ABD İran’ın elini gördü

ABD, İran'ın Dini Lideri Ali Hamney'in 2016 yılın Nevruz kutlamaları kapsamında yayımladığı mesajından yola çıkarak İran'a ekonomik ambargo uygulamıştır. Mesajda İran'ın en büyük tehlikesinin kötü ekonomi olduğunu belirtmiş ve bu kapsamda ekonominin güçlendirilmesi gerektiğini belirtmişti. ABD'nin ekonomik baskılarına karşın İran, Suriye'de elini güçlendiren ve diğer bölgelerdeki operasyonları yöneten Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün Komutanı Kasım Süleyman-i üzeriden batıya mesaj verdi.

ABD İran’ın elini gördü

20 Mart 2016’da İran Dini Lideri Ali Hamaney Nevruz bayramı kapsamında bir mesaj yayınlamıştı. 2016 yılı için slogan olarak “Direniş Ekonomisi: Eylem ve Uygulama” ifadelerini seçen Hamaney, mesajında İran için tehlike unsuru olan faktörleri sıralamıştı. Bu bağlamda İran’ın “düşman tehdidinden etkilenmeyecek duruma gelebilmesinin” ekonomideki iyileşmeyle mümkün olacağını söyleyen dini lider, ülke için en önemli tehlikeyi ekonomik sorunlar olarak belirlemişti. Hamaney, “Düşmanın tehdidinden etkilenmeyecek duruma gelmeliyiz. Bu tehditleri sıfıra indirmeliyiz. Bana göre, bu alandaki en öncelikli konu ekonomidir. Ekonomi alanında doğru adımlar atılırsa sosyal, ahlaki ve kültürel sorunların çözümüne de fayda sağlayacaktır” ifadelerini kullanmıştı.

İran’ın yüzleştiği ekonomik sorunlar genel olarak dış politikada yapılan yanlışlıklardan kaynaklanmaktadır. Dış politikanın yandı sıra devrimden beri hemen hemen 40 yıldır, halkla rejim arsından açılan makas, halk ile devlet ilişkilerini güvensizliğe mahkum etmiştir. Sınıf farklılıklarının kaldırılması amacıyla yapılan İslami devrim, sosyal adaletin sağlanamaması ve yolsuzluğun artması sebebiyle sınıf farkının daha da artmasına neden oldu. Avrupa ülkeleri ve ABD ile imzalanan nükleer anlaşmanın akabinde ekonomide görülen nispi iyileşme halk tarafından nerdeyse hiç hissedilmedi.

2018 yılında İran ile imzalanan Nükleer anlaşmadan çekildiklerini açıklayan ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın ABD için bir utanç kaynağı olduğunu belirtmişti. Çekilmenin ardından ABD, İran’a uygulamak üzere birtakım politikalar geliştirdi. Hamaney’in 2016’daki konuşması İran’ın zayıf yönünü tam anlamıyla göstermişti ve ABD bu zayıf tarafı hedef olarak belirledi. İran’ın ekonomik olarak yıpratılmasına artık başlanmıştı. Bu konuda acelesinin olmadığı ve zaman kazanmaya çalıştığı gözlenen Washington yönetimi, İran’ın tacizlerine rağmen vurdumduymaz bir tavır takınıyor. İran’ın ekonomik yönden zayıflaması için zamana ihtiyaçları olduğu açık. 

ABD-İran savaşı (Halkın Mücahitleri örgütü hariç) ne ülke içindeki ne de dışındaki herhangi bir rejim muhalifi tarafından isteniyor. Nitekim böyle bir savaşın rejimi daha da güçlendireceği görüşleri mevcut. ABD ekonomik baskılarla zaman içerisinde İran’ı değişime zorlamaya çalışırken rejim muhalifleri de bu yöntemi destekliyor. Tahran yönetimi bu gidişatı görmüş olacak ki son günlerde elindeki tüm kartları masaya koymaya başladı. Nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltmak, Hürmüz boğazında petrol tankerlerine el koymak, ABD İHA’sını vurmak, Yemen’deki Husileri hareketlendirmek ve (bazı iddialara göre) Aramco’nun hedef alınması bunlardan bazılarıydı.

