Venezuela'da Maduro ABD ambargosunu delebilecek mi?

ABD'nin Latin Amerika'da Rusya - İran ve Çin ile mücadelesi sürerken Hafter'in Venezuela'da petrol satışına aracı olduğu iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Hem Akdeniz'de hem de Latin Amerika'da düğmeye basan ABD, küresel hakimiyeti yeniden ele geçirebilecek mi?

ABD ile 1958 yılına kadar petrol üzerinden verdiği imtiyazlar aracılığıyla iyi ilişkilerini sürdürebilen Venezuela’da kriz Hugo Chávez’in devlet başkanı olmasıyla değişmeye başladı.

Venezuela’daki mevcut demokratik hükümeti devirmek isteyen Küba destekli gerillaları püskürtmek amacıyla Küba’ya gönderilen Hugo Chávez, gerillaları bir ‘kurtarıcı’ olarak görüyordu.

Venezuela’da demokrasi 1980’lerde borç krizi ve yolsuzluklar nedeniyle sarsılırken ülkede yetkililer Washington’un ‘kemer sıkma’ politikasını kabul etmesi üzerine duruma karşı çıkan Hugo Chávez, 1992 yılındaki darbe girişiminde başarısız olsa da 1998 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandı.

Hugo Chávez’in Küba ile yakınlaşan politikası ABD ile bağları koparırken, ABD karşıtı dış politikası ülke içerisindeki desteği her geçen gün artırıyordu.

Bush yönetiminde zirveye çıkan ayrılık, Obama’nın politikalarıyla kısmen yumuşarken Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından krize dönüştü.

Petrol krizi Covid-19 süreciyle birlikte tüm dünyada tırmanırken, Venezuela ile yaşanan mülteci krizi iki ülke arasındaki bağları kopma noktasına getirdi.

Hugo Chávez’in ölümünün ardından 2013 yılında iktidara gelen Nicolas Maduro, koruyamadığı popülerlik nedeniyle sol tandanslı müttefiklerini bir bir kaybetti.

Bunu fırsat bile ABD yönetimi, Venezuela’nın zayıflığını da fırsat bilerek Cumhuriyetçilerin ülke içerisindeli muhaliflere destek veren düşmanlığını yeniden alevlendirdi.

Muhalefet ABD’nin desteğini kısa sürede sahiplenirken, ABD’nin eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton’ın "The Room Where It Happened: A White House Memoir" isimli kitabında yer alan bir iddia gündeme bomba gibi düştü.

Bolton’un iddiasına göre, ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Venezuela’yı işgal etmesinin de ‘havalı olacağını’ söylemişti. Kitapta Trump’ın Venezuela için “Aslında ABD’nin bir parçası” dediği de iddia ediliyordu.

Peki Bolton’un iddialarına kanıt var mı?

Geçtiğimiz mart ayında tüm dünya Covid-19 krizi ile mücadeleye odaklanırken, Mike Pompeo, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Barışçıl ve demokratik bir hükümet kurulması durumunda Venezuela'ya uygulanan yatırımları kaldırılabiliriz” ifadelerini kullanmış, "Maduro ve Guaido'suz geçiş hükümeti”nin sağlanması için yaptırımların artırılacağının altını çizmişti.

Aradan geçen sürede Latin Amerika yeni tip koronavirüsün (Covid-19) yeni merkez üssü haline gelirken artan ölümler hükümetlere güveni de azalttı.

Üstelik Venezuela’da durum yalnızca bununla da sınırlı değildi. Rusya, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Libya’da desteklediği Ulusal Ordu komutanı Halife Hafter'in 'özel jetiyle Pazar günü Venezuela'ya gittiği’ ve ülkede petrol satışına ilişkin bir anlaşma imzalandığı iddiaları ABD’yi hem Latin Amerika’da hem de Libya’da bir kez daha harekete geçirdi.

Halife Hafter ve Ulusal Ordu üst düzey yetkililerinin kullandığı Fransız yapımı Dassault Falcon 900 tipi, P4-RMA kuyruk numaralı özel jetin 7 Haziran’da Bingazi Benina havalimanından kalkıp Moritanya Nouakchott - Oumtounsy Havalimanı üzerinden Caracas Simon Bolivar Maiquetia Havalimanı’na indiği iddiaları gündemi bir anda Venezuela aleyhine değiştirirken, BBC Türkçe’de yer alan habere göre ABD yaptırımlarından dolayı ham petrolü satmakta zorlanan Venezuela Hafter ile işbirliği yapıyordu. Uzmanlar bu ziyaretin ilk olmadığını ve nisan ayında da gerçekleştiğini iddia ederken, Libya'da, Türkiye ve Birleşmiş Milletler'in desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne karşı eli zayıflayan Rusya destekli Hafter'in operasyonlarını sürdürebilmek için Libya petrolünü satma çabalarına ağırlık verdiği de öne sürüldü.

Rusya ve Çin’in Latin Amerika’da ABD’nin etkinliğini azaltmak için sürdürdüğü politikanın da yansıması olan bu adımın ardından, İran bandıralı kargo gemisi Golsan Venezuela'nın La Guaira Limanı'na demirledi. İran'dan Venezuela’ya petrol taşıyan gemilerin kaptanlarına yaptırım uygulayan aynı zamanda savaş gemilerini de “Navigasyon Operasyonu Özgürlüğü” çalışmaları kapsamında Venezuela limanlarına yaklaştırdı.

Trump’ın operasyon talebine karşılık ABD’li yetkililer askeri güce başvurmayacaklarını açıklarken, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya ABD’de yarışı önde götüren Joe Biden arasında gerçekleşen görüşme soruldu.

Devlet Başkanı Maduro, Venezuela Haber Ajansına (AVN) yaptığı açıklamada, ABD'li mevkidaşı Trump ile görüşebileceğini belirterek, "Benim cevabım, Biden ile saygılı bir şekilde uzunca nasıl görüştüysem, gerektiği takdirde Başkan Donald Trump'la da saygı çerçevesinde görüşmeye hazırım. Tıpkı Biden ile görüştüğüm gibi Trump'la görüşebilirim" ifadelerini kullandı.

Maduro’dan bir hamle de referandum için geldi. Venezuela lideri, yeterli imzanın toplanması halinde 10 Ocak 2022'den itibaren referandum hazırlıklarının başlatılacağını belirtirken, "Devlet başkanlığı görevime devam edip etmeyeceğimi belirleyecek olan referandum için imza toplama işleminin 10 Ocak 2022'de başlatılması mümkün olacak" dedi.

Maduro ve Trump arasında bir görüşme gerçekleşip gerçekleşmeyeceği merakla beklenirken, bölgede Rusya ve Çin’in etki alanını sınırlamaya çalışan ABD’nin atacağı adımlar önümüzdeki günlerde petrol satışı için de kritik hamleleri beraberinde getirecek.