Huawei ve teknolojik soğuk savaş

Amerika Birleşik Devletleri’nde Donald Trump’un 2017 yılında başkanlığa gelmesiyle birlikte dünya bir soğuk savaşa uyandı. Öncelikle ticaret açığını ve pek çok nedeni gerekçe göstererek Çin ile ticaret savaşını başlatan Trump yönetimi, ekonomide, teknoloji, bilimde ve pek alanda bölünmeye neden oldu. Bugünler de karşılıklı yasaklamalar yükselişe geçerken, teknoloji dünyasındaki bölünme hız kesmeden devam ediyor.

Yıllar önce adı pek duyulmamış olan bir Çinli şirket Avrupa’da ilk satış ofislerini açarak, telekomünikasyon ağlarını kurmak için teklifler vermeye başladı. Bu şirket bugün Çin’in göz korkutucu yükselişini ve güvensizliğin ortaya çıktığı küresel sistemi sembolize eden Huawei. Huawei, 123 milyar dolarlık satışları ve Çinli yöneticilerin endüstriyel hedeflerine olan bağlılığıyla biliniyor. Huawei’nin göz korkutucu yükselişinin farkında olan ve Çin’e karşı devasa boyutlarda ticaret açığı veren Amerika, 2018 yılında Pekin ile ticaret savaşlarına girişti.

Şimdi İngiltere, Huawei'yi 5G ağlarından engelleyeceğini söyledi. Ancak tüm gelişmeler Batı’nın kararını göstermekten çok strateji eksikliğini ortaya koyuyor. Amerika’nın güvenlik şefleri her zaman Huawei’nin ekipmanlarının casusluğa yardımcı olmak için tasarlandığından ve müşterilerini sübvansiyonlu Çin teknolojisine bağımlı hale getirmesinden endişe duyuyorlar. Ancak 170’den fazla ülke risklerin yönetilebileceğine karar verdi. İstihbarat konusunda Amerika ile yakın çalışan İngiltere, 2010 yılında Huawei'nin teçhizatını izlemek için siber uzmanlardan oluşan bir "hücre" oluşturdu ve daha sonra ağı daha az hassas bölümlere indirgedi. Diğer ülkeler de İngiltere’nin açtığı yoldan giderken, Çin devlet kapitalizminin saf bir kucağı ile soğuk bir savaş arasında bir orta yol sundu.

Bu denli ince bir kararın savunulamaz olduğu kanıtlandı. Trump yönetimi dünyayı Huawei'yi dışlamaya çağırıp, tedarikçilerine tek taraflı bir ambargo uygularken, Amerikan araçlarını kullanarak yurtdışında yapılan cipslerin satışını da engelledi. Bir müttefik ve tedarikçi arasında seçim yapmak zorunda kalan İngiltere, kaçınılmaz olarak bu haftaki kararı aldı. Sam Amca'nın sakat bırakmak istediği bir şirketle iş yapmak herkes için daha riskli hale geldi. Huawei, kendi adına, buggy yazılımının izlenmesi veya opak yönetişim ve mülkiyetinde reform yapması konusunda zorlaştığından şikayet eden İngiltere'nin siber uzmanlarına güven veremedi. Çin liderlerinin gerçekten önemli olduğunda hukukun üstünlüğüne saygı duydukları her türlü yanılsama Hong Kong'daki olaylar tarafından parçalandı. Huawei'yi Avrupa ağlarından koparmanın doğrudan maliyeti tolere edilebilir. İki Batı tedarikçisi olan Ericsson ve Nokia, üretimi hızlandırabilir ve ağlar daha çok yazılıma ve açık standartlara bağımlı hale geldikçe yeni rekabet ortaya çıkabilir.

Gerçek yükün antenlerle ilgisi yok ama dünya ticaret sisteminin bozulmasından kaynaklanıyor. Belki bir düzine ülke Huawei'yi yasaklayabilir. Ama Batılı ülkelerin dışında gelişmekte olan ülkeler Huawei’yi kullanmaya devam edebilir. Ticaret ortak kurallara dayanıyor, ancak İngiltere'nin kararı lobicilik ve tehditlerin girdabı içinde verildi. Kararı destekleyen daha geniş bir şekilde uygulanabilecek bir ilke ortaya çıkarmak zordur.

Karşılıklı olarak yasaklamalar artışa geçerken, Pekin yönetimi Çin’de üretilen ve satışı yapılan Audi, Apple, gibi firmalara yasaklama getirebilir. Bu durum giderek artan bir kanunsuzluk duygusunu besliyor. Çin-Amerikan ticaretinde ortalama tarife yüzde 20 seviyelerine ulaşmış durumda. Çin’den Avrupa’ya olan direkt yatırımlar 2016 yıldan beri düşüşe geçerken, Çinli uygulama devi TikTok Hindistan ve ABD’de yasaklamayla karşı karşıya kaldı. Çin Tayvan’a silah satışı gerçekleştirdiği için Lockheed Martin’e yaptırımlar uygulamayı planlıyor. Giderek yasaklar dünyasına girerken, Hong Kong’un özel statüsü yok oldu ve bölgede devasa ticari işlemler gerçekleştiren HSBC yaptırımlarla karşı karşıya kaldı.

Dünya yavaş yavaş değişiyor. Soğuk Savaş döneminde Batının rakibi ekonomisi o kadar da büyük olmayan Sovyetler Birliği’ydi. Fakat bugünün dünyasında Batı’nın rakibi, dünya ihracatının yüzde 13’ünü ve dünya pazarı kapitalizasyonunun yüzde 18’ini gerçekleştiren Çin’dir. Dolayısıyla Çin’e karşı savaşmanın yerine Çin’in doğasını kabul eden yeni bir ticaret rejimi gereklidir. Fakat bu hiç kolay değil.