ABD, tüm güçlerini Çin'e karşı kullanacak

Küresel liderlik yarışında Çin’e karşı rekabet gücünü yitirmeye başlayan ABD, dış politikada stratejisini değiştirdi. 2008 yılında dış politikada Asya-Pasifik odaklı stratejiler geliştiren ABD, bu bağlamda dünyanın pek çok noktasındaki askeri kuvvetlerini ve teçhizatlarını Çin’e karşı konuşlandırmaya başladı. Afrika’dan çekilmeye başlayan ABD’nin, Körfez’deki hava savunma sistemlerini ve askeri kuvvetlerini çekmeyi de gündeme aldığı iddia edildi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Orta Doğudaki müttefiklerini yalnızlığa itmeye devam ediyor. 20 Ocak’da Donald Trump’tan ABD Başkanlığı’nı devralan Demokrat Joe Biden’ın Orta Doğu politikası şekillenmeye başladı. 2008 yılında Barack Obama’nın açtığı yolda ilerleyen Biden,'ın Basra Körfezi’nde bulunan Patriot hava savunma sistemlerinin geri çekilmesi talimatını verdiği iddia edildi.

ABD merkezli Wall Street Journal, Biden’ın Basra Körfezi’nde bulunan Patriot hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere pek çok askeri teçhizatın ve kuvvetin bölgeden çekilmesi yönünde ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) talimat verdiğini gündeme getirdi.

Wall Street Journal, haberde üst düzey ABD’li yetkililere atıfta bulunurken, Pentagon’un Suudi Arabistan başta olmak üzere Basra Körfezi’ndeki 3 Patriot sistemini geri çekeceğini ifade etti. Ayrıca haberde Pentagon’un bölgedeki bir uçak gemisini, gözetleme sistemlerini ve birçok askeri kuvveti Orta Doğu’nun dışına taşıdığını aktardı.

"KENDİ BÖLGENİZİ SAVUNUN"

Patriotların ve askerlerin neden geri çekilmek istendiğine ilişkin olarak Wall Street Journal, ABD’nin Suudi Arabistan’dan kendi topraklarını savunma yükünü daha fazla üstlenmesini istemesi olarak gösterdi. Haberde, Pentagon’un Suudi Arabistan’daki stratejik noktalar ile petrol alanlarının korunması için bir ekip oluşturduğu ifade edilirken, yardım kapsamında hava savunma sistemi satışı, istihbarat paylaşımı ve ek askeri eğitim olanaklarının yer aldığı aktarıldı.

ABD, RUSYA VE ÇİN’E ODAKLANACAK

11 Eylül saldırıları ile dış politikada Orta Doğu merkezli düşünmeye başlayan ABD’nin odak noktası Çin’in yükselişi ile değişmeye başladı. 2008 yılında ise Barack Obama, ABD dış politikasını Çin merkezli olacak şekilde dizayn etti. ABD dış politikasında yaşanan değişim ile birlikte Pentagon, dünya genelindeki askeri unsurlarının konumuna dair değişiklikler yapmaya başladı. Zira ABD’nin küresel rakip olarak gördüğü Çin’in yükselişinin baskılanması gerekiyordu. Dolayısıyla ABD, askeri kuvvetlerini ve teçhizatını Asya-Pasifik’e kaydırmaya ve bölge ülkeleriyle güvenlik anlaşmaları imzalamaya başladı.

2015 yılında iktidara gelen Donald Trump döneminde, ABD’nin Asya-Pasifik’e yönelik politikası daha fazla agresifleşti. Zira Trump, Çin’i tam anlamıyla hedef tahtasına koydu. Bir taraftan Çin ile ticaret alanında rekabete girilirken, diğer taraftan da askeri unsurlar bölgeye konuşlandırıldı. Trump döneminde, Fransa ile birlikte Orta Afrika’da güvenlik misyonu üstlenmiş olan ABD askerleri bölgeden çekildi. Orta Doğu’ya yönelik de çekilme planları yapan ABD, bölgede oluşacak güç boşluğundan Çin ve Rusya’nın faydalanmasını engellemek için NATO-ME projesini gündeme getirdi. NATO’nun, Orta Doğu’yu içine alacak şekilde genişletilmesini öneren ABD, böylelikle oluşacak güç boşluğundan Rusya ve Çin’in faydalanmasının önüne geçmeyi planlıyordu. Fakat Avrupa ülkelerinin NATO’nun genişletilmesine karşı durmaları projenin rafa kaldırılmasına neden oldu.

Trump döneminde Çin’in ticari faaliyetleri baskı altına alındı. Fakat askeri anlamda ilerleme kaydedilemedi ve 20 Ocak’ta Trump başkanlık görevini Demokrat Joe Biden’a devretti. Biden da Obama ve Trump gibi dış politikada Çin odaklı stratejiler geliştirmeye başladı. Nitekim Wall Street Journal’ın iddia ettiği geri çekilme bunun en önemli göstergesi. Zira Wall Street Journal’un haberinde, Pentagon’un Orta Doğu'dan çekeceği kuvvetlerin ve askeri teçhizatın bir kısmını küresel rakipleri olarak gördüğü Rusya ve Çin’e karşı yeniden konuşlandırabileceği belirtildi.