ABD ile Çin ilişkilerinin seyri

Cumartesi günü Wall Street Journal’daki bir makalede, barış döneminde Amerikan diplomatik tarihindeki en büyük diplomatik personel tahliyesine değinildi ve çalışmada “Büyükelçilik ve konsoloslukların boşaltılması, koronavirüs mücadelesinde işbirliği yapma ve iletişim kanallarının açık tutulması fırsatlarını azalttı” tespitine yer verildi.. Gelecekte ABD-Çin ilişkilerini neler bekliyor?

Washington, hastalıkların tahrip ettiği Vuhan'daki konsolosluğunu ocak ayı sonlarında kapattı. Şubat ayının başından itibaren de ABD diplomatlarını ve ailelerini ülkeden çekmeye başladı. 

 Şu an ABD, Washington ve Pekin arasındaki gerilimi artırmakla sorumlu tutuluyor. Wall Street Journal makalesinin başlığı "Çin Diplomatlarının ABD'deki Düşüşü Bağları Sakatlıyor” idi. Orville Schell makalesinde, "Pandemi ile başa çıkmak için daha büyük işbirliğine dayalı mekanizmalar inşa etmemiz gereken bir zamanda, iklim değişikliği gibi umursamadığımız diğer büyük sorunlar ve ticaret gibi — en geniş anlamda onları parçalıyoruz.” ifadelerini kullandı. ABD-Çin İlişkileri Merkezi Direktörü Schell gazetedeki makalesinde, "Asya Birliği'nin  Washington'un bu kadar çok diplomatı geri arama ihtiyacını sorguladı.” dedi.

ÇİN DE MASUM SAYILMAZ

Bununla birlikte, ABD-Çin bağlarındaki keskin düşüş, yabancı bir düşmana ihtiyaç duyan militan bir komünist rejimin sonucudur ve ABD’nin Çin topraklarındaki yüksek sayıdaki diplomatik personeli iki ülke arasındaki ilişkilere yardımdan ziyade daha da kötüleştirebilir.

Eski ideolojiler zor ölür, ama Schell’in yorumlarından da anlaşılacağı gibi bu durum “ortaklık” dan başka bir şey değil. 1970'lerin başından bu yana Amerikan politikasını yönlendiren sarsılmaz fikir, Birleşik Devletlerin komünist Çin'i uluslararası bir sisteme sokması ve böylece dünyadan pay almasını sağlamaktı. Bir “paydaş” olarak Pekin, çok taraflı kurumları desteklemenin ve küresel kural ve normların uygulanmasının çıkarına olacağını görecektir.

Ne yazık ki, Çin rejimi güçlendikçe daha savaşçı hale geldi. Örneğin çok taraflıların içinde bu kurumları zayıflattı. Dünya Sağlık Örgütü örneğindeki gibi kurum etkin bir şekilde Çin Komünist Partisi'nin bir kolu haline geldi. Etkileşim teorisi çalışmalı ve kulağa iyi gelmeliydi ama berbat bir şekilde başarısız oldu.

AMERİKA NASIL KARŞILIK VEREBİLİR?

Peki Amerika Çin'i nasıl caydırıyor? Pennsylvania Üniversitesi'nden Arthur Waldron Cumartesi günü National Interest’e verdiği demeçte, “Çinli liderlere, bizim yapmamızı beklediklerinden farklı olan ve onları psikolojik olarak yerinden çıkaran bir şeyle vurmamız gerekiyor,” ifadelerini kullandı.

Bunu yapmanın bir yolu, ABD'deki Çinli diplomatları kovmaya ve belki de konsolosluklarını kapatmaya başlamak olacaktır. Pekin, en azından Amerikan başkentinde katılım ideolojisi tanrısının öldüğünü anlamalıdır.

Elbette kısasa kısas ihracı Çin ve ABD makamlarında diplomat bırakmazdı. Ancak bu durum Çin için sorun olmayabilir. Çin’in 1967-1969 yılları arasında sadece Mısır’da büyükelçisi vardı ve neredeyse onu da geri çekiyordu.

İletişim eksikliği Amerika için gerçekten kötü bir şey değil. Görev yerlerinden gelen diplomatlar kesinlikle Waldron’un psikolojik kaydırması gibi konularla yetkinliklerini artıracaklardır. Çinliler şunu bilmeliler ki Amerikalılar artık onların rejimlerinin, bu şeyler kapsamında, çok da önemli olduğunu düşünmüyor. Ne yazık ki, Amerikalı liderler, ülkelerinde iletişim kurmak için umutsuz görünerek ve her yerde ABD'nin en büyük diplomatik misyonlarından birini koruyarak Çin'in zaten şişirilmiş egolarını besliyorlar. Bu nedenle diplomatik personelin azaltılmasının doğrudan faydalı bir etkisi olabilir.

Her halükarda iki güç, ABD'de sıfır Çinli diplomat ve Çin'de sıfır Amerikalı diplomat ile bağlarını sürdürebilir. Bir Çin tarihçisi ve uluslararası ilişkiler koltuğuna sahip Waldron'un geçen haftanın sonunda bana dediği şey şuydu: “Gerçekten tek ihtiyacınız olan bir telefon hattı.”

***National Interest'ten intell4 tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.