ABD ve Rusya’nın enerji rekabeti

Rusya, Kuzey Akım-2 ve Türk Akımı isimlerinde iki önemli boru hattını hayata geçirmek istiyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise söz konusu iki projeden özellikle ilkinin hayata geçmesini istemiyor ve bu konuda Avrupa ülkelerine çeşitli baskılar uyguluyor.

ABD ve Rusya’nın enerji rekabeti

ABD ve Rusya rekabetinin en önemli konularından birini enerji güçleri oluşturuyor. Rusya’nın en büyük gelir oranını enerji ihracatından elde edilenler teşkil ediyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bu gelirler sayesinde özellikle 2000’li yılların başında iç ve dış borçları kapatarak daha aktif bir dış politika izlemeye başlamıştı.İzlemiş olduğu merkeziyetçi politika sayesinde ülke içinde kontrolü tekrar tesis eden Putin, Rusya’nın imajının değiştirilmesi konusunda da başarılı olmuştur.Bu husus, ister istemez ABD’nin dış politikasıyla ve çıkarlarıyla çatıştı ve artık günümüzde yeni bir Soğuk Savaş’tan dahi bahsedilmeye başlanmasına sebep oldu. Bu savaş çerçevesinde, Rusya enerji kartını imkan dahilinde kullanmaya, ABD de tam tersine Rusya’yı bu silahtan mahrum bırakmaya çalışıyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya arasında enerji alanındaki mücadelenin en büyüğü Avrupa’da yaşanıyor. Avrupa Birliği enerji alanında yaklaşık yüzde kırk oranlarında Rusya’ya bağımlı durumda. Rusya enerji bağlamında AB’nin en önemli gaz tedarikçisiyken, AB’de  Rusya’nın enerji ürünlerinin en büyük satın alıcısı konumunda.Bu husus Rusya’ya hem önemli miktarda gelir getiriyor hem de Avrupa ülkelerinin Rusya’yla Batı arasında yaşanan gerginlik sürecinde dahi Moskova ile ilişkileri tamamen kesmemelerini sağlıyor.

Rusya, dünyadaki petrol rezervlerinin yaklaşık olarak yüzde 6.6’sına, doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 26.3’üne sahip durumdadır. Rezerv oranları incelendiği zaman var olan rezervler ile ham petrolde yaklaşık 22 sene, doğal gazda ise 80 senelik üretim yapılabileceği görülmektedir. Doğalgaz rezervleri ile dünya çapında birinci sırada olan Rusya, dünyanın en büyük doğal gaz ihracatçısı, ikinci en büyük petrol ihracatçısı ve üçüncü en büyük enerji tüketicisidir. Bu sebeple birlikte alternatif bulunamadığından dolayı, Rusya'ya bağlılığın azaltılması hiç de kolay değil gibi görünüyor.

Bununla birlikte Avrupa Birliği ülkelerinin çoğu enerji ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, Avrasya coğrafyasında yeniden yapılandırılmakta olan boru hatlarına katılma yolları arıyor. Ukrayna'dan geçen Batı Hattı'nın geleceği tehlike altında olduğundan, bu hattan gaz alan Romanya ve Bulgaristan gibi ülkeler, Türk Akımı-2'nin kendi topraklarından geçmesini istiyorlar. Bu şekilde kendi gaz ihtiyaçlarını karşılayacak olan bu ülkeler, aynı zamanda eskiden olduğu gibi transit gelirini de elde edecekler. Öte yandan Sırbistan ve Macaristan gibi ülkelerde Türk Akımı-2 projesine ilgi duyuyor ve bu projeye katılma konusunda kararlı olduklarını belirtiyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri’nin içinde bulunduğu, endüstrileşmiş Kuzey ülkeleri var olan küresel enerji düzeninin temel belirleyicileri olup, dünyadaki Karbondioksit salınımlarının yüzde 75’inin de kaynağını teşkil etmektedirler.Tüm bunlara ek olarak dünyanın mineral ve maden kaynaklarının da yaklaşık yüzde 70’i tüketmektedir.ABD’nin enerji politikası öncelikle küresel bir boyuta sahip olup, bu politikanın temelini oluşturan ana unsur dünya çapında artmakta olan arz ve kaynak çeşitliliğidir. Mevcut durumda, ABD kendi enerji güvenliğini ve küresel ekonomik sistemin sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik olarak dünyanın en önemli petrol ve doğal gaz üreticisi ülkeleriyle yakın işbirlikleri kurmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri, Rusya’nın Kuzey Akımı-2 projesinin başlamasının önüne geçmek istiyor.Bununla birlikte projede yer alacak şirketleri çeşitlik yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyor. Avrupa Birliği yasaklarınada takılan proje için Rusya'nın en önemli kozu ise Almanya'nın mevcut tutumu olarak görünüyor. Almanya, Rusya'ya uygulanan tüm yaptırımlara katılmasına ve bunu desteklemesine rağmen, Kuzey Akım-2 projesinin hayata geçmesini istiyor ve ABD'nin baskısını ve AB yasalarını devre dışı bırakacak çıkış yolları arıyor. Almanya yönetimi böylece bir taraftan kendi enerji güvenliğini ve elde edeceği transit gelirlerini düşünürken, diğer taraftan Rusya'yla artık ticari münasebetlerin başlatılmasını savunan iş çevrelerini sakinleştirmeye çalışıyor. ABD'yi de aslında Kuzey Akımı-2 projesinde en çok rahatsız eden hususta bu Rusya-Almanya işbirliği gibi görünüyor.

Amerika ve Rusya'nın enerji konusunda anlaşmazlık yaşadığı bir diğer konununda Çin meselesi olduğunu söyleyebiliriz. ABD ile Çin, 2023 yılından itibaren, Çin'in ABD'den 18 milyar dolarlık sıkıştırılmış gaz alacağına dair anlaşmaya vardılar. Bu anlaşma da iki ülkenin bu alandaki işbirliğinin başlangıcını temsil ediyor.Öteki tarafta ise 2019 yılının sonunda Rusya ile Çin'i birbirine bağlayan Sibirya'nın Gücü adlı doğalgaz boru hattı hayata geçecek. Bu sebeple mevcut taraflar arasında, 30 yıl boyunca yılda 38 milyar metreküp gazın ihracatı konusunda anlaşmaya varıldı.Böyle bir durumda ABD'nin sıkıştırılmış gazı Rus doğalgazına rakip değil fakat uzun vadede ABD, Çin pazarının tamamını Rusya'ya bırakmak istemiyor. AB'de yaşanan siyasi ve ekonomik kriz, boru hatlarının inşasının pahalı olması ve ABD'nin Rusya karşıtı baskısına rağmen Rusya'ya alternatif göstermemesi, Rusya'nın bölgede enerji alanındaki hakimiyetinin devam etmesini sağlıyor.