLARI EN SON ADIM

DHS yetkilileri, çevrimiçi ortamda şiddete yol açabilecek söylemler hakkında daha iyi fikir edinmeye çalışıyor. Ancak bu söylemleri izlemek, aşırılık yanlısı grupların Facebook gibi sitelerden şifreli mesajlaşma uygulamalarına geçmesiyle daha da zorlaşıyor. Yetkililer, bu paylaşımların Facebook'ta yayılmaya başladığında artık çok geç olduğunu belirtiyor.

CNN'in haberine göre, bu tür etkinlikleri çevrimiçi olarak izleyecek şirketler, bilgileri elde etmek için aracı olarak hareket edecek. Öte yandan, sağlanan bilgilerin yalnızca bu sitelerde ortaya çıkan ve belirli kişileri hedeflemek için kullanılmayacak geniş özetlerden veya söylemlerin analizinden oluşacağı savunuluyor.

ŞİDDET OLAYLARI GERÇEKLEŞMEDEN ENGELLENECEK

2008'den 2019'a kadar DHS Terörle Mücadele Politikasından Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan ve Dışişleri Bakanlığı da dahil olmak üzere hükümet yetkilisi olarak onlarca yıllık deneyime sahip olan Atlantik Konseyi kıdemli üyesi Tom Warrick, "6 Ocak'tan önce sosyal medya aracılığıyla şiddet yanlısı aşırılık yanlılarının ne planladığına dair sınırlı bir farkındalık vardı” diyerek dijital platformlardaki bu tarz eğilimlerin anlaşılması için çalışmalar yapılması gerektiğini belirtti. DHS'nin yalnızca sosyal medyadan veya kamuya açık alanlarda bilgi toplamak için yöntemler kullanabileceğini belirten Warrick, "Onaylanan ve uygulanan her şey mevcut yasalara uymak zorundadır" dedi.

Bir DHS yetkilisi, departmanın şifreli uygulamalarla ilgili çalışmalarına atıfta bulunarak, "Avukatlarımız, sivil haklar, sivil özgürlükler ve gizlilik alanındaki uzmanlarla dış ortaklardan nasıl yararlanabileceğimizi araştırıyoruz" ifadelerini kullandı.

DHS ve FBI da dahil olmak üzere federal yetkililer, şifreli uygulamalardaki özel gruplara erişim sağlamaya yardımcı olacak dış ortaklar bulabilirlerse, potansiyel yerli teröristleri yasal olarak belirleyebilecek ve soruşturmalarını ilerletebilecek bilgilere erişebilecekler.

UYGULAMANIN GEÇMİŞTE BİRÇOK ÖRNEĞİ VAR

DHS tarafından genişletilmesi istenen bu yetkinin zaten kullanılmadığını düşünmek için geçmişte ABD’de gerçekleşen tüm olayların göz ardı edilmesi gerekiyor.

Eski bir üst düzey istihbarat yetkilisi, "Şiddete yol açan ideolojiler konusunda ne yapıyoruz? Şiddete yol açana kadar beklemek zorunda mıyız?" diyerek istihbarat servislerine konulan kısıtlamaları eleştirdi.

ABD genelinde çok sayıda polis departmanının son yıllarda sadece suçluları tuzağa çekmek için değil, aynı zamanda “Black Lives Matter” gibi protesto hareketlerine sızmak, izlemek ve bozmak için birçok sahte hesap kullandığı biliniyor.

Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA), İngiltere'nin Hükümet İletişim Merkezi ile olan samimi ortaklığıyla, ABD vatandaşlarına yönelik kitlesel casusluk yapılmasını engelleyen faaliyetleri bulunuyor. İngilizler, ABD genelinde NSA dinleme noktalarına yerleştirilerek 7/24 ülkedeki her telefon görüşmesini, kısa mesajı, e-postayı ve daha fazlasını takip ederek bu bilgileri doğrudan Amerikalı ortaklarına teslim ediyor.

ASIL NEDEN NE?

Biden yönetiminin önerdiği gözetim, Capitol Hill isyanının ardından gelen ve uzun süredir devam eden bir kampanyanın sonucu. Bu konudaki gelişmeler, 2015'te dönemin FBI Direktörü James Comey'nin çocukların cinsel istismarı da dahil olmak üzere teknolojiyi kullanan suçlular ve teröristler hakkında endişe duyduğunu söylemesiyle başlamıştı.

ABD’li yetkililer aynı zamanda geçmişteki birçok soruşturmada şifreli uygulamalara erişim problemini gerekçe göstererek takipsizlik kararı almıştı. Sosyal ve siyasi sorunlar için teknolojiyi suçlama eğiliminin yanı sıra, aynı zamanda teknolojiyi gözetim aracı olarak da kullanma isteği aslında gerçek niyetin vatandaşı koruma amaçlı olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Günlük olarak kullanılan teknoloji çoğu sıradan insan tarafından erişilebilir olsa da gelişmiş teknolojik araçları yalnızca gücü elinde bulunduranlar kullanabiliyor.

ABD hükümetinin şifreli uygulamalara olan tepkisi, şifreli mesajlaşma platformlarının geliştirilmesine ve tanıtımına sponsor olduğu ve finanse ettiği göz önüne alındığında da oldukça çelişkili. Bu duruma örnek olarak, Açık Teknoloji Fonu'nun (OTF) Signal uygulamasına dünya çapında hiçbir ücret ödemeden erişim sağlanabilmesi için yaklaşık 3 milyon dolar destek sağlaması gösterilebilir.

OTF, 2012 yılında ABD'li propaganda kuruluşu Radio Free Asia tarafından küresel olarak "internet özgürlüğü" teknolojilerini desteklemek için kuruldu. Ancak bu kurum, aktivistlerin hükümetlerin erişimi dışında iletişim kurmalarını sağlayan "gölge" internet ve cep telefonu sistemlerinin oluşturulması ve konuşlandırılması anlamına geliyordu. Bir OTF danışma kurulu üyesi yaptığı açıklamada, internet özgürlüğünün özünde bir rejim değişikliği gündemi olduğunu açıkça kabul etti.