ABD, İran'ı köşeye sıkıştırdı

ABD Başkanı Donald Trump Mayıs 2018’de İran nükleer anlaşmasından çekilmiş ve Kasım ayında ek yaptırımlarla İran’ı köşeye sıkıştırma gayretine girmişti. İran’ın altın, petrol ürünleri ve ham petrol gelirlerine darbe vurmak isteyen Trump, İran’la ticari ilişkilerde bulunan üçüncü ülkelerin de bu yaptırımlara dahil edileceğini belirtmişti.

ABD Başkanı Donald Trump Mayıs 2018’de İran nükleer anlaşmasından çekilmiş ve Kasım ayında ek yaptırımlarla İran’ı köşeye sıkıştırma gayretine girmişti. İran’ın altın, petrol ürünleri ve ham petrol gelirlerine darbe vurmak isteyen Trump, İran’la ticari ilişkilerde bulunan üçüncü ülkelerin de bu yaptırımlara dahil edileceğini belirtmişti.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 8 ülke, petrol ihtiyaçlarını gidermek için kısa vadede İran’dan başka alternatiflerinin bulunmaması nedeniyle ABD yönetiminden zaman talep etmişti. ABD yönetiminin yaptırım tehditinden mahrum bıraktığı bu ülkelere 2 Mayıs 2019 tarihine kadar zaman tanınmıştı.

Söz konusu ülkelerden Tayvan, Yunanistan ve İtalya, İran’dan petrol alımını an itibariyle durdurdu. Japonya ve Güney Kore de büyük oranda azalttı. Türkiye ise henüz yeni bir alternatif yol bulunamaması nedeniyle İran’la olan ticaretine hala devam ediyor. Konuyla alakalı ABD’li yetkililerle görüşmelerini sürdüren Türkiye, İran’la yapılan petrol ticaretine devam etme konusunda kararlı bir görüntü çiziyor. ABD ile halihazırda ticari krizler yaşayan Çin ve bir diğer üretim devi olan Hindistan’ın da, İran ile olan petrol ticaretini tamamen bitirmesi beklenmiyor.



İran, bölgesinde bir numaralı petrol ithalatçısı ülke konumunda bulunuyor. Yani yerini dolduracak alternatif bir kaynak bulunmadığı müddetçe Türkiye ve diğer ithalatçı ülkelerden İran’la petrol ticaretini tamamen sona erdirmeleri beklenemez. Durumun farkında olan ABD’nin asıl amacı ise İran ekonomisine can suyu olan petrol ihracatına Mayıs ayına kadar bir darbe vurmaktı.

ABD'nin amacına büyük oranda ulaştığını söyleyebiliriz. ABD’nin yaptırımları devreye soktuğu günden bu yana geçen 11 ayda İran’ın 11 milyar dolarlık bir kayba uğradığı tahmin ediliyor. Geçtiğimiz yıl mayıs ayında günlük 2.3 milyon varil petrol ithalatı gerçekleştiren İran’ın yaptırımlar sonrası ihracat oranı ise yaklaşık %60’lık bir kayıpla günlük 1 milyon varile kadar düştü. Öte yandan Türkiye, Japonya ve G. Kore’nin alımları tamamen durdurması halinde dahi sadece Çin ve Hindistan’ın günlük 800 bin varil civarında petrol ithalatı yapması bekleniyor.

İran ekonomisi için tehlike çanlarını çalacak sınır 600 bin varildir. Eğer bunun altına düşerse İran ekonomisinin ayakta kalabilmesi mümkün gözükmüyor çünkü İran ekonomisinin ayakta kalabilmesi milli gelirinin %80’ini oluşturan petrol ticaretine bağlıdır.

Petrol piyasasında arz edici aktörlerin teker teker devre dışı bırakılması da, kısa vadede İran’ın petrol satışının sıfırlanmasını olası göstermiyor. Özellikle dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan ülkesi Venezuela’nın içinde bulunduğu siyasi çıkmaz ve ABD baskısı, İran’ın bir anlamda elini güçlendiriyor. Aynı zamanda Libya’da yaşanan iç savaş da ülkenin petrol çıkarma işlemlerini oldukça olumsuz etkiliyor.

Petrol piyasasının yaşadığı bu daralmanın fiyatlara yansıması gündeme gelen bir diğer durum. ABD fiyatların arttırılmaması için OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) üyelerine açık bir pres uygularken, üretim oranlarının yükseltilmesinin gerekliliğini de sık sık vurguluyor.



ABD’nin boğucu ablukasından kurtulmaya çalışan İran, ambargoları delmek için adeta tüm imkanlarını seferber ediyor. İran’ın bu amaçla en çok kullandığı yöntem uluslararası kara sularında takip sistemi kapatılmış gemilerle başka gemilere petrol aktarımı yapmak. Bu işlemde İran büyük oranda Panama bandıralı gemileri kullanıyor.

Panama’ya bu açıdan büyük bir baskı uygulayan ABD, İran’ın denizde petrol aktarma yoluyla en çok ihracat yaptığı ülkelerden biri olan G. Kore’nin daha önce sipariş verdiği petrol taşıma tankerlerinin teslimat tarihlerini erteliyor. ABD, İran’ın bu usülle petrol satışı yaptığı Malezya, Singapur ve Hindistan gibi diğer ülkeleri de takip radarına aldı almış durumda.

İran nasıl bu duruma geldi?

İran’da 1979 yılında yaşanan devrim sonrası ülkenin sadece petrol geliri 1.2 trilyon dolar olarak kayıtlara geçmiştir. Günlük 3.8 milyon varil ihracat yapabilen İran’ın şu an bulunduğu durum ekonominin iyi yönetilmediğini göstermektedir. Dünyadan kopuk bir şekilde gerçekleştirilen dış politikanın da bunda büyük bir payı olmuştur.

Ekonominin yüzde 80’lik yükünün petrol gelirlerinden sağlanmasının, İran yönetimini bir rehavete sürüklediğinden bahsedebiliriz. Hazır bir gelir kapısı olarak görülen petrol ticareti nedeniyle ülkedeki üretim faaliyetleri çok sınırlı seviyede kalmış ve teknolojik gelişime ayak uydurulamamıştır. “Petrolden kazanıyorum, içeride üretmesem de olur, gerekirse ithal ederim” zihniyeti İran’ın bugün ekonomik olarak çektiği sıkıntıların ana nedenidir.