ABD ve Çin savaşında son durum nedir?

Küresel çapta Çin ile ABD arasında yaşanan güç mücadelesi ticaret savaşlarından daha farklı bir evreye geçti. Çin, 2013 yılında ‘Bir Kuşak Bir Yol’ adında dünya nüfusunun 3’te 2’sini etkileyebilecek potansiyele sahip ve milyarlarca dolar yatırım gerektiren bir proje açıklamıştı. Bu çerçevede küresel siyasetteki etkisini giderek artıran Çin’e karşı ABD’den ‘Mavi Nokta Ağı’ adında bir proje girişimi geldi.

2013 yılında ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ adıyla Çin lideri Xi Jinping tarafından sunulan modern İpek Yolu projesi, Çin’in kara ve denizden Batı’ya ekonomik atılım hamlesi olarak şekillendi. Tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan bütün ülkeleri etkileyecek olan projeye, Çin milyarlarca dolarlık yatırım ayırdı. Projeye yıllık olarak 125 milyar doların üzerinde yatırım yapılması öngörülüyor ve şu ana kadar yapılan yatırım tutarı ise 500 milyar doların üzerinde.

Asya Pasifik’ten Orta Asya’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya ve oradan da Güney Amerika’ya kadar uzanacak olan bir alt yapı yatırımlarını öngören proje Çin’in dünya genelinde para endeksli etkisini giderek arttırıyor. Çin’in ekonomik yükselişini ve siyasal etki kapsamının genişlemesini durdurmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri (ABD), ‘BLUE DOT NETWORK’-‘Mavi Nokta Ağı’ adıyla bir proje açıkladı.

Tayland’da Kasım ayında gerçekleştirilen 35’inci ASEAN zirvesinde yanına Japonya ve Avustralya’yı da alarak projeyi açıklayan ABD, ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ projesiyle küresel siyasetteki etkinliğini arttırmayı planlayan Çin’i sınırlandırmayı planlıyor. Mavi Nokta Ağı olarak lanse edilen proje ile ABD, elektrik şebekelerinden havalimanlarına, yollar, köprüler, telefon, internet ağları ve pek çok diğer hizmeti küresel güven standartlarına, teknolojilerine ve sürdürülebilirliklerine göre sertifikasyon sisteminden geçirmeyi öngörüyor.

3 Kasım 2019, 35'inci ASEAN zirvesi

BLUE DOT NETWORK NEDİR?

Mavi Nokta Ağı, ABD’nin yanına Japonya ve Avustralya’yı da alarak geçtiğimiz kasım ayında Tayland’da düzenlenen 35’inci ASEAN zirvesinde açıkladığı çok paydaşlı bir sertifikasyon sistemidir. Amerika Yatırım Bankası (OPIC), Japon Uluslararası İlişkiler Bankası (JBIC) ve Avustralya Dış Ticaret Bakanlığı (DFAT) tarafından desteklenen bu çok paydaşlı girişim, hükümetleri, özel sektörü ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek küresel altyapı gelişimi için yüksek kalite ile güvenilir standartlar sağlamayı öngörüyor.

Blue Dot Network, Hint-Pasifik bölgesinde ve dünyadaki pazar odaklı, şeffaf ve finansal açıdan sürdürülebilir altyapı gelişimini teşvik etmek için yaygın olarak kabul edilen ilke ve standartlara bağlı kalarak belirlenmiş altyapı projelerini değerlendirecek ve onaylayacaktır.

Mavi Nokta Ağı’nın yapısı, nasıl oluşturulacağı, Avustralya ve Japonya dışında neden diğer Hint-Pasifik ülkelerinin katılımının öngörülmediği, küresel güven standartlarının ne olduğu, kim tarafından belirleneceği ve kimin kontrol edeceği dünya kamuoyunun gündeminde olan çıkmazlar.

Sadece üç ülkenin katılımıyla oluşturan ve tüm dünya ülkelerini etkileyecek olan çok paydaşlı ‘Mavi Nokta Ağı’nın ‘Küresel Güven Standart’larına ilişkin açıklamalarda bulunan Enerji ve Çevre Devlet Bakanlığı Müsteşarı Keith J. Krach, standartların “şeffaflığa ve hesap verebilirliğe saygı duymaya, mülk ve kaynakların egemenliğine, yerel emek ve insan haklarına, hukukun üstünlüğüne, çevre ve tedarik ve finansman konusundaki sağlam hükümet uygulamalarına” dayanacağını belirtti. Ayrıca Krach, standartların kontrolünün ise uluslararası hukukçular aracılığıyla değerlendirileceğini ve bunu tüzük haline getireceğini açıkladı.