Kara Şövalye kartı

Tahran yönetimi ABD ile yaşananlara karşı birçok politika geliştirmiş ve bu çerçevede belli hamleler gerçekleştirmiştir. İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün Komutanı Tümgeneral Kasım Süleyman-i (62) de yapılan, açılan kartlardan biri. İran İslami devrimi öncesinde su idaresinde çalışan sonrasında İran Devrim Muhafızları saflarında hızla yükselen Süleyman-i, askeri ve istihbarat birimlerinden oluşan Kudüs Gücü’nün başında.

Hamaney’e bağlı olan Tümgeneral Kasım Süleyman-i, İran’ın Ortadoğu politikalarının şekillenmesi açısından önemli bir isim. Aynı zamanda Irak’ta Daeş ile savaşmış ve Şam ile Bağdat’ta operasyon merkezleri kurmuştu. İlk zamanlarda Suriye’de Esad rejimin ayakta kalacağına pek inancı olmayan Rusları, 2015 yılında ikna edende de Kasım Süleyman-i’ydi. Suriye dışında diğer alanlarda da aktif rol alan Süleyman-i’nin etkinliği 2006 yılında meydana gelen İsrail-Lübnan savaşında artmıştır.

Bölgede yürütülen askeri operasyonlarda aktif rol alan Süleyman-i, batı tarafından pek hoş karşılanmamakla birlikte “kara şövalye” olarak da adlandırılırken İranlı muhafazakarlarca da “İran’ın süper kahramanı” olarak kabul edilmekte. Süleyman-i 2015 yılında nükleer anlaşmanın imzalanmasından sonra medyada nadiren görünürdü. Batı’nın bölgedeki İran uzantılarından duyduğu rahatsızlık ne zaman gündeme gelse, Süleyman-i medyada görünmez hale gelirdi. Fakat nükleer anlaşmadan ABD’nin çekilerek İran’a ambargo uygulamasının akabinde Süleyman-i medyada görünmeye başladı. Aslında Süleyman-i’nin bölgedeki etkinliği İran tarafından ABD’ye karşı bir koz olarak tutuluyordu ve İran 2 önce bu kozunu oynadı.

Uluslararası arenada (Dışişleri Bakanı Zarif aracılığıyla) “meşru” yollardan taleplerine ulaşamayan Tahran yönetimi, ABD tarafından “terör örgütü” ilan edilen yapının lideri Süleyman-i’yi sahneye koydu. Geçtiğimiz salı akşamı konuşması yayınlanan Süleyman-i’den, Yemen, Suriye, Lübnan, Irak ve bazı Afrika ülkelerinde operasyonlar düzenleyen yapının başındaki kişi olarak buralardaki gelişmelerle ilgili bir açıklamada ve ülke içi siyasete dair bir değerlendirmede bulunması beklenirken o sadece 2006 yılından yaşanan İsrail-Hizbullah gerçekleşen 33 günlük savaşa dair anılarını anlattı. Bu savaş üzerinden çeşitli mesajlar veren Süleyman-i, Lübnan’daki savaşın Tahran’dan yönetildiğini, hangi gizli yollardan Lübnan’a girdiğini, Lübnanlı İmad Muğniye ve Hizbullah örgütü lideri Hasan Nasrallah’la savaşı nasıl idare ettiklerini anlattı. 

Röportajda savaş boyunca Lübnan’da bulunduğunu dile getiren Süleyman-i, örneklendirerek Batı’ya mesaj göndermiş oldu. Lübnan’da yaptıklarının bir benzerini Yemen, Suriye ve bir kez daha Lübnan’da yapabileceklerinin işaretlerini gönderen Süleyman-i, anlattığı olağanüstü olaylar ile ve mütevazi duruşuyla, ülke içindeki ve dışındaki sempatizanları nezdindeki yerini sağlamlaştırmaya çalıştı. Kısaca, İran’ın bölgedeki uzantıları üzerinde ne denli etkili olduğu, istenmesi durumunda bu örgütlerin gözünü budaktan sakınmayacağı mesajını veren Süleyman-i, bazı şeyleri anlatmaktan geri durarak da gizemini korudu.