ABD Enerji ve Çevre Devlet Bakanlığı Müsteşarı Keith J. Krach

 

Her ne koşulda olursa olsun ABD, Mavi Nokta Ağı adındaki sertifikasyon girişimiyle Çin’in gelişmekte olan ülkelere ağır şartlar altında borçlar vererek etkisini altına almaya çalışmasını önlemeye yönelik geliştirilen bir programdır. Bu sayede ABD, Çin’in aksine krediler dağıtarak değil de Çin’in etkisine giren ülkelerde altyapı yatırımlarının kalitesinin nicelik kadar önemli olduğunu tartışmaya açmaya çalışarak

KORKU KAYNAĞI: HUAWEİ

Çin’in en başarılı Telekom şirketi Huawei, Batılı ülkeler için korku kaynağına dönüşmüş durumda. Bunun başlıca nedeni ise ABD’nin, Huawei'nin Çin hükümeti ile ilişkileri ve yeni nesil mobil teknoloji olan 5G piyasasına küresel ölçekte egemen olması nedeniyle Batılı ülke vatandaşları, kurumları ve devletleri hakkında bilgi toplayabileceğini iddia etmesidir. Ayrıca Huawei’yi bir “ulusal güvenlik tehdidi” olarak gören Washington ve Federal Hükümet’in FBI ve CIA’in de aralarında olduğu altı istihbarat kurumunun başkanları Kongre’de yaptıkları konuşmalarda, Amerikan halkını Huawei cihaz ve ürünleri kullanmamaları konusunda uyarmıştı.

Çin’in teknoloji devlerinden biri olan ve dünyanın ne büyük ikinci akıllı telefon üreticisi ünvanını taşıyan Huawei, geçen yıl 200 milyon cep telefonu satış rakamına ulaştı. Fakat ABD’nin korkmuş olduğu nokta, Huawei’nin satış rakamlarında yükselmesinden ziyade şirketin Çin ordusu ile ilişkilerinin olması. Nitekim şirketin kurucusu Ren Zhengfei, hem Çin Komünist Partisi üyesi hem de Çin ordusunda görev yapan bir mühendis. Her ne kadar bu, Çin için pek rastlanılmamış bir durum olmasa da ABD ve Batı'da kaygı yaratan bir özellik.

Diğer taraftan ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi, 2012 yılında hazırladığı raporda, telekom şirketleri Huawei ve ZTE'nin ABD'de faaliyet göstermesine izin verilmesi halinde haberleşmeyi izleyebileceklerini ve hatta elektrik şebekesi gibi ABD'deki altyapı tesislerine yönelik siber saldırılar düzenleyebileceklerini öne sürdü. Ayrıca siber saldırı uzmanları, Huawei'nin ABD'nin Montana eyaletinde bulunan baz istasyonlarını "silah gibi kullanarak", o civarda bulunan bir hava üssünde yer alan kıtalararası balistik füzelerin çalışmasına müdahale edebileceğini iddia etti. Çinli uzmanlar ise bu tezi "saçmalık" olarak nitelendirdi.

Sonuç olarak Çin’in ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ projesi ile küresel siyasette giderek artan etkisini kırma yolları arayan ABD, ‘Mavi Nokta Ağı’ sertifikasyon prosedürleriyle bunu gerçekleştirmeye amaçlıyor. ABD, yanına Japonya ve Avustralya’yı da alarak Çin’in gelişmekte olan ülkelerde altyapı geliştirme faaliyetlerini durdurmayı planlıyor. Bu süreci ise gelişmekte olan ülke liderlerine, yapılması planlanan yatırımların maliyetlerini, finansal açıdan sürdürülebilirliğini ve hukukun üstünlüğü gibi kriterleri içeren analizler sunarak altyapı yatırımlarının kalitesinin nicelik kadar önemli olduğunu tartışmaya açmaya çalışıyor. 

Çin’in gelişmekte olan ülkelere krediler sağlayarak etkisi altına almasının dışında ABD, Çinli teknoloji devi Huawei’nin sınır tanımadan tüm dünyaya yayılmasından da rahatsız. Huawei’i Çin hükümeti için istihbarat çalışmaları yürüttüğünü iddia eden ABD, Huawei’nin faaliyetlerini Amerika’da durdururken pek çok ülkeye de teknoloji devinin faaliyetlerini durdurması için baskı uyguluyor. Nitekim ABD güvenlik yetkilileri, 5G teknolojisini hayata geçirirken "arz zinciri güvenliğini" güçlendirmeleri konusunda İngiltere ve Almanya üzerinde baskı kuruyor. Bu bir bakıma "Huawei'den uzak durun" anlamına da geliyor.

ABD, Çin’in ‘yatırım ve yardım paketleriyle kontrol altına al’ stratejisini soğuk savaş boyunca başarılı bir şekilde uygulamıştı. Nitekim 2’inci Dünya Savaşı’ndan sonra yıkıma uğrayan Batı ülkelerine Marşal Planı ve Truman Doktrini kapsamında ekonomik yardımlar sağlayarak Sovyet tehdidine karşı başarılı olmuştu. Bugün ise Çin, ABD’nin Soğu Savaş döneminde uyguladığı politikayı başarılı bir şekilde uyguluyor fakat tüm dünya genelinde uyguluyor. Bu durumda ABD’nin gözünü korkutuyor.